Prevc-Freund çekişmesi kesinlikle sürecek görünüyor, her iki sporcu da formda başlangıç itibarıyla, ancak bu sürpriz yapan sporcuların bu düelloyu bozup bozmayacağını hep birlikte göreceğiz. Andreas Wellinger toparlanmış görünüyor. Kamil Stoch bekleneni veremedi, zayıf kaldı. Simi çarpışıyor, pes etmemiş belli ki, bu arada Simi, Martin Scmitt ile birlikte bir spor organizasyonu ve sporcu danışmanlığı şirketi kurmuş ve Severin Freund da ileride bu şirkette çalışacak sporculardan birisi olacakmış, biz de buradan hayırlı uğurlu olsun diyelim.
22 Kasım 2015 Pazar
SÜRPRİZLERLE DOLU TEPE KLINGENTHAL
Prevc-Freund çekişmesi kesinlikle sürecek görünüyor, her iki sporcu da formda başlangıç itibarıyla, ancak bu sürpriz yapan sporcuların bu düelloyu bozup bozmayacağını hep birlikte göreceğiz. Andreas Wellinger toparlanmış görünüyor. Kamil Stoch bekleneni veremedi, zayıf kaldı. Simi çarpışıyor, pes etmemiş belli ki, bu arada Simi, Martin Scmitt ile birlikte bir spor organizasyonu ve sporcu danışmanlığı şirketi kurmuş ve Severin Freund da ileride bu şirkette çalışacak sporculardan birisi olacakmış, biz de buradan hayırlı uğurlu olsun diyelim.
6 Ocak 2014 Pazartesi
FotoAmmann | Simi, bunu olgunlukla karşılarken...
Dört Tepe şampiyonu oldu... Simi, bunu olgunlukla karşılarken...
4 Ocak 2014 Cumartesi
Dört Tepe Turnuvası | Innsbruck: Hazır Mıyız Arkadaşlar?
Elemeleri Norveçli Fannemel kazandı. İkinci sırayı da turnuva liderimiz Diethart aldı. Buraya kadar gerçekten çok ilginç, ancak bundan sonrası daha da renkli: Fannemel, 2000 € kazandı kazanmasına amma velakin eleme atlayışı yapmayan ve ev sahibi avantajı da bulunan Thomas Morgenstern ile eşleşti. Keza, Diethart da kendisini eşleşmeye saklayan bir Simi ile karşı karşıya gelecek.
22 Aralık 2013 Pazar
22 Kasım 2012 Perşembe
Simi'ye Uçuş İzni
Simon Ammann, çocukluğundan beri hayalini kurduğu uçak ehliyetine sonunda kavuştu. Sezonun başlamasına sayılı günler kala girdiği ehliyet sınavı için Ammann, 12 saatten oluşan eğitim programına katılmıştı. İsviçreli yıldız ayrıca, sponsoru Breitling'in desteğiyle haziran ayında bir Piper PA-38 Tomahawk'la deneme uçuşuna çıkmıştı.Uçmayı büyüleyici bulan tek kayakla atlamacı Simon Ammann değil. Martin Koch ve Thomas Morgenstern de uçak ehliyetine sahipler. Morgi geçtiğimiz aylarda helikopter ehliyetine de kavuşmuştu.
Kaynak: skispringen.com
12 Ağustos 2012 Pazar
WISLA 2012'DEN ÖZEL ANILAR
Walter Hofer, bana, Aralık ayında düzenlenecek Kuzey Kombine Kıtalar Kupası için Erzurum/Kiremitliktepe'yi tepeyi kendisinin önerdiğini ve tepenin gerçekten de çok güzel olduğunu söyledi. Ayrıca şimdiye kadar gerçekleştirilen tüm yarışmaların oldukça başarılı olduğunu da ekledi. Bence, ileride çok daha büyük organizasyonlara evsahipliği yapma yolunda düzgün adımlarla ilerliyoruz.
11 Ocak 2012 Çarşamba
UbermenSchlieri
Dört Tepe altmışıncı defa nihayete ulaştı. Avusturya’nın altın nesli, dört sene arka arkaya dört farklı ismi zirveye çıkartarak ulaşılması zor bir rekora imzasını atmayı başardı.
Altı yıl önce ilk kez yer aldığı ve birincilikle başladığı Dört Tepe yolculuğunda sonunda zirveye ulaşan gerçek bir tecrübe abidesi: Schlieri! En tepeye ulaştığı gün henüz 21’ini bile tamamlamamış gencecik bir insan evladı için nasıl da ironik bir cümle, değil mi? Mevzu "UbermenSchlieri" ise, bu tip ironiler teferruattır. Zirvede olmak da esas olandır, kayakla atlamayı yakından takip eden herkes bilir bu gerçeği. Dört Tepe’nin şampiyonluğunu çok istedi bu genç süperstar. Daha ilk sezonunda bile hedefi –o dönem bu kadar güçlü dillendirilmese de- zirveydi. Araya takım arkadaşları girdi; tecrübeli kurtlar, sakatlıklar onu arzuladığı noktadan bir ya da iki basamak geride bıraktı her seferinde. Sonunda, belki de en kötü başlangıçlardan birini yaşadığı hikâyesinde, Oberstdorf’daki jürinin “Yeniden başlasın” kararı ve muhalif havanın dengesiz şartları; şampiyonun hedefine yürüdüğü patikayı çizmişti belki de.
Kayakla atlama tarihinde kırılmadık rekor bırakmamaya ant içmişcesine kariyer basamaklarını çıkmaya devam eden bu genç sporcuyu, efsane olma yolunda kanlı canlı izleyebilmek bizler için kıymetli bir talih kuşu.
Havanın dönekliğinden kötü etkilenmiş olan veteran efsane Schmitt, ilk iki ayaktan sonra terk-i tur eyledi. Bu kararının ardından yağmur gibi yağan “Emeklilik yakın mı?” sorularına ise “Yarın yine güneş doğacak ve ben yine kayakla atlayacağım” yanıtını verdi. Vatandaşı Jens Weissflog’a göre hala saygınlığından hiçbir şey kaybetmiş değil eskilerin bir diğer efsanesi. “Amma, işler bazen farklı yürüyor” diye de ekliyor Dört Tepe’nin dört şampiyonluk sahibi Germen'i.
Salt Lake City’deki büyünün üzerinden on yıl geçmiş, benzer bir mucizeyi bir kez daha denemiş bizim Simi. Girişimi bu kez tam tahmin ettiğimiz şekilde neticelendi: İlk üç ayaktaki ortalama performansı ona kâfi gelmiş olacak ki, fırtınalı B’hofen semalarına gitmeye tenezzül bile etmedi. Yine de tura renk katmadı desek yalan laf söylemiş oluruz, formuna rağmen güzel bir performans sergilediği gerçeği es geçilmemeli.
Bir adam daha vardı, turu yarıda bırakıp kaçmaktan imtina eden: Kırık omurgasına rağmen hastane odasında duramayan, Oberstdorf sonrası kendisini ziyaret eden takım arkadaşlarını Ga-Pa’da desteklemeye koşan, “Bir futbolcunun penaltı kaçırması gibiydi, ekstrası da omurga kırığı. Shit happens. (Olur öyle[!])” diyerek yaşadığı olay ile makarasını geçen bir adam. Bu naifliği ve güçlü yüreği gördükten sonra, bir süre Tom Hilde’nin başarılı performanslarından uzak kalacağımız için üzülmemek elde değil.
Stöckl ve Schuster’in takımları turnuva süresince sezon başından beri sergiledikleri form grafiklerinden daha farklı refleksler gösterdiler. Norveç’in takıma yeni adapte olan isimleri nispeten güzel atlayışlar yaptılar. Bardal’in podyumu kıl payı kaçıran performansı ile bu gerçeği aynı potada eritirsek güzel bir tur geçirdiklerini söyleyebiliriz. Stöckl’a göre hala Avusturya takımı bir numara ve rakiplerinden gelen en ufak hatayı affetmeyen bir yapıları var. Adam haklı. Şu ortamda, Hilde’nin daha ilk ayakta yaşadığı talihsizliği de hesaba katarak; ilk Dört Tepe koçluk tecrübesinde iyi bir iş çıkardığını söylemem gerek genç koçun. Almanya’nın durumu ise biraz daha farklı; bu sezon parıldayan Freund ve Freitag, Dünya Kupası performanslarının gerisinde kaldılar. Hocke, Mechler gibi isimler ise beklenenden fazla katkı verdiler. “Başarı için komple bir atlet olabilmeli: Teknik, zihin ve fizik…” diyor Schuster. Freitag ve Freund bu üç alanın tamamında henüz yeteri kadar güçlü değildi. Sacın iki ayağı, podyum umudunu ayakta tutmayla kâfi gelemedi Almanya adına.
Japonya beklenmedik işler yaptı. Az kalsın Ito podyuma çıkacaktı! Bir jüri kararı, iki kötü telemark, bir kötü hava koşulları neticesi altıncılık tesellisi oldu. Takeuchi’den gelen ekstra katkı, ilk onda iki derece olarak döndü kendilerine. Çekler iyiydi. Koudelka, istikrarının karşılığını hakkıyla aldı. Polonya’da Stoch’tan başka hiçbir isim varlık gösteremedi. Finlandiya adına en başarılı isim de efsane Janne Ahonen’dan başkası değildi. Büyük şampiyon: “Emeklilik sonrası ilk turnuvam... Sonunda tribündeyim ve sıcak Mulled Wine (Üzüm suyu [!]) içebiliyorum rahatlıkla” diyordu keyifle. Elinde bardağıyla bile çıksa kapıdan, yapsa atlayışlarını, klasmandaki en iyi Fin sporcu olacaktı muhtemelen elini kolunu sallaya sallaya…
Özetle Tom Hilde’nin omuru, Lukas Hlava’nın burnu, Simi’nin gururu, Schlieri’nin şeytanın bacağı kırık. Walter Hofer’in kar küremekten beli tutuk. Bizler de bu seyir zevkini geride bırakmak zorunda olduğumuz için buruk…
Bir kez daha emeği geçen herkese teşekkürlerimizi gönderelim ve kayakla uçma sezonuna merhaba diyelim.
Bu arada, fotoğraftaki de bir Alex. Hem uçan, hem de uçuranından…
4 Ocak 2012 Çarşamba
Simon Ammann Dördüncü Tepeye Gitmiyor

Kesinlikle Dört Tepe Turnuvası'nın en büyük hayal kırıklığı Simon Ammann oldu. Turnuva başmasına çok kısa bir süre kala geçirdiği ağır hastalık onu çok etkilemişti. Kilo kaybettiği için kayak boyu sürekli değişti ve buna uyum sağlamakta çok zorlandı.
Artık hiçbir iddiası da kalmadığı için son tepe olan Bischofshofen'e gitmeme kararı alan Simi İsviçre'ye dönüp istirahat edecek ve ne zaman ki eski sağlığına kavuşursa tekrardan Dünya Kupası'na geri dönecek.
13 Mart 2011 Pazar
Lahti Bireysel Yarış || Ammann'ın 20. Zaferi



Simon Ammann da mı Veda Ediyor?
Sporu bırakıp bıramayacağına önümüzdeki aylarda karar verecek olan Simi bir liste hazırlıyor. Bu listeye bahar boyunca artıları ve eksileri yazacak. Eğer artılar çok olursa devam edecek, eksiler çok olursa bırakacak. Böyle yapıyor, çünkü verdiği karardan %100 memnun olmak istiyor.

Simi'nin Dört Tepe Turnuvası kazanmamış olması belki çok büyük bir artı olabilir ve O'nu önümüzdeki yıllarda da izleyebiliriz.
23 Şubat 2011 Çarşamba
Simon Ammann Oslo'ya Yeni Kıyafetle Geliyor
Bu sefer de Simon Ammann yeni ekipman eklentileriyle çokça tartışmanın merkezinde yer alacak gibi gözüküyor. Bu sefer bindingler değil; yeni bir kıyafetle çıkacak karşımıza. Yeni bir kumaştan üretilecek olan kıyafeti çok daha uzun bir fermuara sahip olacak; dolayısıyla tulumdaki dikiş yerleri azaltılacak. Ayrıca kıyafetin dikişleri, birbirine tutturulması da ultrasonik kaynak yöntemiyle yapılacak.
Kumaş yapısıyla ilgili detaylar yok ama ultrasonik kaynak yöntemiyle ilgili bir iki kelam edelim, böyle çok bi WayneTech icadı birşey gibi duruyor. Ama öyle değil, aksine yaklaşık 20 senelik geçmişi olan ama son zamanlarda endüstride iyiden iyiye gelişen bir yöntem.
Endüstrideki kullanımında temel iki etken var; maliyetinin düşük ve yeşil teknoloji olması. Peki kumaşa katkısı ne? “Welding” kelimesinin tam karşılığı kaynak. Dolayısıyla yapışkan, bant, dikiş gibi şeyler kullanılmıyor ek yerlerinde. Bu sayede tulum iyiden iyiye tek parça haline geliyor. Bu da aerodinamik yapısına ciddi katkılar sağlayacaktır.
Bu kıyafetin tartışmaları giderek artacaktır. Bakalım Simi’nin performansını nasıl etkileyecek. Pek çok kişi bindinglerin Olimpiyatlar’daki başarısında çok önemli bir etken olduğunda hemfikirdi. Kıyafet işi de başımıza yeni yeni tartışmalar, atışmalar açacak.
18 Şubat 2011 Cuma
2011 Oslo || Şampiyonluk Adayları
1924 yılından beridir yapılan Dünya Şampiyonası’nda Norveç’in şuana kadar tam 94 altın madalyası var. Ve bir ülke için 100. altın madalyasına kendi evinde ulaşmak çok büyük bir rüya olsa gerek. Oslo daha önce 1930, 1952, 1966 ve 1982 yıllarında şampiyonaya ev sahipliği yaptı ve şimdi 2011’de beşinci kez ağırlayacaklar kış sporlarını. Holmenkollen’deki son Dünya Şampiyonası’nda kayakla atlamada Nykaenen geniş tepeyi, Avusturyalı Armin Kogler normal tepeyi kazanmıştı. Takımlarda ise Norveç altın madalyaya ulaşmıştı.
Şampiyonluğun en büyük adaylarına kısaca bakacak olursak;
Thomas Morgenstern: Morgi belki de Oslo’da en rahat olacak olan isim. Dört Tepe’yi de kazandı, Dünya Kupası’nı da. Bu sezona dair bütün hedeflerine ulaştı ve kafası gayet rahat bir şekilde atlayabilecek Oslo’daki Dünya Şampiyonası’nda. Bir süredir Dünya Kupası’nda birinciliğe ulaşamasa da Morgenstern her yerde Morgenstern’dir. Henüz kariyerinde Dünya Şampiyonluğu bulunmasa da bu sene alması çok muhtemel.
Simon Ammann: Simi Dünya Şampiyonu olmayı biliyor. Dahası şampiyon olmayı biliyor. 2007’de Sapporo’da bunu başarmıştı. Zaten tam bir büyük turnuva adamı.
Her ne kadar Vancouver’dan bu yana çeşitli motivasyon ve konsantrasyon sorunları yaşayıp en yüksek performansını göstermekte sıkıntılar yaşasa da zaman zaman kayakla atlamaya dair kazanılabilecek hemen herşeyi kazanmış biri olarak mental açıdan çok kuvvetli olduğunu söylemek yanlış olmaz. Oslo’daki tepeyi de sever ayrıca.
Adam Malysz: Uçan bıyık dört kez Dünya Şampiyonu oldu; hepsi bireysel yarışlarda. Ve büyük efsane Matti Nykaenen bile bunu başaramamıştı. Bu seriyi beşlemekten büyük mutluluk duyacaktır uçan bıyık. Bu sezonla birlikte toplamda 39 Dünya Kupası galibiyetine ulaştı ve çok az sporcunun yapabileceği bir şeyi yapıyor her seferinde; büyük yarışlarda en büyük performanslarını sergiliyor.
Andreas Kofler: Andreas Kofler de büyük turnuvalarda büyük işler yapabileceğini harika işlerle göstermiş birisi. Dört Tepe şampiyonluğununun ve takım yarışlarında kazandığı altınların yanında Torino’da bir de gümüş kazanmıştı ki altını sadece 0.1 puanla kaçırmıştı. Avusturya gibi bir kadronun içinde, dahası Schlieri ve Morgi’nin varlığında, biraz gölgede kaldığını söyleyebiliriz ama “ben burdayım” demesini en iyi bilen kişi olduğu da bir gerçek. Zaten kendisi de bu durumdan hiçbir şekilde şikayetçi olmadığını çok kereler dile getirdi. Üzerinde çok az baskı olacak ve bu da ona Oslo’da bireysel yarışlardan bir madalya getirebilir. Vikersund’da yer almayıp Avusturya’da antrenman yaparak geçirdi aradaki vakti. Norveç’te de bütün ilgi Morgi ve Schlieri’nin üzerinde olacak ki bu da 2009’da Dört Tepe’yi kazandığı senaryonun bir benzeri demek. Herşeyin ötesinde; Holmenkollen’in tepe rekoru bu adamın elinde.
Gregor Schlierenzauer: Schlieri sakatlığı yüzünden Dört Tepe’yi kaçırmıştı; Innsbruck ayağıyla dönmüştü belki ama onlar sadece ısınma atlayışlarıydı kendisi için ve toparlanamadı bir süre. Ve fakat Vikersund’ta kazandığı zaferlerle artık iyi olduğunu, en üst seviyeye tekrar çıkabileceğini gösterdi. Thomas Morgenstern kafa olarak en rahat gidecek kişi olabilir Oslo’ya. Fakat Dünya Şampiyonası’ndan önceki son iki yarışı da en tepede bitirerek Oslo’ya gitmenin motivasyonu.. İşte o bambaşka işler yaptırabilir Gregor Schlierenzauer’e. Vikersund’ta kayakla uçmayla döndüğünün sinyallerini vermişti. Şimdi sırada Oslo’da, kayakla atlamada neler yapabileceğini göstermesi var.
Tom Hilde: Bu genç adam Norveçliler’in pek de alışık olmadığı birşeye sahip bu sezon; istikrar. Norveçliler her zaman büyük atlayışlar gerçekleştirmiş, rekorlar kırmıştır. Bjorn Einar Romoeren’in müthiş atlayışları pek çok kayakla atlama severin hatırındadır. Fakat istikrar, çok Norveçliler’e göre birşey değil. Hilde bu sene bunu başardı. Sezon boyunca tam altı kez podyum görmesi yetmezmiş gibi epik bir şekilde de Dört Tepe Turnuvası’nın son ayağını, Bischofshofen’i kazandı. Morgi garantiledikten sonra tepede unutulmuştu Tom Hilde. Ama öyle bir atladı ki, resmen Morgi’den rol çaldı, kısa bir süreliğine de olsa. İstikrarının ve yeteneklerinin de yanına katacağı birşey var ki sadece 5 kişinin sahip olacağı bir şey; kendi evinde atlayacak.
1 Ocak 2011 Cumartesi
Dört Tepe Turnuvası @Garmisch Partenkirchen - Final: 2011'de Açılışı Rüzgar Yaptı

- Günün şanssız isimlerinden birisi de Matti Hautamaeki oldu. Resmen deneme tahtası olarak kullanıldı gibi oldu. Eğer bugün normal bir zamanda atlayış yapsaydı yüksek ihtimal bugün Dört Tepe Turnuvası'nı lider kapatacaktı.
- Janne Ahonen geçen yıl burada altıncı olduktan sonra, bu yıl da beşinci oldu. Bir diğer Fin Anssi Koivuranta kariyerinin en iyi sonucunu elde ederek altıncı oldu.
- Martin Koch onuncu olamasaydı, ilk 10'da Avusturyalı sporcu olmayacaktı.- Günün adamı Pavel Karelin seçildi.
- En uzak mesafe 134,5 metrelik atlayışıyla Martin Schmitt'ten geldi.
- Stefan Thurnbichler ve Andreas Wank bu sezonki ilk Dünya Kupası puanlarını elde ettiler.
Garmisch Partenkirchen Final Yarışı Sonuçları:
| 1. | 5 | Ammann, Simon | ![]() | 131.0 | 142.1 | |
| 2. | 7 | Karelin, Pavel | ![]() | 132.5 | 138.3 | |
| 3. | 6 | Malysz, Adam | ![]() | 132.0 | 138.0 | |
| 4. | 2 | Jacobsen, Anders | ![]() | 127.5 | 134.7 | |
| 5. | 17 | Ahonen, Janne | ![]() | 134.0 | 133.2 | |
| 6. | 15 | Koivuranta, Anssi | ![]() | 134.0 | 133.0 | |
| 7. | 35 | Schmitt, Martin | ![]() | 134.5 | 131.9 | |
| 8. | 24 | Stoch, Kamil | ![]() | 131.5 | 127.3 | |
| 9. | 23 | Romoeren, Bjoern Einar | ![]() | 129.5 | 127.0 | |
| 10. | 4 | Koch, Martin | ![]() | 123.0 | 126.1 |
Dört Tepe Turnuvası Klasmanı:
| 1 | Morgenstern, Thomas | ![]() | 415.2 |
| 2 | Ammann, Simon | ![]() | 401.7 |
| 3 | Hautamaeki, Matti | ![]() | 388.7 |
| 4 | Malysz, Adam | ![]() | 381.3 |
| 5 | Koch, Martin | ![]() | 380.2 |

Dünya Kupası Genel Klasmanı:
| 1 | Morgenstern, Thomas | ![]() | 723 |
| 2 | Kofler, Andreas | ![]() | 525 |
| 3 | Ammann, Simon | ![]() | 461 |
| 4 | Hautamaeki, Matti | ![]() | 431 |
| 5 | Malysz, Adam | ![]() | 374 |
13 Aralık 2010 Pazartesi
İsviçre'de Yılın Erkek Sporcusu: Simon Ammann
























