Vikersund etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Vikersund etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Şubat 2016 Pazartesi

14 Fotoğraf ile Peter Prevc

Peter Prevc... Hakkında yazılacak,üstüne söylenecek o kadar çok söz var ki... İşte bu yüzden sezon bitmeden şampiyonluğunu ilan eden Peter Prevc'in bu sezon ne yaptığının üstünden fotoğraflar ile geçmek istedim:

İşte karşınızda Peter Prevc!

Onun için sezon Nizhny Tagil'de başladı:

2015-2016 Sezonunun ilk birinciliğini burada kazanan Prevc; Aynı zamanda sarı mayoyu bir daha kimseye kaptırmamak üzere Severin Freund'tan devraldı.

 İsviçre(Engerberg)de "Abi-Kardeş" ilk iki sırayı alarak Prevc egemenliği kurdular.

29 Aralık-6 Ocak 2016 Tarihleri arasında düzenlenen Dört Tepe Turnuvası'nı kazandı.

14-17 Ocak 2016 Tarihlerinde düzenlenen Kayakla Uçma Dünya Şampiyonası'nda şampiyon oldu.

Japonya(Sapparo)da ikinci defa abi kardeş podyumunu yaptılar.

Vikersund2016'da dünya rekorunu kıramasa da;

İkide iki yaparak domine etmeyi başardı.

Kısa Süreli Finlandiya molasının ardından;

Almatı'da üst üste iki galibiyet alarak sezonun bitimine altı yarış kala 2015-2016 sezonun şampiyonu oldu.

Ayrıca 13 yarış kazanarak "Bir sezonda en çok yarışma kazanma rekorunu" şu an için Gregor Schlierenzauer ile birlikte paylaşıyorlar.

Biz de buradan kendisini tebrik ediyor,

Başarılarının ve rekorlarının devamını diliyoruz!

10 Şubat 2016 Çarşamba

Vikersund 2016'ya Doğru

80 yıllık bir efsane Vikersund, başka bir deyişle Vikersundbakken tepesi. Nice düşüşlere, rekorlara, atletlere ve şampiyonalara ev sahipliği yapmış gerçek bir efsane. Bildiğiniz üzere sis nedeniyle yapılamayan Holmenkollen Dünya Kupası ayağının Vikersund’a alınmasıyla kayakla uçma keyfi üç güne çıktı. Hazır burada günleri sayarken geçen seneyi hatırlayıp, bu yıla hazırlık yapalım.


14 Şubat 2015… Dünya Kupası’nın Vikersund ayağının ilk günü. Elemelerde Anders Fannemel ve Peter Prevc’in yaptığı 246 ve 245,5 metrelik atlayışlar, sonrasında olacaklar hakkında bizi bilgilendiriyordu. Peter Prevc o gün final atlayışında 250 metreye giderek Norveçli Johan Remen Evensen’e ait 246,5 metrelik rekoru geliştirerek ülkesine ve destekçilerine sevgililer günü hediyesini vermişti.

Peter Prevc 250,0 m
 Podyum Şu Şekildeydi:
1.Peter PREVC
2.Anders FANNEMEL
3.Noriaki KASAI
4. Lük ise Severin FREUND’a gitmişti.


Fannemel-Prevc-Kasai
15 Şubat 2015’te ise durum tamamen değişti. Noriaki Kasai 240 metreye giderek Japonya, Severin Freund ise 245 metreye giderek Almanya rekorunu kırdı. Daha eleme turunda Dimitry Vassiliev’in 254 metrelik atlayışı, düşüşle sonuçlanarak buruk bir şekilde tarihe geçiyordu. Ancak Peter Prevc’in dünya rekoru sevinci kısa sürdü. Anders Fannemel ilk tur atlayışlarında gittiği 251,5 metre ile yeni dünya rekorunun sahibi olmuştu.


15 Şubattaki Podyum ise böyleydi:
1.Severin FREUND
2.Anders FANNEMEL
3.Johann Andre FORFANG
İlk yarışın galibi Peter PREVC ise 16. sırada yer alıyordu.

Fannemel-Freund-Forfang

Peki ya 2016?

Bu soru için bir kaç sporcu ile görüştüm ve onların podyum için fikrini almak istedim:


Anja Tepes: Peter Prevc, Norveçli biri ve umuyorum ki abim.

Domen Prevc: Peter’in kazanmak için büyük bir potansiyeli var sonra Fannemel ve Kraft gerçekten çok iyi kayakla uçma sporcuları ve bunun yanı sıra Freund ve Gangnes’te başarabilir.

Ayberk Demir:1-Peter Prevc 2-Anders Fannemel 3-Noriaki Kasai

Muhammed Ali Bedir:  Peter Prevc, Daniel-Andre Tande, Anders Fannemel.



Hava şartlarının çok güzel olduğu, düşüşlerin olmadığı bol rekorlu bir Vikersund 2016 diliyorum.

30 Ocak 2013 Çarşamba

Vikersund | Ödüllü Tahmin Yarışması Sonucu!

En uzağa KİM uçacak,

ve

KAÇ METRE uçacak!

Diye sormuştuk. İki sorumuza da doğru yanıtlar gelmiş. Bravo!

Ancak biz sporcuyu bilmeyi zorunlu tutmuştuk, bu yüzden Gregor Schlierenzauer yanıtı verenler arasında doğru mesafeye (240 metre) en çok yaklaşan ismi aradık. Gördük ki, iki talihlimiz var:

Mutlu Başdaş ve Beste Coşkun. (242 metre)

Ancak bizde bir adet geyik mevcut :(

Bu kez kura çekmeyelim dedik, herkes kendi şansını belirlesin. Mutlu Başdaş ve Beste Coşkun için tek bir sorumuz var şimdi:

02.02.2013 tarihinde koşulacak olan Harrachov HS 205 kayakla uçma yarışında Schlieri kaç metreye atlar? Birinci tur ve finalde gideceği mesafelerden hangisi daha iyiyse onu dikkate alacağız.



Tahmininizi buraya yorum olarak yazmanızı rica ediyorum. Zaman sınırı:02.02.2013 saat 16.30. Tahmin göndermeyen hediyeyi kaybeder.

Haydi bol şans!

29 Ocak 2013 Salı

Robert Kranjec Galibiyete Uçtu





Sloven Robert Kranjec Vikersund’daki ikinci kayakla uçma yarışını kazandı. Geçen sene Kayakla Uçma Dünya Şampiyonu ünvanını burada kazanan Kranjec, 231.5 ve 230metrelik (416.5 puan) atlayışlar yaptı ve Almanların sürpriz ismi Michael Neumayer ve bir önceki yarışın galibi Avusturyalı Gregor Schlierenzauer’in önünde yarımayı kazandı. Bu galibiyetle birlikte Kranjec bu sezonki ilk, toplamda ise beşinci Dünya Kupası zaferine ulaşmış oldu.


Kranjec galibiyetin temellerini daha ilk turda attı. Final atlayışı öncesinde Schlierenzauer ile arasında 10 puan fark vardı. Günün sonunda Kranjec yarışı Gregor Schlierenzauer’in 16.5 puan, Michael Neumayer’in ise 11 puan önünde tamamladı. “ Vikersund benim için çok özel bir yer. Burada geçen sene Dünya Şampiyonu ünvanını kazandım ve bu hafta sonu da bir üçüncülük ve bir galibiyetle yine çok geçti. Tamamen tatmin olmuş durumdayım ve şimdi Harrachov’da bir hafta sonra yapılacak kayakla uçma hafta sonunu bekliyorum.” diye konuştu.
  
34 yaşındaki Alman Michael Neumayer günün sürprizi oldu. İlk turu Neumayer üçüncü bitirdi ve çok güzel bir final atlayışıyla günün sonunda ikinci oldu. “Benim için harika bir gün oldu. Kayakla uçmadan çok büyük keyif aldım. Dünya Kupasında iki üçüncülüğüm vardı ve şimdi bir ikincilik aldım, bu harika! Hala Dünya Kupası galibiyeti hayali kuruyorum ve ikinci turun en iyisi bendim. Buda en iyileri yapmaya devam edebildiğim ve ikinciliği hak ettiğimi gösteriyor.” dedi Neumayer. Bavaria’nın atleti 223 ve 231 metrelik atlayışlar yaparak toplamda 405.5 puan elde etti.


İlk günkü yarışın galibi Gregor Schlierenzauer, bir başka yüksek skor yaptı. “Üçüncü olduğum için mutluyum, 47. kere kazanamamış olsam da. Dünyanın en büyük tepesi ve bu yüzden yarışma da çok zorlu oldu. Atlayışlarım ilk günkü kadar iyi değildi, hatalar yaptım ve rampadan çıkış zamanlamam da mükemmel değildi.” diye anlattı Schlierenzauer.


İsviçre’nin Grafiği Yükseliyor

Simon Ammann ikinci yarışı dördüncü bitirdi. İsviçreli sporcu 216 ve 222.5 metrelik atlayışlarıyla toplamda 393.6 puan aldı. Böylece Ammann’ın yükselen grafiği devam etti. Amman’ın takım arkadaşı Gregor Deschwanden ilk defa eleme turunda 200 metre sınırını geçmeyi başardı ve o da bu sezon gösterdiği pozitif grafiğini devam ettirdi.


Beşinciliği 390.4 puanla paylaşan Peter Prevc ve Jurij Tepes, hafta sonunda Slovenlerin en iyi derecelerini alanlardandı. Robert Kranjec’in Vikersund’daki iki podyum derecesinin dışında geçtiğimiz hafta sonu Slovenler, Çek Cumhuriyeti’nin Liberec şehrinde yapılan Gençler Dünya Kupası takım yarışını da kazanmayı başardılar.


Lukasz Kruczek’in baş antrenörlüğünü yaptığı Polonya takımının en iyisi yarışı yedinci bitiren Kamil Stoch oldu. 207 ve 222 metrelik atlayışlarla toplamda 386.6 puan alan Stoch, dokuzuncu olarak yine ilk ona giren takım arkadaşı Piotr Zyla’nın (377.1 puan) 3 basamak üstünde ve 9.5 puan önünde tamamladı yarışı.


Norveçliler Kendi Seyircisi Önünde Podyumu Kaçırdılar

Bir önceki güne benzer bir şekilde Norveçliler kendi seyircisini önünde podyum derecesi almayı başaramadılar. Andreas Stjernen sekizinci olarak (204.5 m ve 228.5 m, toplamda 380.4 puan) en iyi Norveçli oldu. “Bence takım olarak Vikersund için fazla motive olduk. Bu sonuçlar için yapabileceğim tek açıklamam bu.” dedi Alex Stöckl yarışmanın ardından. Rune Velta (13.), Anders Bardal (17.), Anders Fannemel (19.), Anders Jacobsen (21.) ve Tom Hilde (22.) yüksek beklentilere cevap veremediler.

Severin Freund aldığı dokuzunculukla ikinci en iyi Alman oldu. 216 ve 211.5 metrelik atlayışlarla toplamda 378.7 puana ulaştı. Aynı zamanda Maximilian Mechler 15. olarak güçlü bir performans sergiledi. Richard Freitag (20.) ve Andreas Wank (25.) da Dünya Kupası puanları almayı başarmalarına rağmen, çok iyi sonuç almayı başaramadılar.


Martin Schmitt ve Marinus Kraus (35. ve 36. olarak) ilk yarışta olduğu gibi, yine final turuna çıkmayı başaramadılar. Amerikalı sporcular Peter Frenette ve Anders Johnson küçük farklarla (31. ve 34. olarak) final turunu kaçıdılar.





Kaynak: http://fisskijumping.com/

26 Ocak 2013 Cumartesi

Jurij Tepes Vikersund Elemelerinin Kazananı Oldu


Sloven Jurij Tepes, bu kışın Vikersund’da yapılan ilk kayakla uçma yarışının elemelerini kazandı. Dünyanın en büyük tepesinde (HS 225) Tepes 215 metrelik uçuşla toplamda 203.8 puan kazandı.

-15°C derecelik dondurucu soğukta yerel kahraman Andreas Stjernen 220m ve toplamda 203.1 puanla ikinci oldu. Bu aynı zamanda Stjernen’in kişisel rekoru oldu. Leh sporcu Piotr Zyla ise 214m ile (198.6 puan) üçüncü oldu.
   
Bu kış git gide daha iyi olan Zyla, Kamil Stoch’un arkadasından yavaş ama sağlam adımlarla Polonya takımının iki numarası olmaya geliyor. Önceden kalifiye olmasına rağmen Kamil Stoch 218.5m ile güçlü bir atlayış gösterdi.

Geçen haftasonu Sapporo’da iki yarışı birden kazanan Jan Matura, iyi durumda olduğunu tekrardan gösterdi. Antrenmanlardaki istikrarlı atlayışlarının ardından, elemelerin en uzun atlayışı da Matura’dan geldi: 204 metrelik atlayışıyla elemeleri dördüncü bitirdikten sonra, cumartesi ve pazar günkü yarışmaların favorilerinden biri olduğu  söyleyebiliriz.

Alman Michael Neumayer de çok iyi bir performans sergiledi. Antrenmanlarda Neumayer yaptığı 209.5 ve 227.5 metrelik atlayışlarla, kayakla uçma yeteneklerini sergiledi. Daha sonra elemelerde 212m atladı, beşinci olarak ne kadar formda olduğunu tekrar gösterdi.

Avusturyalı Gregor Schlierenzauer 226.5 metreyle turun en uzun atlayışı gerçekleştirdi. Schlierenzauer gribi atlattı ve yarışlara verdiği aranın ardından yine çok iyi durumda.

İş bu kış sezonunun ilk kayakla uçma yarışını kazanmaya gelince, Severin Freund, Anders Bardal ve Simon Ammann, Schlierenzauer’in en büyük rakipleri gibi görünüyor. Her üçü de Schlierenzauer’e çok yakındı sonuçlara aldı.

Sloven Robert Kranjec şimdiye kadar ondan beklendiği kadar iyi değildi. Kranjec 213.5m atladı,  fakat hala haftasonu yarışlarının en büyük favorilerinden biri.


Kaynak: http://www.fisskijumping.com/

22 Ocak 2013 Salı

Vikersund | Ödüllü Tahmin Yarışması!

25 Ocak Cuma saat 19.00'a dek tahminlerinizi gönderebilirsiniz.

Peki ne tahmin edeceksiniz?

En uzağa KİM uçacak,

ve

KAÇ METRE uçacak!

Herkesin TEK tahmin hakkı var. Tek sporcu ve tek mesafe olarak buraya yorum yazıyorsunuz. Örnek veriyorum:

"Adam Malysz, 250 metre."

Kişiyi bilmek zorunlu. Birden fazla doğru sporcu tahmini olur ise mesafesi en yakın olan kazanır. Elemeler, Cumartesi ve Pazar yarışı hepsi yarışmaya DAHİLDİR.


Bol Şanslar! Ödülü yarın açıklayalım da, biraz heyecan olsun...

Foto: jokullmagic (hehe)

Ek: İŞTE O ÖDÜL!


Vikersund geyiği! Hem de fosforlu!

Tahminlere devam!!!

15 Mart 2012 Perşembe

Erenlerden Bir Eren, Björn Einar Romören!


Eh, atalarımız boşuna söylememiş; sakladık röportajı, geldi zamanı. Karşınızda bugünkü elemelerin galibi Romören!

Vikersund'daki takım yarışında Norveç'i neredeyse tek başına madalyadan eden eski bir kayakla atlama dünya rekortmeni... Kulağa ilk anda garip gelse de, bu sporun doğasında olan uç iniş çıkışlara küçük bir misal sadece.

Takım yarışı tamamlandığında kendi kendime bu hikayeden güzel bir muhabbet çıkabileceğini düşünürken bir de baktım ki özellikle Norveç'in en baba basın organları kendisinin etrafını ışık hızıyla sarmış bile. Zaten mental olarak tarumar durumdaki Romören, bedenen de sallanma emareleri göstermeye başlamıştı uzun süren soru cevap fasıllarının ardından. Yine de kendisine uzatılan hiçbir mikrofonu terslemedi, güzel güzel paylaşmaya çalıştı derdini. Yanıma ulaştığında resmen kış günü yağmur altında kalmış bir kedi yavrusu gibi zangır zangır titriyordu, bu yüzden fazla tutmadım kendisini. En kilit iki soruyu sorup uğurladım:

+ Björn, senin gözünden bugünü dinlemek isterim. Yanlış olan neydi?
Björn: Dürüst olmam gerekirse ben de bilmiyorum. Benim için korkunç bir gün oldu.

+ Hepimizin bildiği gibi eski bir dünya rekortmenisin. Yakın bir zamanda tekrar o seviyeye ulaşabileceğini düşünüyor musun?
Björn: (gülümseyerek) Bugünkü atlayışmarımdan sonra bunu söyleyebilmek çok zor, ama kendime inanıyorum ve... ve...

+ O zaman hala kendine inancın yeterli seviyede diyebiliriz değil mi, çünkü bence en önemli nokta bu olmalı şu aşamada.
Björn: Evet, kendime olan inancım hala üst seviyede. Bugün gerçekten aşırı derece kötü bir gündü. Zor bir sezondu, yine de sonlarına doğru benim adıma güzel işaretler göstermeye başlamıştı. Ama bugüne gelirsek, gerçekten fazlasıyla kötüydü.

+ Ara sıra bu tip durumlar olur be olm, sıkma canını...




Onun yüzünden kaybedişi sözcüklerle anlamlandırabilmek zor. Gözlerine baktım, sadece üzüldüm. Gerçekten üzüldüm. Şimdi dönüp bakıyorum da, gerçekten sağlam bir sporcu ruhu olduğunu net bir şekilde göstermiş o gün. Başarısızlık ile sıcağı sıcağına yüzleşebilmek kolay iş değil. Bunu o gün başarabildiği için bugün elemelerin zirvesindeydi diyebilirim gönül rahatlığıyla.

Norveç basınının kendisine yaklaşımına gelirsek, emin olun hepsi onunla birlikte üzüldü. Hiç kimse onun yüzünden üzülmedi.

Daha ne diyim?

10 Mart 2012 Cumartesi

Norveç Güncesi 10 | 244,5 Metre!


Eh, sayısız Vikersund şansımdan biri de bu.

Toplamda iki resmi atlayışı videoya çektim, bir tanesi şu anda kayakla atlama tarihinin en uzun ikinci atlayışı olarak anılıyor.

Sesi sonuna kadar açın ve adeta gaipten gelen bu genç Norveçlinin nasıl süzüldüğüne seyircinin verdiği reaksiyona bakın.



7 Mart 2012 Çarşamba

Norveç Güncesi 9 | Morgi Röportajı


Gördüğünüz gibi Vikersund’a ait malzemeler bir türlü bitmek bilmiyor. Çantamdan, telefonumdan, fotoğraf makinemden, cüzdanımdan, bilgisayarımdan… Her yerden paylaşılacak yeni yeni şeyler çıkıyor karıştırdıkça. Muhtemelen bu sezonki Dünya Kupası heyecanını bitirsek de ben hala Vikersund ile ilgili paylaşımlara devam ediyor olacağım, uyarmadı demeyin sonra.

                Takım yarışından sonra ayaküstü pek çok röportaj yakaladım. Günün kahramanlarına odaklanma isteğim, iki ismi öne çıkarttı: Şampiyon Avusturya takımında muhabbet etmediğim tek kişi olarak kalan Thomas Morgenstern ile madalyayı garanti, şampiyonluğu ise tatlı bir rüya olarak gören ev sahibini hayal kırıklığına uğratan eski dünya rekortmeni Björn Einar Romören.

                Şampiyondan başlayalım. Morgi ile şampiyon takımın basın toplantısının hemen ardından konuştuk:

Ben: Thomas, son takım yarışlarında geçmişe nazaran ezici üstünlüğünüzü kaybetmiş gibiydiniz. Norveç sizi iki kez geride bırakmayı başardı, son olarak da Slovenya birinciliği kaptı. Bugün ise eski “kazanan” günlerinize geri döndünüz. Bunun sırrı nedir?

Tam kendisine ilk sorumu sorup mikrofonu uzatmıştım ki, basın çadırında görev yapan garsonlar şampiyon takımın diğer sporcularına imzalattıkları önlüklerini Morgi’nin de imzalayabilmesi için rica minnet araya girdiler. Görevlilerin üstlerindeki beyaz önlüklere hatırasını bırakan Morgi, sonrasında sizin için şunları söyledi:


               Morgi: Bizim bir sırrımız yok açıkçası. Sadece çok çalışıyoruz. Kendimize odaklanmaya gayret ediyoruz ve böylece en iyiyi yapabilmek için uğraşıyoruz. Diğer takım yarışlarında zorlu ve iyi olmayan rüzgar koşulları vardı. Bugün ise şartlar mükemmeldi, sanki bir film gibiydi. Bu nedenle de ilk atlayışımızdan son atlayışımıza kadar gerçekten çok özel, harika bir yarış çıkarttık diyebilirim.
                Ben: Kayakla atlama konusunda yeni yeni atılımlar yapan bir ülkeyi temsilen buradayım ve ülkemizdeki genç sporcuların örnek aldığı isimlerden birisin. Onlara ne gibi tavsiye…
                Morgi: Hangi Ülke?
                Ben: Türkiye.
                Morgi: Ah, tamam. Türkiye’ye gelmeyi ve Erzurum’daki bir kayakla atlama mücadelesinde yarışmayı istiyorum. Gerçekten çok güzel olur.
                Ben: (“Anaaağ, lan ben Erzurum dedim mi? Yoo, demedim. Kendi dedi, Erzurum dedi, kim dedi, Morgi dedieeeee!” içsesimi bastırmaya çalışan şapşal bir gülüşle) Harika olur. Hem böyle bir fırsat olursa genç sporcularımızın seni canlı izlemesi, hatta seninle tanışabilmesi onlar için inanılmaz bir itici güç olur.
                Morgi: Elbette, ben de çok isterim.
                Ben: Ben de! J Zaman ayırdığın için teşekkürler!
                Morgi: Rica ederim.
               
Morgi beni şaşırttı. Fazlasıyla hem de. O Erzurum atağından sonra kendisine sormayı düşündüğüm her şey uçtu gitti aklımdan. Morgi özelinden tüme varırsam, Avusturya takımına ayrı bir saygı duymaya başladım Vikersund’dan sonra. Kayakla atlama tarihine damga vurmuş bir takımın üyelerinin, kayakla atlamayı yeni öğrenmeye başlayan bir ülkenin insanına bu şekilde sıcak yaklaşması şahsen çok hoşuma gitti. Ayrıca tüm sporcuların kendilerini bir şekilde yetiştirmiş olduğunu görmem, basın ile güzel bir iletişim kurma gayretleri, olgun tavırları, sıcak yaklaşımları…

Bir ay önce biri bana gelip de “Kofler, Schlieri, Koch ve Morgi ile tanışacaksın” dese herhalde “Yok mu beni uyandıran!” derdim uykuda olduğumu farz edip. Şimdi ise o anları hatırlayınca tatlı bir gülümseme yayılıyor yüzüme.

Vay be...

3 Mart 2012 Cumartesi

Norveç Güncesi 8 | Halkla İlişkiler


Evet, bugün de Lahti’de atlayamadık.  Oradaki yel hakkındaki yorumu emekli olimpiyat şampiyonu Lars Bystöl çok güzel bir şekilde yapmış, üzerine başka bir söz söylemeye gerek dahi yok: "Must be a hard job to be a flagstick in Finland!" (Finlandiya’da gönder olmak zor bir iş olmalı)

Madem eleme haberi yok, Vikersund malzemeleriyle devam edelim isterseniz. Öncelikle bireysel yarış sonrası Martin Koch röportajım:

Ben: Favorilerden biriydin. Hayal kırıklığına uğradın mı?
Koch: Biraz, elbette. Altın için gereken her şeye sahip olduğumu düşünüyordum. İlk anda biraz hayal kırıklığı yaşadım, fakat giderek daha iyi hissediyorum.
Ben: Takım yarışı için beklentilerin ne yönde?
Koch: Norveç ve Slovenya ile savaşacağımızı düşünüyorum. Altın için mücadele edeceğiz.
Ben: Düşüşünden sonra herhangi bir ağrı, ya da acı hissettin mi? (Reha Muhtar ekolünden bir sual)
Koch: Şu anda bir ağrım yok, belki yarına olabilir fakat şu anda yok.
Ben: Neden düştüğünü anlayabildin mi peki?
Koch: Bilmiyorum. Gerçekten bilmiyorum.
Ben: Vikersundbakken hakkında ne düşünüyorsun?
Koch: Güzel. Burada atlayış yapmak gerçekten keyifli. Rüzgarlı hava şartları vardı, onu saymazsak tepe harika. 



Şimdi de bireysel yarış basın toplantısı:

Tore Fossen: Martin, bronz madalya sahibi. İkinci turda neler oldu?
Koch: Gerçekten bilmiyorum. Rakiplerim uzun atlayışlar yapmıştı, dolayısıyla benim de mesafeyi bulmam gerekiyordu. Bunu yaptım da. Normalde bu tip bir atlayışta ayakta kalırdım, fakat bugün dengem biraz yana doğru bozuldu. Bu uzunlukta bir atlayışta böyle bir hatanın telafisi olmuyor.

Tore Fossen: Rune, şu ana dek çok başarılı bir sezon geçiriyorsun. Burada da bu başarını bir gümüş madalya ile taçlandırdın. Neler söyleyeceksin?
Velta: Teşekkürler. Benim için gerçekten de harika bir sezon oluyor.  Bugünkü de mükemmel bir sonuç.

Tore Fossen: Robert, Dünya Şampiyonası tarihinde ilk kez podyumdasın ve zirveyi kapmayı başardın. Bugün şartlar nasıldı? Halinden memnun olduğunu düşünüyorum.
Kranjec: Şampiyon oldum, elbette mutluyum. (gülüşmeler) Şartlar çok iyi değildi, daha iyi olabilirdi. İlk atlayışta rampa içi hızım yeteri kadar yüksek olmadığı için çok uzun bir mesafe bulamayacağımı biliyordum. İkinci atlayışta uzağa gideceğimin farkındaydım, ancak 244 metreye ulaşabileceğimi de düşünmemiştim. Uygun koşullar olursa burada 250 metre atlanabileceğini düşünüyorum.

Tore Fossen: Diğer iki atlete de aynı soruyu yöneltmek istiyorum. Robert burada 250 metre atlamanın mümkün olduğunu söylüyor. Bu görüşe katılıyor musunuz? Martin?
Koch: Evet, mümkün. Ancak şartların mükemmel olması gerekiyor. Zor, ama mümkün.

Tore Fossen: Peki Rune, sen ne düşünüyorsun?
Velta: Doğru şartlar ve doğru sürat yakalanırsa bence de mümkün.

Basın: Rune, rampadan çıkarkenki düşüncelerin ve hislerin nelerdi?  Son atlayışı sen yaptın.
Velta: Sadece yapmam gerekenlere odaklanmıştım. O kadar.

Basın: Rune, atlayışını yapmadan önce Robert’in 244 metre atladığını biliyor muydun?
Velta: Evet, en azından uzun bir atlayış yaptığını biliyordum. Martin’in de düştüğünü gördüm. Yine de uzun bir atlayış yapmak zorunda olduğumun farkındaydım.

Basın: Robert, bir Slovenyalı olarak Vikersund benim favori tepem diyebilir misin bugünden sonra?
Kranjec: Hayır. (gülüşmeler)

Basın: Neden?
Kranjec: Çünkü alçak kapıdan ve iyi olmayan şartlarda uzun atlayış yapabilmek gerçekten çok zor. Ayrıca biliyorsunuz, bir Slovenyalı olarak Slovenlere karşı sorumluluklarım var.

Basın: Rune, atlayışını yaptıktan sonra bütün takım sana koştu ve seninle birlikte sevindi. Anders Bardal müsabaka sonrası yaptığı açıklamada madalyayı senin kazandığını, fakat bu ikinciliği tüm takımın ortak başarısı olarak gördüklerini söyledi. Sen de bu şekilde mi düşünüyorsun, bu gümüş madalya tüm takım için diyebilir misin?
Velta: Evet, ben de o şekilde düşünüyorum. Biz bir takımız, her gün beraberce yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Muhakkak takımdaki herkesin bir parçası var bu başarıda.

Basın: Norveçliler bir “Alexander Stöckl etkisi”nden bahseder oldu bu günlerde. Stöckl senin için ne anlama geliyor ve bu madalyadaki rolü ne?
Velta: Alex bana ve diğer takım arkadaşlarıma güzel bir şans verdi. Kayakla atlama adına bize kattığı ve ona minnettar olduğumuz bazı yenilikler oldu. Artık yarınki takım mücadelesini bekliyoruz.



1 Mart 2012 Perşembe

Norveç Güncesi 7 | Ufak Bir Albüm


Malumunuz birkaç gün ara vermiştik yazılarımıza, onlara kaldığım yerden devam edeceğim. Öncesinde birkaç tane "benli" fotoğraf karesi paylaşmak istiyorum, hani "Schlieri röportajı bile geliyor, fakat otobüs fotoğrafıyla. Ne iş?" diyenler olabilir belki diye... (Ben de siz oyalanırken kaçarı... Yeni yazımı hazırlarım)

Kongsberg Kayakla Atlama Müzesi:



Walter Hofer dersine çalışırken:






Norveç Milli Takımı ve Vikersund basın şefi Tore Fossen:




Rune Velta ve Vikersund basın şefi Tore Fossen ile bir adet test atlayıcısı (:




Emmi Chedal:



(Dipnot: Son üç fotoğraf için Olga Maciejewska'ya teşekkürlerimle)

26 Şubat 2012 Pazar

Vikersundbakken | 360 Derece

Dikkatli izleyin, videodaki misafir sanatçının kim olduğunu siz söyleyin. Gördüğünüz gibi hiçbir masraftan kaçınmadım, hep sizler için.

Norveç Güncesi 6,5 | Schlieri Röportajı


Fotoğraf biraz alakasız, amma bunu da bir yerde paylaşmam lazımdı. Acayip bir
taşıt, içinde yok yok. Mutfağı geçtim, şef aşçısı bile mevcut. Otobüs değil, yürüyen beş
yıldızlı otel desem yeri. Neyse, çok saptım, konumuza döneyim.

Önce hikayesi: Schlieri üzgün bir şekilde basın mensuplarının arasından yavaş yavaş ilerler. Başı öndedir, sağıyla soluyla pek ilgilenmez. Bu sırada Avusturya basınından, eski kurtlardan olduğu her halinden belli olan biri, mahzun yıldızın yanına yaklaşıp birkaç soru sorar. Ben de hemen onun yanında pusuya yatarım. Soru cevap fasılları bitince de telefonumda olduğunu dahi dün keşfettiğim ve iki gündür hunharca kullandığım ses kaydedici uygulamamı çalıştırırım, Schlieri'nin önüne atlarım:

Ben: İkinci atlayışında neler oldu? Rampadan çok güçlü çıkmana rağmen, neden aniden irtifa kaybettin ve erkenden indin?

Schlieri: Biraz fazla riske girdim. Yapmam gerekiyordu. Kayak takımımla ilgili sorunları hala çözebilmiş değilim. Hala mükemmel oldu diyemiyorum. Sonuç olarak en iyi günüm değildi.

Ben: Dünya Kupası'nda sona yaklaştık. Toparlanıp devam edebilmen gerekiyor. Kalan ayaklarda bunu başaracağına inanıyor musun?

Schlieri: Umarım.

Ben: En azından yine zirve mücadelesinde yerini alacağını düşünüyorum, bunu yapabileceğini çok kez gösterdin.

Schlieri: Evet, belki kazanabilirim. Evet. (gülüşmeler)

Ben: Takım yarışında bol şanslar.

Schlieri: Sağol.

İkinci atlayıştan biraz daha bahsedelim: Schlieri ikinci tur atlayışını çok kötü şartlarda yaptı. Rampadan inanılmaz kuvvetli çıkmasına rağmen, sanki arada bir yerde altındaki hava çekiliverdi ve atlayışını daha fazla zorlayamayacağını fark edince mecburi iniş yapmak durumunda kaldı. Atlayış izni aldığı şartların iyi olmadığının kendisi de farkında, çünkü indikten sonra alkışlayarak kendisini bu şartlarda atlatanları protesto ettiğini düşünüyorum. Ha, sorsanız inkar edecektir, "o alkış kendime bir eleştiriydi" diyecektir; çünkü bu tip bir protesto hem etik olarak hoş değil, hem de cezai bir yaptırımla karşı karşıya kalmasına neden olabilir.

Benzer bir durum Simi için de geçerli. İkisinin de ikinci atlayışları daha iyi koşullarda olsaydı, dünü çok daha iyi sıralarda bitirebilirlerdi.

Schlieri anlatıldığı kadar kompleksli, burnu havada bir adam değil onu baştan belirteyim. Hırslı. Gerçekten çok hırslı. Yaşının getirdiği hamlıkları da var, gözlerinden okunuyor. Bugünkü inişinden sonraki alkışı özellikle Avusturya basınındakiler tarafından eleştiriliyordu. Hatta "O alkışı Harri Olli yapmış olsaydı bir kez daha ceza alırdı" diyen de vardı, "Gördünüz mü, bizim küçük prens gözyaşları döküyordu" şeklinde mübalağalarla hayal kırıklığına gönderme yapan da. Evet, "Fair game" olmalı, ancak ben onların tarafında değilim. Kazanmaya alışmış genç bir yıldız, henüz 22 yaşında yaptığı sporun en büyüğü olarak lanse edilen hırslı bir sporcu dönem dönem bu tip tepkiler verebilir diye düşünüyorum. Biraz lüksü olmalı bu insanların. Erkenden indiği ikinci atlayışında rampadan çıkışının mükemmelliğini betimleyecek kelime bulamıyorum. O çıkış ile ikinci turun 25.'si olduysa da, varsın biraz isyan etsin adam arkadaş!

Ben sevdim Schlieri'yi. Tanısanız siz de seversiniz.

Norveç Güncesi 6 | Robert Kraljetzt!





Elimde ne kadar fazla malzeme var anlatamam. Hangi birini ne ara paylaşayım şaşırmış durumdayım. Yarış sonrası morali oldukça bozuk olduğu için pek çok gazeteciyi pas geçen Schlieri'yle bile konuşma şansı buldum. Galiba ben muhabirmişim aslında.

Yine ilginç bir günü geride bıraktık. İlk turda rüzgar şiddeti tahminleri biraz aşınca, yolcu sıkıntısı çeken Harem - Gebze dolmuşu (evet, Angara dolmuşu) misali her köprü altında rüzgarın dinmesini bekledik ve yarım saatlik müsabaka için fazladan bir saat harcadık. Dolayısıyla bir tur daha kaybederek dünya kupası ayağı misali bir şampiyona tecrübe etmiş olduk. Buna ek olarak ikinci turun ilk yarısında kapıyı ısrarla yukarı çekmeyen jürinin gecikmesini de katarsak, bir buçuk turluk bir şampiyonluk mücadelesi birazcık kırıcı oldu.

Yine de adil bir podyum olduğunu düşünüyorum. Bu üç adam ilk günden beri diğerlerinden biraz daha farklı atlıyordu. Kranjec, yıllardır başarılı olduğu uçmasının karşılığını nihayet almış oldu. Rune, "Hilde ya da Evensen varken bu takımda işi ne?" diyenlere gümüş bir yanıt verdi. Koch ise altın için zorladı, yapabilirdi de, lakin olmadı. Yine de tesellisini buldu, düşmesine rağmen kazandığı üçüncülük gerçekten büyük iş.

Diğer detaylar yolda. Bir ara gelecek...

25 Şubat 2012 Cumartesi

Norveç Güncesi 5 | Rüzgar

Basınç farkından doğan bir doğa hadisesi, bütün sezon boyunca olduğu gibi dünümüzün de keyfini alıp götürebilmeyi başardı. Jüri ve yetkililer ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışsalar da, çözümü pek olmayan bu hadise neticesinde bir turu bile tamamlayamadan bugüne geldik. Yine de, basın çadırını bile sallayan bir rüzgarda günü kurtarabilmek adına her şey denendi. Ben şahidim.

Detaylara gelelim:

- Schlieri’nin keyfi biraz yerine gelmiş gibiydi. Dün çok kötü koşullarda atlamış olsa da 200 metreye ulaşabileceğini görmesi, onu kendine getirmiş olmalı. Yine de şampiyonluktan gerçekten uzak görünüyor.

(Bu arada: SportWoche (Avusturya) dergisinin kayakla atlama haberlerini yapan Christoph König, şu anda yanımda bir Koch haberi hazırlıyor. Elinde Koch’un dinlediği müziklerin listesi var ve pek çoğu rock türevi olduğu için ona yardımcı oluyorum. Tool, Faith No More, RATM, Metallica… Gerçekten gaz bir listesi varmış arkadaşın)

- Kofler ile ayaküstü lafladık. Avusturya takım otobüsü, medya çadırının hemen yanında beklediği için tüm takımla iç içe oluyoruz gün bittiğinde. Kofler’i de sevgilisi ile el ele, yanlarında ak sakallı dede görünümündeki akrabası varken yakaladım. (bahsettiğim dedeyi kayakla atlamayı yakından takip edenler iyi bilir.) İki soru sordum kendisine, kısa ve net:

Pointner başınızda yok, bu sizi kötü etkiler mi?

Çok kararlı bir “hayır” geldi buna yanıt olarak. “Evet, Pointner bizim için önemli, fakat bütün takım ne yapması gerektiğini iyi biliyor. Onun ailesinin yanında olması gerekti, doğrusu da bu. Bizler de işimizi yapacağız. Sorun değil”.

Geçmişte çok iyi bir kayakla uçmacı olmamana rağmen, buraya geldiğinden beri müthiş atlayışlar yapıyorsun. Ne değişti?

“Bugün şanssız bir gün oldu aslında. Bizim için zor bir durum bugünün iptali. Yine de, olması gereken oldu diye düşünüyorum. Gerçekten iyi durumdayım. Bu tepeyi de seviyorum. Burada yaptığım atlayışlar bana gelecek için de güç veriyor.

Yarın daha iyisini bekliyorum senden dileğime de, yarın rüzgarın daha iyi olmasını ve bu sayede bir-iki metre dahi olsa daha ileri gitmek istediğini belirterek yanıt verdi. Tüm bunların yanında şeker gibi bir insan olduğunu da belirtmeden geçmeyeyim.

Stöckl’ü daha uzun süre yakalama şansım oldu. Gerçi basın ile arası çok iyi olan bir adam, utanmasa oturup kendi röportajını kendisi yazacak. Bugünün üç tur olmasının ve hınca hınç dolacak olan tepenin özellikle gençlere getireceği baskılar üzerine konuştuk.

“Üç tur gerçekten zorlayıcı olacak. Sporcuların üç saat boyunca havaya girmesi, rahatlaması, tekrar havaya girmesi, tekrar rahatlaması… Bu süreç kolay değil. Fakat bunu aşacak güçteler. Özellikle Rune bunu gösterdi. Yarın da aynısını bekliyorum.”

Romören’in sırtında ufak bir sorun olduğundan dem vuran Norveç basınına da “Sabah ağrıları vardı, fakat şu anda daha iyi. Yarına bir sorunu kalmayacağını düşünüyorum” yanıtını verdi.

Stöckl’ün söylediklerine yarın devam edelim. Uzun bir gün olacak ve tepeye gitme vakti. Size dünün en güzel atlayışı ile veda etmek istiyorum. (Hehe)


24 Şubat 2012 Cuma

Norveç Güncesi 4 | Kökler, Kansız Kökler


Düne kayakla atlamaya dair bir müzeyi ziyaret ederek başladık. Polonya bağımsız medyasından iki kişi ve ben, rezervasyon iptalleri nedeniyle sadece bize tahsis edilmiş gibi görünen yayla gibi bir minibüsle (taht-ı revan misali) aslen bir maden müzesi olan, lakin kasabanın kayakla atlama takımının elde ettiği inanılmaz başarılar sayesinde bir bölümü Kongsberg Kayakla Atlama Müzesi’ne çevrilmiş bulunan mekana doğru yollandık.

Rehberimiz Erik, adı gibi kütür kütür bir adamdı. Öyle bir anlattı ki Kongsberg’in talihini değiştiren Ruud kardeşleri, kalem ya da kağıda ihtiyacımızı yok etti ve aklımıza kazıdı tüm bilgileri. O eşsiz dönemi; Norveç kayakla atlama tarihini aşıp, dünya çapında yıldız olan sporcuların yetiştiği Kongsberg takımını çok detaylı bir şekilde bizimle paylaştı. Bazı anekdotlardan bahsetmem gerekiyor, vakit geniş olunca detayına da girmek borcum olsun.

Öncelikle Birger Ruud… İnanılmaz bir sporcu. Kayakla atlama için doğru düzgün rampa bile olmayan dönemlerde (30’lu yıllar) gittiği her şehirde, bulduğu her tepeyi kardeşleri ile birlikte atlama rampasına çeviren, yazları dağ evlerinin bahçesine tramplen ve havuz inşa edip orada “hava direncini daha verimli kullanabilme” atlayışları çalışan, Norveç Kayak Federasyonu 100 metre sınırı aşıldığı zaman sporcularına “80 metreyi aşan atlayışlar yapmanız yasak, ona göre” diyince rest çekip şampiyonalara sadece gösteri atlayışları yapmaya giden ve utanmadan altın madalya mücadelesi tamamlandıktan sonra birinciliğin keyfini çıkartmaya çalışan adamdan en az beş metre öteye uçabilen bir çılgın. Sporcu yönünü geçtim, Kongsberg Takımının sembolü olan K harfinin ne manaya geldiğini soran Nazi subayına “Anlamı mı? Ne olacak, komünist!” yanıtını verebilecek kor gibi bir yüreğe de sahip. Bunun bedeli olarak bir süre toplama kamplarında dinlendirilse de oradan kurtulur kurtulmaz Norveç Direniş Kuvvetleri’nde aktif bir şekilde yerini alan Ruud, savaş sonrası 1948 St. Moritz Olimpiyatları’na Norveç Milli Takımı koçu olacak gidecekken son bir kez yarışma kararı alıyor, ve bilin bakalım bu sefer neler oluyor... 36 yaşındaki ve yıllardır spordan uzak kalan bu ufak tefek adam, gümüş madalyayı bir şekilde kazanmasını biliyor! Altını da koçluğunu yaptığı başka bir Kongsbergli Petter Hugsted’e kazandırıyor!! Kayakla atlamanın haricinde alp disiplininde de boy gösteren Ruud, slalomu görece zayıf olduğu için bu branşta sadece bir Dünya Şampiyonası’nda bir tanecik bronz madalya kazanabiliyor?!? (Alp disiplininde madalya kazanmış bir kayakla atlamacı, var mı ötesi yahu?)

İkinci Dünya Savaşı ve de Federasyon ile yaşadığı anlaşmazlıklar araya girmemiş olsa, kayakla atlama tarihinin neredeyse yirmi yılına hem kendi adını, hem kardeşlerinin adını, hem de koçluğunu yaptığı sporcuların adını yazdırmış Kongsberg’in gururu. Kardeşleri demişken; hem abi Sigmund Ruud, hem de kardeş Asbjörn Ruud Kayakla Atlama Dünya Şampiyonu olmuş isimler. Aynı zamanda o yıllarda ülkelerin ulusal şampiyonalarına yabancı sporcuların katılımı serbest olduğu için, gittikleri her ülkede onlarca, abartmıyorum onlarca şampiyonluk kazanmışlar ailecek. Çekoslovakya, İsviçre, Almanya, Kanada ve hatta A.B.D. şampiyonlukları var. Şimdilik burada virgülü koyalım, bazı hikayelerini de sonraya saklayalım bu güzel insanların.

Müze ziyaretinden sonra Vikersundbakken’e geldiğimizde koşullar iyiydi. Test atlayışları sırasında bir önceki gün 181 metreye ulaşan Joachim Hauer, bu kez de 225 metreye ulaşarak seyirciyi ayağa kaldırmayı başardı. İkinci test atlayışları vakit darlığından kısa tutuldu, son atlayış bir turnuva klasiği olarak Andreas Goldberger’den geldi. TV ekranlarından pek göremediğimiz bir detay, Goldberger atlayışlarından evvel ortalığı yıkıyor ve kapıyı normalden 8-10 basamak yukarı taşıtıyor. Muhtemelen “ne olacak yææ, sanki eskisi gibi uçabiliyorum” mantığı ile hareket eden eskilerin yıldızı, kellesinde kamera ile ancak 131 metreyi görebildi.

Hafif arkadan esen rüzgar haricinde elemelere sorunsuz başladık. Metrelerden ve derecelerden ziyade, hikayelere odaklanayım:

- Vincent Descombes Sevoie inanılmaz bir karşıdan rüzgar buldu atlayışı sırasında. 222,5 metresinin sırrı buydu.

- Kofler sonunda uçmayı öğrenmiş. Bir tane bile kötü atlayış yapmadı şu ana dek. Aynı zamanda çok da konsantre görünüyor. Bireysel madalya alırsa şaşırmam artık.

- Velta ve Fannemel ev sahibinin en forma isimleri olarak göründü. Fannemel uzağa uçuyor, fakat inişlerinde denge sorunu var. Velta ise daha sağlam gidiyor. Mental olarak güçlü olurlarsa ikisi de iyi dereceler alabilir.

- Schlieri iyi görünmüyor. Çok gergin. Ekipmanından memnun olmadığını belirtti. Şu an için Avusturya takımının en zayıf halkası. Gücünü bugün ve yarına saklamış olmasını umuyorum. Ayrıca gizli bilgi: Hem takım içinde, hem Avusturya medyasında, hem de uluslar arası medyada çok sevilen bir isim olmadığını gözlemledim şu ana kadar. Bu konuyu derinlemesine araştıracağım.

- Simi TV’de göründüğünden çok daha sempatik. Kelimeler kifayetsiz. Uzatılan her eli sıkıyor, her mikrofona konuşuyor, her sandviçten otlanıyor… Bu kadar başarılı ve medyatik bir adamın böyle rahat olmasına şaşırdım, biliyorsunuz Türkiye’de bu işler genelde tersine işler.

- Kranjec kendinden çok emin. Böyle bir duruş, böyle bir bakış görmedim. İyi bir rüzgar yakalarsa rekoru kırabilecek sporculardan.

- Koch da çok güçlü gelmiş. O da rekora uçabilir diyorum.

- Alexander Pointner çocuğunun rahatsızlığı nedeniyle aniden ülkesine dönmek durumunda kalmış. Bugün gelip gelmeyeceği de belirsiz deniliyor. Avusturyalı gazetecilere “Yahu bu nasıl iş, şampiyonluğa oynayan takım koçsuz ne yapacak?” diye sordum. “Sorun değil, bizde üç tane daha var dediler. E haklılar, asistan koç var, Morgi’nin koçu var, Schlieri ve Kofler’in koçu var. Takım generalden geçilmiyor da, komutan yok be kardeşim?



Elemelerin ardından resmi açılış törenimizi de yaptık. Vikersund şehir merkezini hınca hınç dolduran onlarca kişi (çünkü şehir dediğim yerin de nüfusu üç binden az), yarışacak ülkelerin tek tek tanıtılmasını ve de yetkili ağabeylerin/ablaların konuşmalarını takip etti. Buradan ilginç detaylar:



- Sunucunun “What do you think about Vikersund?”(Vikersund hakkında ne düşünüyorsun?) sorusunu Matti Hautamaeki’nin yaklaşık beş saniye karizmatik bir şekilde durduktan sonra “It’s good” (İyiiiiiii) şeklinde yanıtlayarak susması. Buz adam mı, yoksa düz adam mı bilemedim.

- Daiki Ito’nun “Kaç madalya kazanmayı planlıyorsunuz?” sorusuna “Mini!” (many = çok) şeklinde yanıt vermesi.

- Aynı suale Kranjec'in Darth Vader sesiyle "We will see!" (Göreceğiz) cevabı. Adam altın mı alacak, Vikersund'u mu ele geçirecek anlayamadım.

- En ilginç detay da Rune Velta olayı. Özetle, kadın kılığına girmiş ve ünlülerle eğlenen Norveçli spiker abimiz (geçmişte Petter Northug'a da benzer bir şaka yapmış kendisi hatta) sahneye gelir. Sporculara tek tek asılır. "Yok mu beni öpen" der. Hilde oralı olmaz, Stöckl arkasını döner, öteki havaya bakar... Bu çileden kurtulmak isteyen Rune ise beyefendiyi yanağından öpmeye kalkışır. Ağblamız da o sırada ani bir hareketle dudaklarını büzüştürüp uzatınca... Gerisi hayal gücünüze kalsın. Bütün Norveç takımı gülmekten yerlerdeydi, Rune hariç.



Şimdilik yeter. Vikersundbakken beni bekler. Jokullmagic, ailenizin şeysi. Bir şeysi işte.