schlieri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
schlieri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2018 Pazar

İyi Ki Doğmuş: Gregor Schlierenzauer




 Herkes dünkü Dört Tepe'nin finalinin heyecanını yaşarken size Dört Tepe yazısıyla gelmek isterdim ama biraz hangi takımı tuttukları alnında yazan futbol yorumcuları gibi olacağıma inandığım için bu yazıyı profesyonellerimize bırakıyorum. Ben daha farklı bir yazıyla geldim buraya.

  Daha 17 yaşında Dört Tepe Turnuvasında, 18 yaşında genel klasmanda ikinci oldu Schlieri. O kadar ki o zamanlar Simon Ammann ile yaşıt sananlarınız mutlaka vardır.(Kesinlikle ben değilim.) 19 yaşında ,2008/2009 sezonunda, 13 Birincilik 20 podyum ve 2083 puan ile rekorlarla şampiyon oldu.(Bu rekorlar şu an için bir başka kayıp Peter Prevc'ta bulunmakta.)
  Schlieri'yi burnu havada ve ego küpü olarak görenlerin sayısı çok fazlaydı.Verdiği tepkiler,davranışları sürekli göz altındaydı. Bu adam o kadar garip isimlerden biri oldu ki seven gerçekten seviyor ama sevmeyen de ne kadar uğraşırsa uğraşsın sevemiyor.Çünkü eğer yarışta bir heyecan,sürpriz bekleyenlerdenseniz (Hele de Avusturya taraftarı değilseniz) Ne kadar madalya, rekor silip süpüren, kazanmaya alışmış ve hırslı biri hatta bir ülke hiç hoşunuza gitmeyecektir.



23 Yaşında elinde Dünya Kupası,Dört Tepe Turnuvası,Dünya Kayakla Uçma,Dünya Şampiyonası,Yaz Grand Prix,Dünya Gençler ve Takım Olimpiyat şampiyonluğu bulunuyordu."Önünde daha en az on yıl var." kazanabileceği başarıları, kıracağı nice rekorları düşünüyorduk. Bazılarımızı karalar bağlıyor , bazıları da yüzünde tebessüm ile bakıyordu.



"Bu adam durdurulamaz" Belki de kendi şom ağızlığımızla durdurduk onu. Sakatlıklar, form düşüklükleri birbirini izledi. Durum o kadar ciddiydi ki kendi evinde Kayakla Uçma Dünya Şampiyonası yapılacağı yıl kayakla atlamaya ara vermeye kadar geldi. Geri dönmesini iple çektik. O hırslanmaya, eski Schlieri olmaya çalıştıkça sakatlıklar onun peşini bırakmadı.En son onun yarışlara geri döneceği öngörülen zamandan yaklaşık bir ay önce döndü Gregor. Hala eskisi gibi hırslı ve azimli. Eski günlerine dönmek için minik minik ama net adımlar atıyor.

*Kendi hikayesini kendi ağzından dinlemek isterseniz yakın zamanda RedBull'un yayınladığı videoyu buraya bırakıyorum:


  Bütün bunlar olurken Gregor Schlierenzauer bugün 28 yaşına girdi. Yani bir kayakla atlama sporcusunun en verimli olacağı yaşta hala. Önünde atlayacağı, eski günlerine geri dönebileceği yıllar var. Kayakla atlamaya ve bize kazandırdığı her şey için, bu yazının oluşmasında ana karakter olduğu için teşekkür ediyorum. Ve yazıma onun playlistinden bir parça ile veda ediyorum. İyi ki doğmuş.



22 Kasım 2015 Pazar

SÜRPRİZLERLE DOLU TEPE KLINGENTHAL


Kayakla atlama 2015-2016 Kış Sezonu biraz güçlükle, ama kesinlikle pek çok sürpriz ve büyük bir heyecanla başladı.



Klingenthal Tepesi, canlı yayında Ozan'ın da belirttiği gibi, 'mimli' tepelerden birisi, diğer bir deyişle, işleri zora sokan ve hatta yarış iptal ettiren rüzgârı ile ünlü bir tepe. Buna geçen senelerde olduğu gibi, bir de beklenen ve henüz gelmemiş olan kış koşulları, yani mevsim normallerinden yüksek seyreden hava sıcaklığı ve bunun sonucunda da kâr yağışının olmayışı nedeniyle sunî kar ile pistin hazırlanması eklenince, bireysel yarışın elemeleri Cuma günü yapılamadı ve Pazar gününe hemen yarış öncesine ertelendi. Burada tüm bu olumsuz koşullara ve tecrübelere rağmen FIS Yönetimi'nin sezon açılışının Klingenthal'de yapılması konusunda ısrarcı olduğu izlenimine kapılmamak da mümkün değil. Tabi ki, fikstürün son derece dolu ve yoğun olduğunu biliyoruz ve organizatörlerin harcadığı hem finansal hem fiziksel çabalar da ortada şüphesiz, nitekim Klingenthal'de Vogtland Arena doluydu, bu manzaraya sezon boyunca pek çok yarış tepesinde rastlayamayabiliyoruz. O nedenle Klingenthal'deki organizatörler, en azından üzerlerine düşeni fazlasıyla yapmış diyebiliriz ama hava koşulları lehlerine değişmeseydi ne yaparlardı acaba diye düşünmekten de kendimi alamadım doğrusu!

Neyse bu işin başka bir yönü, gelelim asıl heyecanlı kısma yani yarışlara! Cumartesi günü oldukça heyecanlı bir takım yarışı izledik. Açıkçası 1. Tur sonunda galip durumda olan Slovenya takımı beni galibiyet için çok umutlandırmıştı. Peter Prevc'ın kardeşi Domen Prevc 132.5m.'lik atlayışı ile bir anda sahneye çıktı ve ortalığı karıştırıverdi. 2. Tur'da da 132 m.'ye giden 16 yaşındaki sporcu bütün dikkatleri üzerine çekiverdi. Buna ağabeyi Peter Prevc'un 139 m.'lik atlayışı eklenince içimden 'Tamam, bu sefer galibiyet Slovenler'in olacak' dedim. Yine Jurij Tepes 135.5 m.'lik atlayışı ile beklenen katkıyı takımına sağladı. 

Almanya, Severin Freund'un 138 m.'lik atlayışı sonrasında dahi Slovenya'nın 13.5 puan gerisinde kalarak 1.Tur'u ikinci sırada tamamladı. Avusturya ise bir zamanların efsane takımından oldukça uzakta, Slovenya'nın neredeyse 46 puan gerisinde 1. Tur'u tamamladı. Hayboeck ve Kraft bekleneni veremedi. Öte yandan takım yarışında Anders Fannemel kıyafeti sebebiyle diskalifiye olunca Norveç takımı bır anda yarış dışında kaldı, çok talihsiz bir andı.

Final Turu'nda ise işler bir anda değişiverdi. Juri Tepes ve Peter Prevc, maalesef yeterli düzeyde atlayışlar gerçekleştiremediler. Buna karşılık, Richard Freitag ve Severin Freund üst düzey performanslar sergileyerek yarışın gidişatını bambaşka bir noktaya taşıdılar ve Almanya'da, Klingenthal'de altın madalyaya uzandılar(1021.9 puan). Freitag ve Freund'un atlayışları göz doldurdu. Slovenya ikincilikte kalırken(1001.5 puan) Avusturya, her iki takımın ardından büyük bir farkla yarışı 3. sırada tamamladı(934.2 puan). Takım yarışında Schlieri'nin performansı, tabirimi umarım hayranları maruz görürler ki Schlieri' ye hayran olmayacak kimse olamaz, tam anlamıyla acınacak vaziyetteydi. Nitekim Pazar günkü bireysel yarışta 130 m.'lik ilk atlayışından sonra 119.5 m.'ye giderek yarışı 17. sırada tamamladı. Bana göre halen daha performansı çok inişli çıkışlı Schlieri'nin, ki canlı yayında Ozan yazı hem fiziksel hem mental anlamda çok iyi değerlendirdiğini söyledi. Umarım, Schlieri'den beklediğimiz, seyre doyamadığımız o seviyeye bir an önce gelir, şimdilik ısınıyordur inşallah diyelim.



Bugünkü bireysel yarışı ise nefesimi tutarak izledim. Norveçli sporcu Daniel Andre Tande ilk turda 142 m.'lik atlayış yaptı ve ikinci sıraya yerleşti. Sloven Peter Prevc ise 139 m.'lik atlayışı ile ilk turu Alman Severin Freund'un önünde 1. sırada tamamladı ve diğer rakipleri ile arasını oldukça açtı. Norveçli sporcular bu hafta sonu inanılmazdı. Vatandaşı Johann Andre Forfang da, eleme turunu 141 m.'lik atlayışı ile kazanarak 1000 Avro'luk ödülün sahibi oldu. 1. Tur'da Noriaki Kasai(136.5 m.) ve Kamil Stoch(137 m.) da göz dolduran atlayışlar yaptılar. Peter Prevc'un kardeşi Domen Prevc, 1. Tur'u inanılmaz bir şekilde 10. sırada tamamladı. Keza Norveçli Kenneth Gagnes(133 m.) 7. ve Alman Richard Freitag(132 m.) 8. sıraya yerleştiler.

Finalde ise inanılmaz atlayışlar birbiri ardı sıra geldi. Domen Prevc 139.5 m.'ye uçtu, Johann Andre Forfang 143 m.'ye uçtu. Stefan Kraft 142.5 m.'ye uçtu, Noriaki Kasai 139.5 m.'te uçtu ki kendisiyle aynı mesafeye giden Domen ile arasında 27 yaş fark var, buna inanabiliyor musunuz, Noriaki Almighty:), Richard Freitag 141 m.'ye uçtu, Peter Prevc 138 m.'ye uçtu ve Daniel Andre Tande 140.5 m.'ye uçtu! Sonucu kestiremiyorsunuzdur bence, çünkü herşey allak bullak oldu, tüm hesaplar şaştı. Öyle ki, Freitag atlayışından sonra ilk sıraya yükselmişti ki, Freund kendisini sadece 0.1 puanla geçerek günün sonunda onu podyum dışına çıkarmış oldu. Adam mutluluktan havalara uçarken bir anda öylece kalakaldı, inanılmazdı gerçekten. Öte yandan, Daniel'in yaptığı iş tek kelimeyle muhteşem! İlk Dünya Kupası galibiyeti ve eğer performansı böyle giderse bu sezonda ondan benzer başarılar daha görebiliriz. Peter Prevc, sadece 3 puanla Tande'nin gerisinde kaldı ve yarışı 2. sırada tamamladı. Freund her iki turda da mesafe olarak Freitag'ın gerisinde kalmasına rağmen 0.1 puanla onu safdışı etmeyi başardı ama sanırım şanslı günündeydi sadece! Noriaki Kasai, her iki turda da müthişti, ilk kez podyuma çıktığı 1992 yılında henüz doğmamış olan sporcular ile hâlâ yarışıyor ve onları geçiyor. 25 senelik bir spor kariyerine imza atmış durumda, bu adam gerçekten fenomen! Domen Prevc günün sonunda ilk kez yarıştığı Dünya Kupası yarışında 8. sırada yer alarak büyük bir sürprize imza attı ve şimdiden bu sezonda neleri başarabileceğini merakla bekliyorum.

Prevc-Freund çekişmesi kesinlikle sürecek görünüyor, her iki sporcu da formda başlangıç itibarıyla, ancak bu sürpriz yapan sporcuların bu düelloyu bozup bozmayacağını hep birlikte göreceğiz. Andreas Wellinger toparlanmış görünüyor. Kamil Stoch bekleneni veremedi, zayıf kaldı. Simi çarpışıyor, pes etmemiş belli ki, bu arada Simi, Martin Scmitt ile birlikte bir spor organizasyonu ve sporcu danışmanlığı şirketi kurmuş ve Severin Freund da ileride bu şirkette çalışacak sporculardan birisi olacakmış, biz de buradan hayırlı uğurlu olsun diyelim.



Bu detaylara belki de son olarak, bu sezon 31 tane bireysel ve 6 takım yarışı toplam 37 yarış düzenleneceğini, yarış sayısında büyük artış olduğunu ve FIS'in her zamankinden daha da azimli olduğunu eklemek isterim. Eğer hava koşulları iyi olursa dolu dolu bir sezon bizi bekliyor olacak. Sezonun öne çıkan tek organizasyonu, Ocak ayında Kulm'da gerçekleşecek olan Dünya Kayakla Uçma Şampiyonası. Öte yandan, bu organizasyon haricinde sporcuların motivasyonu ve konsantrasyonu Dünya Kayakla Atlama Kupası üzerinde olacak. İnşallah yeni şampiyonlar ve yeni rekorlar ile dolu bir sezon olur. İştahımızı kabartan yarışlar izlemek nasip olur diyorum.

Hepinizin gözlerinden öpüyorum, sağlıcakla kalınız.

21 Ağustos 2014 Perşembe

Ice Bucket Challenge - Schlieri

Evet, ALS hastalığına dikkat çekmek için başlatılan kampanya sonunda kayakla atlama sporcularına da sıçradı. Kendisine meydan okunan Gregor Schlierenzauer'in soğuk duşuna aşağıdaki sekme vasıtasıyla ulaşabilirsiniz.

www.facebook.com/photo.php?v=636981156413931

Kendisinin meydan okuduğu kişiler de efsane sporculardan oluşmakta: Therese Johaug, Aksel Lund Svindal ve Niki Lauda. Bakalım onlar bu meydan okumaya yanıt verecekler mi?

28 Aralık 2013 Cumartesi

Dört Tepe Turnuvası | Oberstdorf Eleme

62. Dört Tepe Turnuvası heyecanına başlarken, hem Oberstdorf elemesini; hem de turnuvada bu sene olabilecekler hakkında görüşlerimi siz sevgili dostlarımla paylaşmak istedim. (alkış) Teşekkürler.

Öncelikle haberler: Anders Bardal elemeleri 134 metrelik atlayışı ve aldığı 153.9 puanla birinci tamamladı ve bu sezon ilk kez verilen 2000 € değerinde bir çekin sahibi oldu. Kazandığı bu ödül ile ailesini bir akşam yemeğine götürür herhalde. (Norveç şartlarında daha fazlası zaten zor)


Japon takımının genç yıldızı Noriaki Kasai (Okabe'ye kıyasla genç ne de olsa), 41 yaşına ve hatta başına bakmadan 135 metrelik atlayışıyla ikinci sırayı aldı. Üçüncülüğü alan ise Dört Tepe Şampiyonluğu sevdasıyla yanıp tutuşan olimpik sezonların aranan ismi Simon Ammann oldu.


Avusturya'nın yükselen yıldızlarından Diethart dördüncü, belki de tek başarılı atlayışı yapan Sloven olan Prevc beşinci sırayı aldı. Turnuvanın en büyük favorisi olarak görülen Stoch ve Schlieri, 6. ve 7. sıraları alırken; Titisee-Neustadt'taki kötü düşüşü çabuk atlatan Morgi, kırık bir parmakla 137 metreye uçarak sekizinci sırayı aldı.

Şimdi Yorumlar. Ülke ülke gidiyorum:

Norveç: Bardal'ı saymazsak felaket durumdalar. Sezona henüz yeni yeni ısınan Jacobsen, tecrübesi ile bir şeyler yapabilir. Yazı ABD kadın kayakla atlama milli takımı fizyoterapisti olarak geçiren Hilde'nin, Velta'nın, Fannemel'in aklı beş karış havada gibi. Bardal ise Dört Tepe Şampiyonluğuna oynayabilir.

Avusturya: Altı sporcu ile ilk 25 yaptılar. Şanssız başlayan sezonda yükselerek ilerleyecek gibiler. Schlieri'nin ve Morgi'nin bacaklarında 140 metre potansiyelleri var. Schlieri'nin handikapı kafa olarak hazır olmaması. Fizik olarak hiç bu kadar güçlü olmadığını düşünüyorum. 8 atlayışın 3-4 tanesinde rampadan doğru zamanda çıkarsa şampiyonluğu bırakmaz. Morgi de düşüşün etkisini üstünden çabuk atmış gibi. Şampiyonluk kolay değil, ama yapar mı yapar. 

Eşleşme şanssızlığı, yarına bir fire verme ihtimalleri var. Ama en iyi kaybeden çıkartırlarsa 7/7 yapıp ilk otuza bütün takımı sokabilirler.

Kraft vs. Hayböck
Watase vs. Loitzl
Naglic vs. Kofler
Hazetdinov vs. Morgenstern
Kozisek vs. Schlierenzauer
Boyd-Clowes vs. Diethart


Polonya: Sporcuların tamamı formda. En kötü dereceyi yapan 23. sırayı aldı. Yarın için şanssızlıkları, genelde tecrübeli isimlerle eşleşmeleri oldu. Bireysel olarak bakarsak Stoch dışında bir favori çıkartabilmeleri zor. Gerçi Stoch'tan başka bir favoriye ihtiyaçları da olmayacak gibi, çünkü şu anda kayaklarında şampiyonluğun izi olan iki - üç isimden biri o.

Kamil Stoch - Anssi Koivuranta
Maciej Kot - Richard Freitag
Krzysztof Biegun - Gregor Deschwanden
Jan Ziobro - Antonin Hajek
Piotr Żyła - Denis Kornilov
Klemens Murańka - Tom Hilde

Slovenya: Prevc harici diğer sporcularını getirmeyi unutmuşlar galiba Almanya'ya. Kötü durumdalar. Şampiyon çıkartmaları mucize olur. 

Japonya: İki ortalama üstü adamları var. Bir de Kasai var. Şampiyonluğa yaşı ya da gücü yetmeyebilir, ama Kasai'den beklentim çok yüksek. Ga - Pa'da birinciliği alacağına dair bir sezim dahi var. Evi arabayı satıp yüklü girmeyin siz yine de.

Almanya: Ev sahibi sporcu profili çok homojen. Freund zirveyi zorlayabilir. Wank, Kraus, Wellinger, Neumayer ilk on mücadelesi yapar. Diğerleri de yarışmacı arkadaşlara başarılar diler. Bu yıl da Alman bir şampiyonumuz olmayacak bence.

Ahonen: Fin takımını incelemeye gerek yok, Janne'ye baksak yeter. Formu iyi. Bacakları kuvvetli. Ama bir şeyler eksik. Olimpiyatları hedeflediği için kendisini zorlamayacaktır. İlk ona girse sevinir. (ben de sevinirim)

Simi: Ahonen için ne dediysem tam tersini düşünün. Dört Tepe'nin sürpriz atı olmaya çalışacak. Almanya sınırını ilk üçte geçerse Avusturya'da acayip işler yapabilir. 

Sonuç: Yine özet geçemedik. Okuduysanız ne ala.  

Foto Credit: http://berkutschi.com

22 Aralık 2013 Pazar

ENGELBERG'DE BİRİNCİ GÜN: POLONYA'NIN MÜTHİŞ BAŞARISI
 
Tm__2738 
 
Engelberg'deki birinci bireysel yarış gerçekten harikaydı. İlk on içerisinde 4 Polonyalı ve 3 tane Norveçli sporcu yer aldı.
Jan Ziobro, 1.turdaki 134 m.'lik atlayışının ardından 2.turda 141 m.'lik muhteşem bir atlayış gerçekleştirdi ve böylece Dünya Kupası'ndaki ilk galibiyetini elde etmiş oldu. Bu başarı gerçekten müthiş! Jan'dan, böylesine bir patlama yapabileceğini açıkçası pek beklemiyordum, ama bu başarısının da tesadüf olabileceğini söylemek sanırım kendisine haksızlık etmek olacaktır. 
Günün ikinci adamı ise şüphesiz Kamil Stoch idi. Polonyalı sporcu, artık formuna kavuştu ve sanırım istikrarı da buldu. Artık Kamil'i tutabilene aşkolsun! 137.5 m.'lik atlayışı ile 1.turu zirvede tamamlayan Kamil, ikinci tursa 129 m.'ye gitti ve yarışı ikinci sırada tamamladı. Puanı açıklandıktan sonra Jan'ı ilk kutlayan da o oldu.
Gerçekten hem her iki sporcu hem Polonya takımı adına muhteşem bir gün oldu Engelberg'de! Jan, mutluluğunu, 'bu günü kesinlikle hayatım boyunca unutmayacam' şeklinde ifade etmiş:) Kamil de, takımın çok iyi hazırlandığını ve bu günün Polonya takımı için iyi bir gün olacağını hissettiğini, ama bu derece iyi bir sonuç alabileceklerini ummadığını, çok mutlu olduğunu söylemiş.
Piotr Zyla ve Klemens Muranka da yarışı 6. ve 7.sırada tamamlayarak Polonya takımının göz dolduran başarısına büyük bir katkı sağladılar. Özellikle Klemens seyircilerin büyük beğenisini kazandı. Takım koçu Lukasz Krucjek ve tüm teknik ekibini ve Polonyalı sporcuları tebrik ediyoruz! Ne yalan söyleyeyim Polonya kazanınca çok mutlu oluyorum, galiba hala Adam Malsyz'in etkisi var üzerimde, sanki o kazanıyormuş gibi geliyor:)
Polonya'nın yanı sıra Norveçli sporcu Anders Bardal'in de başarısı takdire şayandı. Performansından pek memnun olmayan sporcu, sanırım arkadan gelen rüzgara maruz kalmış, iniş konusunda çalışması gerektiğini ifade etmiş. Bir de, 'Umarım Polonya takımı sabaha kadar parti yapar da yarın geçilirler' diye esprili bir temennide bulunmuş:) Bardal dışında, Ingvaldsen ve Fannemel yarışı 9. ve 10.sırada tamamladılar. Dolayısıyla Norveç adına fena sonuçların alınmadığı bir ayak olduğu denilebilir.
Avusturya'dan Thomas Diethart 129.5 m. ve 135.5 m.'lik atlayışları neticesinde podyumu sadece 0.3'lük bir farkla kaçırdı. Atlayışlarında istikrar devam ediyor ve Avusturya adına güzel işler yapıyor Thomas. Avusturya'nın ikinci adamı ise kıdemli sporcu Wolfgang Loitzl idi. Elemeleri kazanan Wolfgang'ın atlayışları müthişti ve yarışı sekizinci sırada tamamlayarak Dünya Kupası sıralamasında bu sezon ilk kez ilk on içerisine girdi. Morgi ile ilgili sanırım yeni bir haber yok, ama dileğimiz bir an önce iyileşip 4 Tepe Turnuvası'nda yerini alması!
Jakub Janda yarışmayı 5.sırada tamamlayarak sezonda şimdiye kadarki en iyi sonucu almış oldu.
Simi evinde ikinci turda inanılmazdı! Uzun süre birinci sırada kaldı ama son on sporcuda podyum her atlayıştan sonra değişti. Öylesine büyük bir heyecan ve rekabet yaşandı ki, herkes iyiydi ama hep daha iyi atlayan birisi çıkageldi ve sonunda Simi yarışı 11.sırada tamalayabildi. Sanırım yarıştaki son on atlayışı seyreden tüm kayakla atlama severler heyecandan yerine oturamamıştır, gerçekten müthişti.
Alman sporcular umduklarını bulamadılar. Severin Freund ilk turda düşerek final turuna kalamadı.
Slovenyalı sporcular Peter Prevc ve Rok Justin kendilerini biraz geliştirerek 15. ve 16. sırada günü tamamladılar ve 4 Tepe Turnuvası öncesinde moral buldular.
Janne Ahonen istediğini yapamadı ve 23. sırada yarışı tamamladı.
Schlieri ise gerçekten formdan çok uzak bir performans sergiledi ve sezondaki en kötü sonucu(27.sıra) aldı. 4 Tepe öncesindeki son yarışta(Engelberg) kendine güvenini tazeleyecek bir sonuç alması iyi olacaktır. Gerçi 4 Tepe'nin motivasyonu hiç bir yarışa benzemiyor, o nedenle Schlieri'nin ne yapabileceğini kestirebilmek o kadar da kolay değil!
  
 



3 Ocak 2013 Perşembe

İki Tepe | Değerlendirme

BMW'nin merkez binası, Guangzhou Opera Binası, London 2012 için yapılan London Aquatics Centre, Haydar Aliyev Kültür Merkezi... Dünyaca ünlü pek çok tasarımda imzası olan Zaha Hadid'in bazı işlerini sayarak konuya gireyim dedim, ne de olsa bu değerli mimarın çıraklık eserinde, Bergiselschanze'de Dört Tepe Turnuvası'nın üçüncü şovuna tanıklık edeceğiz...


                               Haydar Aliyev Kültür Merkezi, güzel bir rampa gibi değil mi?


* Anders Jacobsen çok güçlü. Psikolojik olarak bundan daha iyi olamazdı. Ga-Pa'da 131'den sonra 143 metreye uçabilmek, hele de ensesinde Schlieri gibi anormal bir sporcu varken, mükemmel bir iş. Tüm Norveç medyası, hatta diğer İskandinav ülkeleri halihazırda medyatik bir isim olan Jacobsen'i iyice öne çıkartmış durumda. Svendsen, Moan, Svindal gibi Norveç sporunun önde gelen isimleri sosyal medyada "JACOBSEEEN" çığlıkları atıyor. Bu sezonun flaş takımı olan Almanya'nın evinde ikide iki, şampiyonluk için gerçekten de büyük bir adım.

* İstatistiklere bakarsak, işler biraz karışıyor. Dört Tepe tarihinde ilk iki ayağı da kazanmış olan atlamacı sayısı 17, bunların kaçı turnuvayı birinci bitirmiş derseniz: 12. Beş isim ilk iki ayağı kazandığı halde turnuvayı kazanamamış. Dörtte dört geliyor mu sorusu her zamanki gibi gündemde, ancak birincilik dahi henüz aslanın ağzında...

* Şu anda Jacobsen ile Schlieri arasındaki puan farkı 12. 

2006-2007 sezonuna dönelim, tam da bugüne. Ga-Pa sonrası puan durumunu yazıyorum: Schlieri: 425 - Jacobsen: 407. Fark 18 puan. 

O sezon Dört Tepe'yi kim kazanmıştı derseniz: 17 puan farkla Jacobsen.

Schlieri kendi evinde o sezonun rövanşını alabilir mi?

*  Innsbruck iki sporcunun da dengesiz sonuçlar aldığı bir tepe. Birincilikleri de var geçmişte, birinci sıradan metrelerce fark yemişlikleri de... Yine de Schlieri'nin hem kendi evinde olduğu için, hem de geçmişte nispeten daha iyi sonuçlar aldığından ötürü yarım adım önde olduğunu iddia edebiliriz. Norveç'in takım olarak Avusturya'yı darmadağın ettiği ilk iki ayak sonrasında ulusal takımdan alacakları destek kuvvetleri ile takımı da toparlayacaklardır. Schlieri baskıya göğüs gerebilirse, heyecan son ayağa taşınır, yürekler ağızlara gelir, Ozan Sülüm ses tellerini B'hofen semalarında bırakır, acayip bir finale şahit oluruz.

* Björn Wirkola dışında Dört Tepe'yi birden fazla kazanmış bir Norveç vatandaşı bulunmuyor. Geçen senenin Kayakla Uçma Dünya Şampiyonası test atlayıcısı bunu başarabilir. Ne kariyer ama!

* Schuster'e birazcık kırgınım. Wank iyi, hoş; ama Queck'inki de can değil mi? Kağıt üzerinde şampiyonluk şansı (!) bile vardı hala çocuğun, Avusturya semalarını da bir tecrübe etse olmaz mıydı?

* Schmitt haklıymış beyler. Ataları Japonya'dan Germen İmparatorluğu'na sığınmış olabilir. İhtiyarlamaz mı hiç insan... Bazı atlayışları, özellikle yazlıkçılar dizisinin esas oğlanı Wank'ın canını yaktığı ustalık eseriydi.

* Fantasy Ski Jumping işi güzel oldu mu? (Evet yazın)

25 Aralık 2012 Salı

61. DÖRT TEPE TURNUVASI YAKLAŞIRKEN

TURNUVA İSTATİSTİKLERİ 

28 Aralık 2012 Cuma günü Açılış Özel Programı ile başlayacak olan 61. Dört Tepe Turnuvası, kayakla atlama sporunun en prestijli organizasyonlarından birisi, hatta bence en prestijlisi! Son derece heyecanlı, uzun soluklu, istikrarın ve baskıyı kontrol edebilmenin en fazla en plana çıktığı, sürprizlere en açık turnuva diyebiliriz Dört Tepe için. Dolayısıyla da kayakla atlama severlerin her zaman merak ve heyecanla beklediği spor olaylarından birisi olma özelliğine sahip!

Böylesine önem taşıyan bu organizasyona ilişkin olarak, şimdiye kadar yapılmış olan tüm Dört Tepe Turnuvaları'nın sonuçlarını dikkate alan ilginç bir istatistik hazırlamaya çalıştım. Açıkçası bu vesileyle, ben de pek çok yeni şey öğrenmiş oldum.

* Bir kere, bu turnuvayı 5 kez(1998-99, 2002-03, 2004-05, 2005-06, 2007-08) kazanan Fin Janne Ahonen gibi bir ilahi sporcu var ve bu rekorun tek sahibi! 1998-99 sezonunda tek bir yarışı dahi kazanmadan toplamda elde ettiği puanla 1. gelerek Dört Tepe Şampiyonu olmuştur. Tıpkı 1986-87 sezonunda Avusturyalı Ernst Vettori ile 1988-89 sezonunda vatandaşı Risto Laakonen gibi.

* Alman Jens Weissflog, Dört Tepe Turnuvası'nı farklı tarihlerde 4 kez kazanan tek sporcudur. O da inanılmaz bir yetenekmiş. 1983-84 sezonunda daha 19 yaşında iken hem Dört Tepe, hem Dünya Kupası, hem de Normal Tepe Yarışı Olimpiyat Şampiyonu olmuş! İnanılmaz değil mi?

* Dört Tepe Turnuvası'nı 3 kez(1966-67, 1967-68, 1968-69) üst üste kazanan sporcu Norveçli Bjorn Wirkola ve bu rekor halen kırılmış ya da egale edilmiş değil!

* 2001-02 sezonunda Dört Tepe Turnuvası'nın 4 yarışını birden kazanarak Turnuva Şampiyonu olan tek sporcu efsane isim Alman Sven Hannawald!

* Dört Tepe Turnuvası'nı farklı tarihlerde 3 kez kazanan sporcular:
- Norveçli Bjorn Wirkola(üst üste)(1966-67, 1967-68, 1968-69)
- Doğu Alman Helmut Recknagel(1957-58, 1958-59, 1960-61)

* Tek bir yarışı kazanıp Dört Tepe Şampiyonu olan isimler, sondan başa doğru gidecek olursak:
- Avusturyalı Andreas Kofler, 2009-10 sezonu, Oberstdorf yarışı
- Norveçli Anders Jacobsen, 2006-07 sezonu, Innsbruck yarışı
- Çek Jakub Janda, 2005-06 sezonu, GAPA yarışı
- Fin Janne Ahonen, 2002-03, Innsbruck yarışı
- Sloven Primoz Peterka, 1996-97, GAPA yarışı
-  Alman Jens Weissflog, 1984-85, GAPA yarışı
- Avusturyalı Anders Goldberger, 1994-95, Bischofshofen yarışı
- Fin Matti Nykaenen- 1982-83, Innsbruck yarışı
- Norveçli Bjorn Wirkola, 1967-68, GAPA yarışı
- Doğu Alman Helmut Recknagel, 1960-61, Bischofshofen yarışı

* Dört Tepe Turnuvaları'nda en fazla yarış kazanan sporcular ve yarış sayıları:
- Alman Jens Weissflog, 10 yarış
- Norveçli Bjorn Wirkola, 10 yarış
- Fin Janne Ahonen, 9 yarış
- Fin Matti Nykaenen, 7 yarış

* Dört Tepe Turnuvası'nı en çok kazanan ülke: FİNLANDİYA(16 kez) ve
   Birleşik Almanya ile Doğu Almanya Cumhuriyeti'ni birleştirirsek ALMANYA da (16 kez)
   Üçüncü sırada AVUSTURYA(13 kez)
   Dördüncü sırada NORVEÇ(10 kez)

* Dört Tepe Turnuvası yarışlarına ve madalyalara göre bir dağılım yapıcak olursak:

Tepe                            En fazla altın           En fazla gümüş           En fazla bronz alan ülke

Oberstdorf                  Finlandiya (13)           Avusturya(17)               Avusturya (16)

Garmisch                    Avusturya(13)            Finlandiya(17)               Finlandiya ve Doğu
Partenkirchen                                                                                     Almanya (11)

Innsbruck                   Finlandiya(13)            Avusturya ve                 Avusturya (14)
                                                                     Finlandiya (10)

Bischofshofen            Avusturya (20)            Avusturya (13)               Norveç (11)

* Toplamda en fazla podyum yapan ülke: AVUSTURYA(154)
                                                        İkinci: FİNLANDİYA(131)
                                                     Üçüncü: NORVEÇ(96)
                                                 Dördüncü: DOĞU ALMANYA CUMHURİYETİ(89)
                                                     Beşinci: ALMANYA(47)

* 61. Dört Tepe Turnuvası'na katılan ve favori olarak gösterilen aktif sporculara göz atacak olursak:
- Avusturyalı Gregor Schlierenzauer, geçen sezon bu turnuvayı ilk kez kazandı.
- 2011-12 sezonunda ise yine Avusturyalı Thomas Morgenstern bu turnuvayı ilk kez kazandı.
- 2010-11 sezonunda da yine Avusturyalı Anders Kofler bu turnuvayı ilk kez kazandı.
- 2009-2010 sezonunda ise yine Avusturyalı Wolfgang Loitzl bu turnuvayı ilk kez kazandı.
- 2006-2007 sezonunda Norveçli Anders Jacobsen bu turnuvayı ilk kez kazandı.

* Üst üste en çok kez Dört Tepe Turnuvası'nı kazanan ülke ise Avusturya, 4 kez(2008-09, 2009-10, 2010-11, 2011-12). İkinci sırada  üst üste 3 kez kazanan Norveç yer alıyor(1966-67, 1967-68, 1968-69).

* Dört Tepe Turnuvası'nı en çok kazanan ülke: FİNLANDİYA(16 kez) ve
Birleşik Almanya ile Doğu Almanya Cumhuriyeti'ni birleştirirsek ALMANYA da (16 kez)
Üçüncü sırada AVUSTURYA(13 kez)
Dördüncü sırada NORVEÇ(10 kez)

* Dört Tepe Turnuvası yarışlarına ve madalyalara göre bir dağılım yapıcak olursak:

Tepe                    En fazla altın       En fazla gümüş       En fazla bronz alan takım

Oberstdorf             Finlandiya (13)   Avusturya(17)         Avusturya (16)

Garmisch               Avusturya(13)    Finlandiya(17)        Finlandiya ve Doğu  Almanya (11)
Partenkirchen                                                            

Innsbruck               Finlandiya(13)    Avusturya ve          Avusturya (14)
                                                     Finlandiya (10)

Bischofshofen        Avusturya (20)    Avusturya (13)       Norveç (11)

* Toplamda en fazla podyum yapan ülke: AVUSTURYA(154)
İkinci: FİNLANDİYA(131)
Üçüncü: NORVEÇ(96)
Dördüncü: DOĞU ALMANYA CUMHURİYETİ(89)
Beşinci: ALMANYA(47)

* 61. Dört Tepe Turnuvası'na katılan ve favori olarak gösterilen aktif sporculara göz atacak olursak:
- Avusturyalı Gregor Schlierenzauer, geçen sezon bu turnuvayı ilk kez kazandı.
- 2011-12 sezonunda ise yine Avusturyalı Thomas Morgenstern bu turnuvayı ilk kez kazandı.
- 2010-11 sezonunda da yine Avusturyalı Anders Kofler bu turnuvayı ilk kez kazandı.
- 2009-2010 sezonunda ise yine Avusturyalı Wolfgang Loitzl bu turnuvayı ilk kez kazandı.
- 2006-2007 sezonunda Norveçli Anders Jacobsen bu turnuvayı ilk kez kazandı.

* Emekliye ayrılmış olsa da büyük efsane Polonyalı sporcu Adam Malysz'i söylemeden geçemeyiz. Malysz de 2000-01 sezonunda bu turnuvayı kazanmayı başardı.

* Üst üste en çok kez Dört Tepe Turnuvası'nı kazanan ülke ise Avusturya, 4 kez(2008-09, 2009-10, 2010-11, 2011-12). İkinci sırada üst üste 3 kez kazanan Norveç yer alıyor(1966-67, 1967-68, 1968-69).

Eminim daha gözümden kaçan pek çok istatistik vardır çünkü öyle böyle bir turnuva değil Dört Tepe. Her yarışın, hatta elemenin olay olduğu bir organizasyon! Öyle olunca, ilk elemelere kalan dakikaları sabırsızlıkla beklediğimi ifade etmeliyim. Anlı şanlı bir turnuva olması dileklerimle...

12 Mart 2012 Pazartesi

Planica İzleme Yönergesi




Sezon sonu geldi çattı maalesef. Bundan tam bir hafta sonra büyük bir boşluğa düşeceğiz, hele ben... Ta Ağustos'a kadar kayakla atlama olmayacak, olsa da kar üzerinde olmayacak. Ağlamaya başladıysanız asıl konuya geçiyorum.

Sezon sonunu her zaman olduğu gibi Planica'da, Letalnica'da yapacağız. Planica hep sezon sonu olur ama birkaç yıldır formalite icabı atlayışlar yapılıyordu bildiğiniz gibi. Şampiyon belli, ikinci de belli, üçüncü de belli, ee (ne belli değil it?), şeklinde gittiğimiz Sloven diyarı bu sene farklı olacak. Tabii ki Bardal artık "şampi", hata yapmazsa daha ilk yarıştan tamamlar kelimeyi. Hesaplar biraz karışık, bakalım ne kadar karışık.

Şimdi efenim, "matematiksel olarak" diye bir olay var ya, o yüzden sadece 2 şampiyonluk adayı var diyemiyorum maalesef. Ha mantık çerçevesinde iki tane var, evet ama Andi Kofler de hala işin içinde. Anders Bardal, Schlieri'nin 123 puan önünde. Bu neredeyse 1.5 yarışlık bir avantaj demek. Yani ilk yarışta Bardal ilk ikide yer alırsa, Schlieri kazansa bile şampiyon olacak son yarışı beklemeden. Hatta Schlieri'ye iki üçüncülük bile yetmiyor ne olursa olsun. .Bardal-Kofler arasında ise 168 puanlık bir fark var. Bu da şu demek oluyor, Kofler şampiyon olamaz. Bir de onu hesaplamaya mı uğraşayım?

Neyse, esas söylemek istediğime döneyim. İhtimaller:

Schlieri ikisini de kazanırsa: 200 puan alıyor, Bardal'in iki yarışta da ilk 6'da olması gerekiyor şampiyon olmak için.

Schlieri iki yarışta da podyum görürse: İki ikincilik 160, bir ikincilik bir üçüncülük 140 puan demek. İki üçüncülük yetmiyor dediydim zaten. 160'a göre, Bardal'in iki yarışta da ilk 13'te olması yetecek. Schlieri'nin 140 puan alması üzerinden konuşacak olursak, Bardal'in sadece 17 puan toplaması yetecek. bir ilk 14, yahut bir 19. bir de 26. olması misal.

Takımlarda durum ne peki bilen var mı? Yok. Anca bireyseli izleyin tabii... Pisler. Takımlar Avusturya kazandı zaten Oslo'da. Şimdi ikincilik mücadelesi var. Norveç ve Almanya arasında 265 puanlık bir fark var. Almanya'nın takım yarışını kazanamaması, Norveç'i bu sezonun takımlar ikincisi yapacak. Neyse çok bi şey yok zaten takımlarda. Boşuna kızdım.

Yayın programı yukarıda sağda. Kaçıranı seneye yayına kabul etmiyorum. Ona göre.


26 Şubat 2012 Pazar

Norveç Güncesi 6,5 | Schlieri Röportajı


Fotoğraf biraz alakasız, amma bunu da bir yerde paylaşmam lazımdı. Acayip bir
taşıt, içinde yok yok. Mutfağı geçtim, şef aşçısı bile mevcut. Otobüs değil, yürüyen beş
yıldızlı otel desem yeri. Neyse, çok saptım, konumuza döneyim.

Önce hikayesi: Schlieri üzgün bir şekilde basın mensuplarının arasından yavaş yavaş ilerler. Başı öndedir, sağıyla soluyla pek ilgilenmez. Bu sırada Avusturya basınından, eski kurtlardan olduğu her halinden belli olan biri, mahzun yıldızın yanına yaklaşıp birkaç soru sorar. Ben de hemen onun yanında pusuya yatarım. Soru cevap fasılları bitince de telefonumda olduğunu dahi dün keşfettiğim ve iki gündür hunharca kullandığım ses kaydedici uygulamamı çalıştırırım, Schlieri'nin önüne atlarım:

Ben: İkinci atlayışında neler oldu? Rampadan çok güçlü çıkmana rağmen, neden aniden irtifa kaybettin ve erkenden indin?

Schlieri: Biraz fazla riske girdim. Yapmam gerekiyordu. Kayak takımımla ilgili sorunları hala çözebilmiş değilim. Hala mükemmel oldu diyemiyorum. Sonuç olarak en iyi günüm değildi.

Ben: Dünya Kupası'nda sona yaklaştık. Toparlanıp devam edebilmen gerekiyor. Kalan ayaklarda bunu başaracağına inanıyor musun?

Schlieri: Umarım.

Ben: En azından yine zirve mücadelesinde yerini alacağını düşünüyorum, bunu yapabileceğini çok kez gösterdin.

Schlieri: Evet, belki kazanabilirim. Evet. (gülüşmeler)

Ben: Takım yarışında bol şanslar.

Schlieri: Sağol.

İkinci atlayıştan biraz daha bahsedelim: Schlieri ikinci tur atlayışını çok kötü şartlarda yaptı. Rampadan inanılmaz kuvvetli çıkmasına rağmen, sanki arada bir yerde altındaki hava çekiliverdi ve atlayışını daha fazla zorlayamayacağını fark edince mecburi iniş yapmak durumunda kaldı. Atlayış izni aldığı şartların iyi olmadığının kendisi de farkında, çünkü indikten sonra alkışlayarak kendisini bu şartlarda atlatanları protesto ettiğini düşünüyorum. Ha, sorsanız inkar edecektir, "o alkış kendime bir eleştiriydi" diyecektir; çünkü bu tip bir protesto hem etik olarak hoş değil, hem de cezai bir yaptırımla karşı karşıya kalmasına neden olabilir.

Benzer bir durum Simi için de geçerli. İkisinin de ikinci atlayışları daha iyi koşullarda olsaydı, dünü çok daha iyi sıralarda bitirebilirlerdi.

Schlieri anlatıldığı kadar kompleksli, burnu havada bir adam değil onu baştan belirteyim. Hırslı. Gerçekten çok hırslı. Yaşının getirdiği hamlıkları da var, gözlerinden okunuyor. Bugünkü inişinden sonraki alkışı özellikle Avusturya basınındakiler tarafından eleştiriliyordu. Hatta "O alkışı Harri Olli yapmış olsaydı bir kez daha ceza alırdı" diyen de vardı, "Gördünüz mü, bizim küçük prens gözyaşları döküyordu" şeklinde mübalağalarla hayal kırıklığına gönderme yapan da. Evet, "Fair game" olmalı, ancak ben onların tarafında değilim. Kazanmaya alışmış genç bir yıldız, henüz 22 yaşında yaptığı sporun en büyüğü olarak lanse edilen hırslı bir sporcu dönem dönem bu tip tepkiler verebilir diye düşünüyorum. Biraz lüksü olmalı bu insanların. Erkenden indiği ikinci atlayışında rampadan çıkışının mükemmelliğini betimleyecek kelime bulamıyorum. O çıkış ile ikinci turun 25.'si olduysa da, varsın biraz isyan etsin adam arkadaş!

Ben sevdim Schlieri'yi. Tanısanız siz de seversiniz.

23 Ocak 2012 Pazartesi

Zakopane Fatihleri Stoch ile Schlieri


Halen Zakopane ile ilgili bir değerlendirme yapmamış olmamız içime oturdu. Polonyalılar gönül koymasın, geç olsun güç olmasın.

İlk yarış günü hava koşulları tek kelime ile berbattı. Birinci tur sonunda Freund lider, ev sahibinin birincilik ümidi Stoch ikinci sırada yer alıyordu. İkinci turda hava koşulları Severin'i sevmedi ve umulmadık şekilde alaşağı etti. Böylece partinin ev sahibi, zirvedeki tahtına Wielka Krokiew'deki on binin üzerindeki seyirciyi zafer sarhoşu etmek suretiyle kuruldu. Freitag ikinciliği aldı. İlk turda arkadan esen şiddetli rüzgar ve yoğun yağış altında fazla uzağa gidemeyen ve 14. sırayı zorlukla elde eden Kofler, ikinci turda nispeten uygun şartlarda 130 metre uçarak podyumdaki son basamağın sahibi olmayı başardı.

Slovenler podyumu az farkla kaçırdılar. Prevc dördüncü, son ayaklarda inanılmaz bir gelişim gösteren Kranjec beşinci oldu. Dev tepelere bayılan Robert, Vikersund'a güçlü gelecek, şimdiden belli ediyor bunu.

Morgi, Schlieri ve Bardal nerede derseniz... Onları rüzgar aldı götürdü, kar da geri gelemesinler diye yolları tıkadı. Berbat koşullarda ellerinden geleni yapmaya çalışsalar da fayda etmedi. Schlieri 18. sırada kaldı; Morgi düştüğünden, Bardal ise zayıf bir atlayış yapabildiğinden dolayı ikinci turu bile göremedi.


Cumartesi günü seyirci iki kat, hava koşulları da kat be kat daha iyiydi. Stoch'un, yahut bir başka Polonyalının zaferini kutlamak için toplanan binlerce Leh; Schlieri'nin ülkelerinin efsane ismi Adam Malysz'in Dünya Kupası birinciliği sayısını yakalayışını alkışladı. 39 Dünya Kupası birinciliğine ulaşan Schlieri'nin bu kategoride birinci olan Nykanen'in rekoruna yetişmesi için sadece 7 (yedi) birinciliğe ihtiyacı var. Akıl alır gibi değil, kelimeler kifayetsiz...

İkinciliği yine Freitag alırken bir önceki günün elemelere takılan ismi Bardal üçüncü sırayı kapmayı başardı ve Dünya Kupası mücadelesinin içinde olduğunu Avusturyalılara bir kez daha hatırlattı. Genel klasman lideri Kofler dördüncü, yerel kahraman Stoch ise yedinci sırayı aldı. Birincilik bekleyen Polonyalılar, yedincilikle bile sevinçten sarhoş oldular. Bu işin tek kaynağı sevinç olmasa ger... Her neyse.

Zakopane'de Finlandiya, Matti Hautamaeki ve Baş Antrenör Niemela'nın eksikliğine rağmen başarılı dereceler almayı başardı. Üç ilk on derecesi yaparak (Bir adet yedincilik, bir adet dokuzunculuk ve bir tane de onunculuk) Ari-Pekka Nikkola önderliğinde gelecek adına umut aşılayan iki yarışma tecrübe etmiş oldular. Simi ilk günü 15. tamamlayarak gerilerde kalsa da, ikinci günkü iyi koşulları verimli kullanarak 8. sırayı almayı başardı.

Şimdi dünyanın öteki ucuna gitme vakti. Sapporo'da görüşmek üzere, sayonara!

Bir Kayakla Atlamacının Günlüğü | Bölüm 1


Neden sürekli olarak kayakla atlamanın psikolojik bir spor olduğundan dem vuruyoruz kısmen de olsa anlatabilmek ümidiyle. (diyetlere, vücut kütle endeksinin getirdiği zorluklara, sıkı antrenman programlarına doğru düzgün değinmedim bile, baştan belirteyim)

Schlieri affeyleye!


12 Ocak 2011 Perşembe

Sevgili günlük,

Kulm’da, yani kendi memleketimde yapılacak olan sezonun ilk kayakla uçma yarışına hoş geldim. Bildiğin gibi kayakla uçma dalında gayet başarılı sonuçlar alan bir sporcuyum. Kulm’da bu güne dek katıldığım dört yarışta üç birinciliğim, bir de beşinciliğim bulunuyor. Tepe rekoru da bende: 215,5 metre! Sven’in yıllardır kırılmamış rekorunu 1,5 metre geliştirmeyi başarmıştım 2009’da, hatırlarsın. Kendi evimde yine başarılı bir netice alacağıma inancım tam. Yorucu geçen Dört Tepe Turnuvası ardından biraz olsun dinlenme fırsatı buldum, fakat hem antrenmanlar devam ediyor, hem de Dört Tepe’nin yorucu temposuna eklenen belirsiz hava koşullarının yarattığı aksaklıklar tüm takımı olduğu gibi beni de biraz yıprattı. Yine de her şey yolunda. Burada da birinciliği hedefliyorum. J

Bugün takım kaptanları toplanıyor. Yarın sabah saat 9.30’da resmi antrenmanlar, saat 12.00’de de elemeler yapılacak. Şartlar şimdilik güzel görünüyor. Bekleyelim ve görelim.


13 Ocak 2011 Cuma

Sevgili günlük

Sabah erkenden kalktım. Kahvaltımı ettim, son hazırlıklarımı tamamladım ve 9.30’da yapılacak resmi antrenman atlayışları için takımla birlikte Kulm’a gittim. Ve bil bakalım ne oldu: Saat 14.15’e kadar rüzgarın kesilmesini, kar yağışının azalmasını beklemekten başka hiçbir şey yapamadık. Erteleme üstüne erteleme geldi ve en sonunda elemelerin yarına kaldığı bildirildi. Yarın elemeler ile birlikte birinci yarışı, Pazar günü de ikinci yarışı tamamlayacağız.

Motivasyonum yerinde. Biraz yorgunluk var, o kadar. O da geçecektir. Yağışa rağmen seyirci iyiydi. Yarışta çok daha büyük bir kalabalık olacak J


14 Ocak Cumartesi

Sevgili günlük

İnanmayacaksın ama bugün de tek bir atlayış yapamadan günü bitirdik. 15.00’a kadar ne rüzgar dindi, ne de kar yağışı. Jüri de sonunda erteleme kararını verdi. Yarın son şansımız. Sabah erkenden antrenman atlayışları ile tek tur üzerinden bir yarış, öğleden sonra da ikinci yarış koşulacak. Zorlu bir gün olacak gibi görünüyor. Erkenden yatmakta fayda var, malum, yarın bir kez daha erkenden kalkıp kayakla uçabilmeye çalışacağım.

Hava izin verirse…


15 Ocak Pazar

12.00

Yine sabah erkenden kalk, kahvaltını yap, yola düş… Saat 9.45’te antrenmanlar başlayabildi. Ne de güzel başlamıştı hem de, yedinci kapıdan 187 metreye uçtum ve en iyi ikinci puanı elde ettim. 10.45’te başlayan tek turluk yarışta ise pek de iyi bir performans sergileyemedim. Beşinci kapıdan, yani kısa bir rampa mesafesinden çıkış aldım, karşıdan gelen rüzgar da çok yetersiz olunca 184,5 metre yapabildim. Stoch yarım puan önümde altıncılığı aldı, ben de ancak yedincilikle yetindim.

Öğleden sonra iki turluk yarışta gerçek gücümü göstereceğim. Şimdi bir şeyler atıştırma vakti.

17.00

Lanet…

Saat 14.00’da başlayan ikinci yarış ilkinden de güzel başladı biliyor musun günlük. Beşinci kapıdan çok iyi koşullarda 203,5 metreye uçtum ve ilk turu Ito’nun ardından ikinci sırada tamamladım. Fakat ikinci turun başlamasıyla birlikte çok ilginç şeyler olmaya başladı. İlk turda bizlere çok yardımcı olan hafifçe esen karşıdan rüzgar gitti, onun yerine dengesiz ve genellikle arkadan esen bir rüzgar geldi. Atlayışlar bir anda metrelerce kısaldı ve bu duruma ne Hofer, ne de jüri müdahale etmek istedi. Belki üç gündür yorgunluktan bitap düşmüş sporcuları değişken rüzgarda riske etmek istemediler, bilemiyorum, fakat çok tatsız bir tur oldu. Sıra bana geldiğinde de… Fermuarım kırıldı, inanabiliyor musun! Durumu düzeltebilmek için elimizden geleni yaptık, ancak nafile. Dakikalarca oturtamadık fermuarı yerine. En azından günü kurtarma umuduyla çengelli iğne denedik, o da tutmadı. Sonunda bir kargo paketi gibi boydan boya bantlandım. Ve o halde, diskalifiye olacağımı bile bile, bir kısmı özellikle benim için gelmiş olan on binlerce Avusturyalının önünde en iyi atlayışı yaptım. Abartayım mı? Takım elbise ile bile atlasam birinciliği alırdım bugün be günlük. Ve ne oldu bil, tabii ki diskalifiye oldum. Oberstdorf 2009’u hatırlıyor musun? Oradaki kayakla uçma ayağında da hava koşulları ve jürinin beni mahvettiğini düşünmüştüm, lakin bu sefer bambaşka oldu. Toplamda dört atlayış yaptım, birinde birinci, ikisinde ikinci, birinde de yedinci oldum teoride.

Pratikte bir yedinciliğim, bir de otuzunculuğum var.

Yorgunum.

11 Ocak 2012 Çarşamba

UbermenSchlieri

Dört Tepe altmışıncı defa nihayete ulaştı. Avusturya’nın altın nesli, dört sene arka arkaya dört farklı ismi zirveye çıkartarak ulaşılması zor bir rekora imzasını atmayı başardı.

Altı yıl önce ilk kez yer aldığı ve birincilikle başladığı Dört Tepe yolculuğunda sonunda zirveye ulaşan gerçek bir tecrübe abidesi: Schlieri! En tepeye ulaştığı gün henüz 21’ini bile tamamlamamış gencecik bir insan evladı için nasıl da ironik bir cümle, değil mi? Mevzu "UbermenSchlieri" ise, bu tip ironiler teferruattır. Zirvede olmak da esas olandır, kayakla atlamayı yakından takip eden herkes bilir bu gerçeği. Dört Tepe’nin şampiyonluğunu çok istedi bu genç süperstar. Daha ilk sezonunda bile hedefi –o dönem bu kadar güçlü dillendirilmese de- zirveydi. Araya takım arkadaşları girdi; tecrübeli kurtlar, sakatlıklar onu arzuladığı noktadan bir ya da iki basamak geride bıraktı her seferinde. Sonunda, belki de en kötü başlangıçlardan birini yaşadığı hikâyesinde, Oberstdorf’daki jürinin “Yeniden başlasın” kararı ve muhalif havanın dengesiz şartları; şampiyonun hedefine yürüdüğü patikayı çizmişti belki de.

Kayakla atlama tarihinde kırılmadık rekor bırakmamaya ant içmişcesine kariyer basamaklarını çıkmaya devam eden bu genç sporcuyu, efsane olma yolunda kanlı canlı izleyebilmek bizler için kıymetli bir talih kuşu.

Havanın dönekliğinden kötü etkilenmiş olan veteran efsane Schmitt, ilk iki ayaktan sonra terk-i tur eyledi. Bu kararının ardından yağmur gibi yağan “Emeklilik yakın mı?” sorularına ise “Yarın yine güneş doğacak ve ben yine kayakla atlayacağım” yanıtını verdi. Vatandaşı Jens Weissflog’a göre hala saygınlığından hiçbir şey kaybetmiş değil eskilerin bir diğer efsanesi. “Amma, işler bazen farklı yürüyor” diye de ekliyor Dört Tepe’nin dört şampiyonluk sahibi Germen'i.

Salt Lake City’deki büyünün üzerinden on yıl geçmiş, benzer bir mucizeyi bir kez daha denemiş bizim Simi. Girişimi bu kez tam tahmin ettiğimiz şekilde neticelendi: İlk üç ayaktaki ortalama performansı ona kâfi gelmiş olacak ki, fırtınalı B’hofen semalarına gitmeye tenezzül bile etmedi. Yine de tura renk katmadı desek yalan laf söylemiş oluruz, formuna rağmen güzel bir performans sergilediği gerçeği es geçilmemeli.

Bir adam daha vardı, turu yarıda bırakıp kaçmaktan imtina eden: Kırık omurgasına rağmen hastane odasında duramayan, Oberstdorf sonrası kendisini ziyaret eden takım arkadaşlarını Ga-Pa’da desteklemeye koşan, “Bir futbolcunun penaltı kaçırması gibiydi, ekstrası da omurga kırığı. Shit happens. (Olur öyle[!])” diyerek yaşadığı olay ile makarasını geçen bir adam. Bu naifliği ve güçlü yüreği gördükten sonra, bir süre Tom Hilde’nin başarılı performanslarından uzak kalacağımız için üzülmemek elde değil.

Stöckl ve Schuster’in takımları turnuva süresince sezon başından beri sergiledikleri form grafiklerinden daha farklı refleksler gösterdiler. Norveç’in takıma yeni adapte olan isimleri nispeten güzel atlayışlar yaptılar. Bardal’in podyumu kıl payı kaçıran performansı ile bu gerçeği aynı potada eritirsek güzel bir tur geçirdiklerini söyleyebiliriz. Stöckl’a göre hala Avusturya takımı bir numara ve rakiplerinden gelen en ufak hatayı affetmeyen bir yapıları var. Adam haklı. Şu ortamda, Hilde’nin daha ilk ayakta yaşadığı talihsizliği de hesaba katarak; ilk Dört Tepe koçluk tecrübesinde iyi bir iş çıkardığını söylemem gerek genç koçun. Almanya’nın durumu ise biraz daha farklı; bu sezon parıldayan Freund ve Freitag, Dünya Kupası performanslarının gerisinde kaldılar. Hocke, Mechler gibi isimler ise beklenenden fazla katkı verdiler. “Başarı için komple bir atlet olabilmeli: Teknik, zihin ve fizik…” diyor Schuster. Freitag ve Freund bu üç alanın tamamında henüz yeteri kadar güçlü değildi. Sacın iki ayağı, podyum umudunu ayakta tutmayla kâfi gelemedi Almanya adına.

Japonya beklenmedik işler yaptı. Az kalsın Ito podyuma çıkacaktı! Bir jüri kararı, iki kötü telemark, bir kötü hava koşulları neticesi altıncılık tesellisi oldu. Takeuchi’den gelen ekstra katkı, ilk onda iki derece olarak döndü kendilerine. Çekler iyiydi. Koudelka, istikrarının karşılığını hakkıyla aldı. Polonya’da Stoch’tan başka hiçbir isim varlık gösteremedi. Finlandiya adına en başarılı isim de efsane Janne Ahonen’dan başkası değildi. Büyük şampiyon: “Emeklilik sonrası ilk turnuvam... Sonunda tribündeyim ve sıcak Mulled Wine (Üzüm suyu [!]) içebiliyorum rahatlıkla” diyordu keyifle. Elinde bardağıyla bile çıksa kapıdan, yapsa atlayışlarını, klasmandaki en iyi Fin sporcu olacaktı muhtemelen elini kolunu sallaya sallaya…

Özetle Tom Hilde’nin omuru, Lukas Hlava’nın burnu, Simi’nin gururu, Schlieri’nin şeytanın bacağı kırık. Walter Hofer’in kar küremekten beli tutuk. Bizler de bu seyir zevkini geride bırakmak zorunda olduğumuz için buruk…

Bir kez daha emeği geçen herkese teşekkürlerimizi gönderelim ve kayakla uçma sezonuna merhaba diyelim.

Bu arada, fotoğraftaki de bir Alex. Hem uçan, hem de uçuranından…


7 Ocak 2012 Cumartesi

Schlieri'nin Şampiyonluk Sonrası Görüşleri

Polonya kayakla atlama sitesi skijumping.pl (bu neymiş diye girmeyin, Lehçe adamı kör eder) Schlieri ile röportaj yapmış. Çevireyim dedim.





Muhabir: Gregor tebrikler. Müthiş bir başarı. Nasıl hissediyorsun?

Schlieri: Teşekkürler. İnanılmaz. Bir rüyanın gerçek olması bu benim için. Yıllardır çok uğraştım, antrenman yaptım ve sonunda kazanıyorum. Benimle çalışan, yardımcı ve destek olan herkese teşekkürler. Gerçekten olağanüstü bir duygu.

Muhabir: Hangi noktada "Şimdi şampiyon oldum" diye düşünmeye başladın?

Schlieri: Turnuva başlamadan önce çok güçlüydüm. Bu sene benim senem olabilir dedim. İnnsbruck sonrasında ise her şeyin yakın olduğunu fark ettim. Bugün bayağı zordu. Koşullar sıkıntılıydı ama yine de şampiyon oldum.

Muhabir: Bir milyon İsviçre Frankı'nı kazanamadığın için üzgün müsün?

Schlieri: Finansal olarak evet. Şanssızlık. Ama ben Dört Tepe'yi hiç kazanamamış biriydim başlamadan önce, dolayısıyla asıl amaç şampiyon olmaktı, dörtte dört yapmak değil. Sonuç mutlu son oldu, Grand Slam'i yapamadığım için çok da üzülmüyorum.

Muhabir: Kayakla atlamada neredeyse her şeyi kazandın, hiç bir şey bırakmadın bu denli genç olmana
rağmen. Hala kendinde güç ya da devam etmek için motivasyon bulabiliyor musun?

Schlieri: Tabii ki. Şimdi biraz rahatlayacağım, bu güzel duyguyu yaşayacağım. Kariyerim inanılmaz gelişti, her şeyi kazandım. Ama bireysel olimpiyat altınım yok ve Matti Nykanen'in 48 dünya kupası galibiyeti rekorunu geçmek öncelikli hedeflerim. Ama dürtü içimden geliyor, elimde olan bir şey değil, hala başarıya açım. Gerçekten çok mutluyum şu anda.

6 Ocak 2012 Cuma

2011-2012 Dört Tepe Turnuvası Şampiyonu Gregor Schlierenzauer !!!

Kabus gibi geçen bir günden sonra Dört Tepe Turnuvası nihayet yeni bir şampiyon daha kazandı. Bu isim elbette ki Gregor Schlierenzauer !!!


Bugünü anlatmaya kelimeler yetmez galiba. Kolay kolay karşılaşamayacağımız bir çok şeyle karşılaştık ve en sonunda ikinci tur bile yapılamadan, ilk turdaki atlayışlara göre sıralama yapıldı ve Schlieri, Kofler'in çok kötü atlayışı sonrası rahat bir şampiyonluk elde etmiş oldu.
Kofler ayrıca Dört Tepe Genel Klasmanı'nda ikinciliği de Morgi'ye kaptırmış oldu.

Yarışı ise Thomas Morgenstern kazanırken, ikinciliğe Anders Bardal, üçüncülüğe ise Schlieri çıktı.

Dört Tepe analizlerimizde bugünden daha çok bahsedeceğiz mutlaka.

Tebrikler Gregor Schlierenzauer !!!

4 Ocak 2012 Çarşamba

Kofler'den Uluslararası Kayak Federasyonu'na Bir Milyonluk Bağış


Innsbruck, Dört Tepe'nin üçüncü ayağına ev sahipliği yaparken büyük bir heyecan yaşattı izleyenlere. Schlierenzauer'in puan farkını açıp Dört Tepe Şampiyonluğu'na doğru giderken FIS'in para ödülü sayesinde heyecanımız hiç azalmamıştı.

Bir kere son dönemin en güzel birinci turlarından birini izledik. Seyircinin gazıyla Walter Hofer kapıyı düşürmedi ve tepe rekorunun kıyısından döndük, ki biraz daha dayanabilseydi rekor çok rahat bir şekilde kırılabilirdi (Dimitry Vassiliev 1,5 metre ile rekoru kaçırdı, o derece yani).

Kamil Stoch ilk tur sonunda yarışı kazanmak için kocaman bir adım atmıştı en yakın rakibine 6 puanlık fark yaparak. Ama işler ikinci turda rüzgarın etkisiyle ters döndü ve epik bir final turuyla karşılaştık. Eurosport'un harika rüzgar gösterimleri işin kötüye gittiğini gösterdikten sonra, ilk defa kullanılan jüri telsizi konuşmasında " kar geliyor" haberinden sonra heyecan çok arttı.

İkinci tura Şanslı Kaybeden olarak girmeyi başaran Andreas Kofler ise rüzgarı en iyi kullanan isim oldu ve Innsbruck'da ilk defa podyum gördü, hem de en üst sırada. Schlierenzauer'in ağlayan annesi eşliğinde izlediğimiz kısa atlayışı sonrası, Stoch'tan da felaket ötesi atlayış geldi. Günün Adamı seçilen Taku Takeuchi ise iki iyi atlayış sonrası kariyerinin ilk podyumunu tattı.

Dört Tepe'nin bahtsız adamı Daiki Ito ise çok iyi ilk atlayış sonrası, biraz jüri kurbanı oldu ve neredeyse fırtınada ikinci atlayışını gerçekleştirerek son sıralarda yer aldı (Ito'nun rüzgardan gelen puanı +15'ti).

Bu arada tartışmasız Innsbruck seyircisi sezonun en iyi seyircisi ödülünü de bizlerden aldı.
Dört Tepe Turnuvası'nda son tepe öncesi genel klasman şu şekilde oluştu;

1 Schlierenzauer, Gregor At 805.4
2 Kofler, Andreas At 788.4
3 Morgenstern, Thomas At 769.3
4 Bardal, Anders No 758.5
5 Koudelka, Roman Cz 757.2
6 Freund, Severin De 738.0
7 Takeuchi, Taku Jp 731.0
8 Ito, Daiki Jp 725.9
9 Stoch, Kamil Pl 721.1
10 Hlava, Lukas Cz 714.2

3 Ocak 2012 Salı

Schlierenzauer ve Bir Milyon


İstatistik: Tarihte 17 kez Dört Tepe'nin ilk iki ayağında zirveye çıkan isim aynı olmuş. Bunların 11 tanesi turnuva tamamlandığında en tepedeki yeri muhafaza konusunda muzaffer olabilmiş.

Schlieri şampi...

İstatistik: Son beş sezonda ilk iki ayak sonunda Dört Tepe klasmanında ilk sırada yer alıp da turnuva şampiyonluğunu kazanamayan, üstüne üstlük bunu iki kez başaran tek bir sporcu var: Schlieri!

Şampi???

Yorum: Schlieri kod adlı üstün insanın şampiyonluk yolunda yeterli forma ve puan farkına sahip olduğunu düşünüyorum. Şu saatten sonra dört adet kendi standardında atlayış yapması, geriden gelenlere şans tanımayacaktır.

Soru: Dörtte dört mü geliyor?

İstatistik: 2000 - 2001 sezonunda Adam Malysz, her ayakta elemeleri birincilikle tamamlayarak finale yükseldi. Dört Tepe sona erdiğinde en yakın rakibi Janne Ahonen ile arasında 104,4 puanlık bir fark oluşmuştu.

Adam Malysz, o sezon ilk iki tepede birinciliği kazanamamıştı.

Yani, toplam sekiz günlük kayakla atlama mesaisinin altısının sonunda birinci olduğu ve ezici bir form grafiği gösterdiği sezonda bile dörtte dört yapamamıştı.

Gerçek: Schlieri, Oberstdorf elemelerinde 11., GaPa elemelerinde ise 15. oldu. Şu an için rakiplerine göre ezici bir üstünlüğü var diyebilmemiz mümkün değil. Eğer GaPa'da Ito'nun bacakları biraz daha mukavim olabilseydi milyon heyecanımız sona ermiş olacaktı bile.

Belki de 1M CHF olarak tarihe geçecek kara temas eden o mabadın ederi.

Sonuç: Milyon için Schlieri'nin vites yükseltmesi lazım. Doğum gününe şampiyon uyanabilmesi için dikkatli olması kafi. Şu an için geriden gelip sürpriz yapabileceği ışığını veren hiçbir sporcu yok. Yine de Kofler, Ito ve Morgi hala aktif olarak zirve mücadelesinde. Freund, Koudelka ve Bardal podyumda bir sıra kapma derdinde, ya da milyonda birlik bir mucize...

1 Ocak 2012 Pazar

Kim 1 Milyon Kazanmak İster'de Geldik Son İki Soruya

Uzun ve yorucu Oberstdorf yarışından ve dünkü elemelerden sonra bugün çok keyifli bir yarışı geride bıraktık. Ne bir kapı değişikliği, ne de bir rüzgar arası.. Seksen atlayışın hepsi de çok hızlı bir şekilde yapıldı, ki bu durumu pek bir özlemiştik.

Garmisch Partemkirchen geçen yıl Ville Larinto'nun sakatlanmasına ve Kofler'in havada rüzgarlarla yaptığı savaşla akıllara yer etmişti. Belki geçen yılın etkisi, belki de ilk ayağın ve dünün sıkıntılı geçmesi seyirciyi olumsuz etkilemiş ve o devasa stadı tam dolduramamışlardı.

Bu yılın en merak uyandıran konusu Dört Tepe'yi de kazanan 1 Milyon İsviçre Frangı'nı alırdı. Bu kadar çok favorinin olduğu bu sezonda açıkçası kimse 4 Tepe'yi de aynı ismin kazanacağına ihtimal vermiyordu. Ama bugün Gregor Schlirenzauer'den gelen ikinci birincilikten sonra "acaba" dolu cümleler görür olduk sosyal medyada..


Yılın en önemli ismi Andi Kofler ise ilk turu onuncu bitirmesine rağmen yarışı ikinci sırada bitirerek Dünya Kupası Genel Klasmanı için önemli mesaj verdi.

Günün en büyük kaybedeni ise Japon Daiki Ito oldu. İki mükemmel atlayış yapmasına rağmen iki çok kötü telemark sonrası üçüncü olabildi. Bir tane normal bir telemark gelse dahi rahat bir galibiyet gelecekti. Bakalım Sertan Uzun'un dediği gibi "Ito'nun ilk turdaki kara teması bir milyonluk bir temas olabilir mi acaba?"

Bardal'ın dokuzunculuğu ve Ammann'ın onunculuğu sonrası ikisinden de bir açıklama geldi: "Önümüzdeki 4 Tepelere Bakacağız".

9 Aralık 2011 Cuma

Harrachov | Schlieri Ahonen'i Yakaladı


Schlieri genç yaşında yeni rekorlara doludizgin ilerlemeye devam ediyor. Harrachov'da her zamanki gibi zorlayıcı rüzgar koşullarında yapılan ilk bireysel yarışı Daiki Ito ve Anders Bardal'in önünde tamamlayan Avusturya'nın yıldız ismi, toplamda 36. Dünya Kupası zaferini elde ederek bu konuda tarihin en iyi üçüncü ismi olan efsane Janne Ahonen'i yakalamayı başardı ve ilk üç ayağın tamamını süpüren Kofler'in hegemonyasına noktayı koydu.

İlk turda 140,5 m'lik sansasyonel bir atlayış ile vatandaşı David Zauner'in 8,5 puan önünde zirveye kurulan Schlieri, ikinci atlayışı sırasındaki zorlayıcı koşullar nedeniyle liderliğini zorlukla koruyabildi. Japonların istikrarsız başarılısı Ito, uzun süre sonra ilk podyumuna ulaşırken Norveç'in sezona formda giren ismi olan Bardal de David Zauner'ın hemen önünde podyumun tamamlayıcısı oldu.

Freitag (6.) ve Freund (10.) Alman takımı adına güzel işler yapmaya devam ettiler. Kranjec (5.), Morassi (7.) ve Hlava (8.) ülkeleri adına başarılı neticeler aldılar. Özellikle Morassi'deki yükseliş dikkat çekici, kayakla uçma konusunda başarılı olan İtalyan sporcu bu seneki Dünya Şampiyonası'na formunu yükselterek giderse madalya adayları arasında bile sayılmaya başlanabilir. Norveç takımı, Lillehammer'deki şokun etkisinden kurtulmuş göründü, Hilde (12.) ve Sklett (13.) iyi dereceler aldılar. Morgi (9.), Polonyalılar (En iyi derece Stoch'un 15.'liği) ve Finler (En iyi derece Hautamaeki'nin 17.'liği) çok da tat vermedi. 300 puanlık Dünya Kupası liderimiz Kofi, ortalama iki atlayış ile ancak 18.'liği alabildi. Simi ise felaket bir ikinci tur atlayışı sonrasında kendine 26. sırada ancak yer bulabildi.

Rampa harici gelişmelere dönecek olursak da, Roman Koudelka'nın talihsiz kazası ile ilgili ilginç bir yorum düştü kayakla atlama kaynaklarına. NRK için kazayı yorumlayan Johan Remen Evensen'e göre bağlantı aparatının pek de bir günahı yok. Mekanik bir hatanın söz konusu olmadığını, tamamen Koudelka'nın kendi dikkatsizliği ve aparatı yerine iyi oturtamaması hasebiyle oluşmuş bir kaza olduğunu söylemiş kendisi. Bu yargıya görüntüleri uzunca analiz ederek ulaştığını düşünürsek, tecrübelerine güvenebileceğimizi düşünüyorum. Yine de, belirli bir yükten sonra kendiliğinden kurtulabilecek şekilde tasarlanmış mekanik bir aparatın standartlarının FIS tarafından çok net bir şekilde belirtilmiş olmaması içime sinmiş değil.

Harrachov'da bugün ikinci bireysel yarış koşulacak. Yani atlanacak, lafın gelişi...

27 Kasım 2011 Pazar

Kuusamo | Sezon Başlangıcı Değerlendirmesi

Aylardır sustuk, bir yerden başlamazsak olmayacak. Madem kış sezonunu açtık, biz de yazma sezonumuzu başlatalım.

Yaz Grand Prix'inde gördüğümüz performansların özeti şu şekildeydi: Eğer başlangıç listesinde Morgi ve Schlieri'nin adları varsa onlar favoridir, eğer onlar yoksa diğerlerinin kazanma şanslarını değerlendirebiliriz. Kış sezonuna da bu düsturla girdik desek hata olmaz.

Öncelikle Morgi. Kayakla atlamayı yakından takip eden herkesin bildiği üzere geçtiğimiz sezon tarih yazdı ve bu başarılarının ardından Avusturya'da yılın sporcusu ödülüne ikinci kez layık görüldü. Şöyle de insanüstü bir videosu yayıldı internet aleminde, hani hala görmeyen kaldıysa diye:


Schlieri de Morgi'den çok farklı bir yerde değil benim gözümde açıkçası. Fazladan bazı sakatlık şanssızlıkları oldu, birazcık da tecrübe eksiğinden bahsedebiliriz; ki o da tartışılabilir bir nokta. Onun haricinde ikisi de birbirinden yetenekli ve başarılı kayakla atlama efsaneleri. Muhtemelen diğer ülke ekipleri içlerinden "Yüzyıllar nadir olarak böyle yetenekli sporcular yetiştirir. şu talihsizliğimize bakın ki o büyük yetenekler çağımızda Avusturya milletine nasip oldu" diyorlardır.

Bugün de çok farklı bir görüntü yoktu. Ta ki şaşırtıcı bir şekilde araya giren ve kışa hazırlık dönemini adamakıllı bir antrenman programı uygulayamadan geçirdiği halde zirveyi kapmaya tenezzül eden Tatar Kofi bu oyunu bozana dek. Bozdu dediysem de, iki süper atlayışı bir araya getirip birinciliği zor bela alabildi takım arkadaşlarının elinden ve podyum fotoğrafında ikisine eşlik edebildi.

Şimdilik görünen o ki iki mükemmel atlayışı ardı ardına yapamayan Morgi-Schlieri ikilisini çok zor geçebilecek... Kofi bunu başarabilecek sayılı yeteneklerden olduğunu gösterdi ve sıkıntılı bir süreçten gelmesine rağmen bunu yaptı.

Aynı gün hem bir takım mücadelesini kazanmak, hem de bireysel yarışta ilk üç sırayı elde edebilmek, hele hele sürekli ertelemelerin ve belirsizliklerin olduğu bir sezon başlangıcında Avusturya için bile kolay bir iş değil. Bunu başardılar ve Kuusamo fethini sadece birkaç saat içinde tamamlayıp tepeye bayraklarını diktiler.Alman ve Norveç ekipleri takım yarışında felaket bir performans sergileseler de, bireysel yarışa geçildiğinde nispeten daha iyilerdi. Stöckl yarış sonrası açıklamasında güzel bir noktaya değindi, diğer ekiplerin işi şu an için Avusturya ile yarışmak değil. Bunu ha diyince başarmaları pek de mümkün görünmüyor. Gün be gün kendi performanslarının üzerine koyabilmeleri lazım. Bunu yapmadan en iyi olmaya çalışmak, iyimser deyişle hayalcilik olmaktan öteye gidemez.

Bireysel olarak Stoch, Koudelka, Freund, Kornilov ve Hilde güzel performanslar sergilediler. Japonlar ve Lehler takım mücadelesindeki derecelerini bireysele taşımakta zorlandı. Finler ise felaket bir takım mücadelesinin ardından bireyselde biraz da olsa kıpırdanmayı başardı. Slovenler de pek iç açıcı bir gün geçirmedi, bireyselde ilk 15'e tek bir sporcu bile sokamamaları kayda değer bir istatistik olsa gerek bu konuda. Yine de, tüm bu ekiplerin birer ikişer sporcularının performanslarına baktığı bir gerçek. Malysz emekli olduktan sonra Stoch'un yükü ağırlaştı, ona kim destek olabilecek? Hilde'nin yanına hangi istikrarsız sporcuyu yazalım, Velta mı? Romören mi? Evensen mi? Ingvaldsen mi? Freund'a eşlik edecek Alman kim? Kornilov iyi de, talihsiz bir şekilde terk-i diyar eyleyen Karelin'siz ona yardımcı olabilecek bir Rus çıkabilir mi? Tüm bunların haricinde, Simi geldiğinde neler yapacak?

Tüm bu sorular yanıtlarını bekliyor. Biz de bu yanıtları almak için buradayız. Nümayiş başlasın! (Başladı da)