simi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
simi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Kasım 2015 Pazar

SÜRPRİZLERLE DOLU TEPE KLINGENTHAL


Kayakla atlama 2015-2016 Kış Sezonu biraz güçlükle, ama kesinlikle pek çok sürpriz ve büyük bir heyecanla başladı.



Klingenthal Tepesi, canlı yayında Ozan'ın da belirttiği gibi, 'mimli' tepelerden birisi, diğer bir deyişle, işleri zora sokan ve hatta yarış iptal ettiren rüzgârı ile ünlü bir tepe. Buna geçen senelerde olduğu gibi, bir de beklenen ve henüz gelmemiş olan kış koşulları, yani mevsim normallerinden yüksek seyreden hava sıcaklığı ve bunun sonucunda da kâr yağışının olmayışı nedeniyle sunî kar ile pistin hazırlanması eklenince, bireysel yarışın elemeleri Cuma günü yapılamadı ve Pazar gününe hemen yarış öncesine ertelendi. Burada tüm bu olumsuz koşullara ve tecrübelere rağmen FIS Yönetimi'nin sezon açılışının Klingenthal'de yapılması konusunda ısrarcı olduğu izlenimine kapılmamak da mümkün değil. Tabi ki, fikstürün son derece dolu ve yoğun olduğunu biliyoruz ve organizatörlerin harcadığı hem finansal hem fiziksel çabalar da ortada şüphesiz, nitekim Klingenthal'de Vogtland Arena doluydu, bu manzaraya sezon boyunca pek çok yarış tepesinde rastlayamayabiliyoruz. O nedenle Klingenthal'deki organizatörler, en azından üzerlerine düşeni fazlasıyla yapmış diyebiliriz ama hava koşulları lehlerine değişmeseydi ne yaparlardı acaba diye düşünmekten de kendimi alamadım doğrusu!

Neyse bu işin başka bir yönü, gelelim asıl heyecanlı kısma yani yarışlara! Cumartesi günü oldukça heyecanlı bir takım yarışı izledik. Açıkçası 1. Tur sonunda galip durumda olan Slovenya takımı beni galibiyet için çok umutlandırmıştı. Peter Prevc'ın kardeşi Domen Prevc 132.5m.'lik atlayışı ile bir anda sahneye çıktı ve ortalığı karıştırıverdi. 2. Tur'da da 132 m.'ye giden 16 yaşındaki sporcu bütün dikkatleri üzerine çekiverdi. Buna ağabeyi Peter Prevc'un 139 m.'lik atlayışı eklenince içimden 'Tamam, bu sefer galibiyet Slovenler'in olacak' dedim. Yine Jurij Tepes 135.5 m.'lik atlayışı ile beklenen katkıyı takımına sağladı. 

Almanya, Severin Freund'un 138 m.'lik atlayışı sonrasında dahi Slovenya'nın 13.5 puan gerisinde kalarak 1.Tur'u ikinci sırada tamamladı. Avusturya ise bir zamanların efsane takımından oldukça uzakta, Slovenya'nın neredeyse 46 puan gerisinde 1. Tur'u tamamladı. Hayboeck ve Kraft bekleneni veremedi. Öte yandan takım yarışında Anders Fannemel kıyafeti sebebiyle diskalifiye olunca Norveç takımı bır anda yarış dışında kaldı, çok talihsiz bir andı.

Final Turu'nda ise işler bir anda değişiverdi. Juri Tepes ve Peter Prevc, maalesef yeterli düzeyde atlayışlar gerçekleştiremediler. Buna karşılık, Richard Freitag ve Severin Freund üst düzey performanslar sergileyerek yarışın gidişatını bambaşka bir noktaya taşıdılar ve Almanya'da, Klingenthal'de altın madalyaya uzandılar(1021.9 puan). Freitag ve Freund'un atlayışları göz doldurdu. Slovenya ikincilikte kalırken(1001.5 puan) Avusturya, her iki takımın ardından büyük bir farkla yarışı 3. sırada tamamladı(934.2 puan). Takım yarışında Schlieri'nin performansı, tabirimi umarım hayranları maruz görürler ki Schlieri' ye hayran olmayacak kimse olamaz, tam anlamıyla acınacak vaziyetteydi. Nitekim Pazar günkü bireysel yarışta 130 m.'lik ilk atlayışından sonra 119.5 m.'ye giderek yarışı 17. sırada tamamladı. Bana göre halen daha performansı çok inişli çıkışlı Schlieri'nin, ki canlı yayında Ozan yazı hem fiziksel hem mental anlamda çok iyi değerlendirdiğini söyledi. Umarım, Schlieri'den beklediğimiz, seyre doyamadığımız o seviyeye bir an önce gelir, şimdilik ısınıyordur inşallah diyelim.



Bugünkü bireysel yarışı ise nefesimi tutarak izledim. Norveçli sporcu Daniel Andre Tande ilk turda 142 m.'lik atlayış yaptı ve ikinci sıraya yerleşti. Sloven Peter Prevc ise 139 m.'lik atlayışı ile ilk turu Alman Severin Freund'un önünde 1. sırada tamamladı ve diğer rakipleri ile arasını oldukça açtı. Norveçli sporcular bu hafta sonu inanılmazdı. Vatandaşı Johann Andre Forfang da, eleme turunu 141 m.'lik atlayışı ile kazanarak 1000 Avro'luk ödülün sahibi oldu. 1. Tur'da Noriaki Kasai(136.5 m.) ve Kamil Stoch(137 m.) da göz dolduran atlayışlar yaptılar. Peter Prevc'un kardeşi Domen Prevc, 1. Tur'u inanılmaz bir şekilde 10. sırada tamamladı. Keza Norveçli Kenneth Gagnes(133 m.) 7. ve Alman Richard Freitag(132 m.) 8. sıraya yerleştiler.

Finalde ise inanılmaz atlayışlar birbiri ardı sıra geldi. Domen Prevc 139.5 m.'ye uçtu, Johann Andre Forfang 143 m.'ye uçtu. Stefan Kraft 142.5 m.'ye uçtu, Noriaki Kasai 139.5 m.'te uçtu ki kendisiyle aynı mesafeye giden Domen ile arasında 27 yaş fark var, buna inanabiliyor musunuz, Noriaki Almighty:), Richard Freitag 141 m.'ye uçtu, Peter Prevc 138 m.'ye uçtu ve Daniel Andre Tande 140.5 m.'ye uçtu! Sonucu kestiremiyorsunuzdur bence, çünkü herşey allak bullak oldu, tüm hesaplar şaştı. Öyle ki, Freitag atlayışından sonra ilk sıraya yükselmişti ki, Freund kendisini sadece 0.1 puanla geçerek günün sonunda onu podyum dışına çıkarmış oldu. Adam mutluluktan havalara uçarken bir anda öylece kalakaldı, inanılmazdı gerçekten. Öte yandan, Daniel'in yaptığı iş tek kelimeyle muhteşem! İlk Dünya Kupası galibiyeti ve eğer performansı böyle giderse bu sezonda ondan benzer başarılar daha görebiliriz. Peter Prevc, sadece 3 puanla Tande'nin gerisinde kaldı ve yarışı 2. sırada tamamladı. Freund her iki turda da mesafe olarak Freitag'ın gerisinde kalmasına rağmen 0.1 puanla onu safdışı etmeyi başardı ama sanırım şanslı günündeydi sadece! Noriaki Kasai, her iki turda da müthişti, ilk kez podyuma çıktığı 1992 yılında henüz doğmamış olan sporcular ile hâlâ yarışıyor ve onları geçiyor. 25 senelik bir spor kariyerine imza atmış durumda, bu adam gerçekten fenomen! Domen Prevc günün sonunda ilk kez yarıştığı Dünya Kupası yarışında 8. sırada yer alarak büyük bir sürprize imza attı ve şimdiden bu sezonda neleri başarabileceğini merakla bekliyorum.

Prevc-Freund çekişmesi kesinlikle sürecek görünüyor, her iki sporcu da formda başlangıç itibarıyla, ancak bu sürpriz yapan sporcuların bu düelloyu bozup bozmayacağını hep birlikte göreceğiz. Andreas Wellinger toparlanmış görünüyor. Kamil Stoch bekleneni veremedi, zayıf kaldı. Simi çarpışıyor, pes etmemiş belli ki, bu arada Simi, Martin Scmitt ile birlikte bir spor organizasyonu ve sporcu danışmanlığı şirketi kurmuş ve Severin Freund da ileride bu şirkette çalışacak sporculardan birisi olacakmış, biz de buradan hayırlı uğurlu olsun diyelim.



Bu detaylara belki de son olarak, bu sezon 31 tane bireysel ve 6 takım yarışı toplam 37 yarış düzenleneceğini, yarış sayısında büyük artış olduğunu ve FIS'in her zamankinden daha da azimli olduğunu eklemek isterim. Eğer hava koşulları iyi olursa dolu dolu bir sezon bizi bekliyor olacak. Sezonun öne çıkan tek organizasyonu, Ocak ayında Kulm'da gerçekleşecek olan Dünya Kayakla Uçma Şampiyonası. Öte yandan, bu organizasyon haricinde sporcuların motivasyonu ve konsantrasyonu Dünya Kayakla Atlama Kupası üzerinde olacak. İnşallah yeni şampiyonlar ve yeni rekorlar ile dolu bir sezon olur. İştahımızı kabartan yarışlar izlemek nasip olur diyorum.

Hepinizin gözlerinden öpüyorum, sağlıcakla kalınız.

6 Ocak 2014 Pazartesi

FotoAmmann | Simi, bunu olgunlukla karşılarken...

Hiç kimsenin şans vermediği bir İsviçreli çocuk...


Ortaya çıktı ve dönemin müthiş atletlerinin arasından sıyrılarak...


Çifte olimpik şampiyon oldu... Kimi bunu olgunlukla karşılarken...


Kimi intikam yemini etmişti bile... Yıllar geçti...


O intikam alınacaktı...


Koleksiyonundaki eksiği tamamlayamayanlar, onun eksiğini de tamamlatmayacaktı...


Ve bugün, hiç kimsenin şans vermediği bir Avusturyalı çocuk...


Ortaya çıktı ve dönemin müthiş atletlerinin arasından sıyrılarak...


                         Dört Tepe şampiyonu oldu... Simi, bunu olgunlukla karşılarken...

4 Ocak 2014 Cumartesi

Dört Tepe Turnuvası | Innsbruck: Hazır Mıyız Arkadaşlar?

Antrenman atlayışlarına bir saat kala yazmaya karar verdiğimden, fazla uzatmamak elzem olacak.

Elemeleri Norveçli Fannemel kazandı. İkinci sırayı da turnuva liderimiz Diethart aldı. Buraya kadar gerçekten çok ilginç, ancak bundan sonrası daha da renkli: Fannemel, 2000 € kazandı kazanmasına amma velakin eleme atlayışı yapmayan ve ev sahibi avantajı da bulunan Thomas Morgenstern ile eşleşti. Keza, Diethart da kendisini eşleşmeye saklayan bir Simi ile karşı karşıya gelecek.


Fannemel, Morgi ile eşleştiğini öğrenmeden hemen önce.

Sürpriz turnuva lideri bu sefer sağlam bir baskı yiyecek. Aklında öncelikle yarış birinciliği değil, ilk turu kazasız belasız aşabilmek olacak, buna şüphe yok. Eğer Innsbruck'ü kan kaybetmeden aşarsa, işte o zaman şampiyonluk adaylığından ciddi olarak bahsedebiliriz.

Ve Şimdi Jokullstrada istatistikleri:

* 2006-2007 sezonundan bu yana toplamda otuz Dört Tepe ayağı yapıldı ve bunların yirmi (20) tanesi Avusturyalı bir sporcunun birinciliği ile tamamlandı. (Schlieri 9, Morgi 5, Loitzl 3, Kofler 2, Diethart 1) 

* Innsbruck'te son beş sezondur zirvede bir Avusturyalı bulunuyor. (Almanların o dönemki müthiş isimleri olan Schmitt ve Hannawald'ın 98-99 / 02-03 Oberstdorf serisi ile egale durumda. Bugün bir Avusturya galibiyeti, yeni bir rekor olacak). 

* 1999 - 2000 sezonundan bu yana Innsbruck'te birincilik alan isimlerden 9 tanesi, turnuvayı da birincilikle bitirmeyi başarmış. (Bu sayı Oberstdorf için 7, Ga - Pa için 7, B'hofen için ise işe bakın ki yine 7). (Bu istatistikte 07-08 sezonunu dikkate almadım, çünkü o yıl Innsbruck ayağı kötü hava şartları nedeniyle B'hofen'e alınmıştı) Turnuvanın teoride en az puan veren ayağının daha belirleyici olduğu gerçeğini aklımızın bir köşesinde tutuyoruz.

* Simi'nin Dört Tepe Turnuvası'nda Avusturya topraklarında şu ana dek kazandığı birincilik sayısı: 0 (Yazı ile Sıfır)

Diethart bugün çok önemli bir sınav verecek. Kağıt üzerinde en şanslı isim Morgi olarak gözükse de, işin pratiğinin her türlü sürprize gebe olduğu bir sezonda gibiyiz. Bekleyip görelim.

Foto Credit: http://berkutschi.com

22 Aralık 2013 Pazar

ENGELBERG'DE İKİNCİ GÜN: POLONYA TAKIMINDA BAYRAM HAVASI VAR!
 
Podium_2_engelberg_13_kopie
 

Bu akşam gerçekten Polonya'da olmayı çok isterdim. Şu anda mutluluktan çıldırmış durumda olan Lehler yüzünden ortalık ellialtıya gitmiş olsa gerek!
 
Şaka bir yana, Engelberg'de tadına doyum olmayan iki muhteşem bireysel yarışa tanık olduk. Dünkü ikinciliğin ardından bugün Kamil, Jan ile yer değiştirdi ve birinci oldu ve sarı mayoyu giydi. 132 ve 130 m.lik atlayışları onu kaçınılmaz zafer ile ödüllendirdi. Kamil, sarı mayoyu Adam Malysz'den sonra giyen ikinci Polonyalı olmaktan gurur duyduğunu, onun çok büyük bir kayakla atlamacı ve atlet olduğunu, kendisinin şimdiden 4 Tepe Turnuvası'nın favorileri arasında gösterildiğini ancak bunun kendisi için yeni bir şey olmadığını söylerken oldukça kendinden emin görünüyor. Kamil, ayrıca, Noel için eve gidiyor olmaktan mutluluk duyduğunu ve Turnuvaya çok iyi bir şekilde hazırlanarak geleceklerini de ekliyor.
 
Günün sürprizi Andreas Wellinger oldu bence. Dün gösterdiği kötü performanstan sonra genç Alman bugün 129.5 ve 131 m.lik atlayışları ile yeniden ortalığı kızıştırmayı başardı. Üstelik Almanya adına 4 Tepe Turnuvası öncesinde moral ve güven kaynağı oldu diyebiliriz. Andi Wank da yarışı 10.sırada tamamlayarak bu morale katkı sağlamış oldu. Öte yandan Severin Freund dünkü düşüşünden sonra bugün ilk turda oldukça kötü bir atlayış(121 m.) yaptıktan finalde 131.5 m.'ye giderek işleri toparlamaya gayret ettiyse de yarışı ancak 22.sırada tamamlayabildi. 
 
Ve sevgili Jan Ziobro, dünün kahramanı, bugün de büyük bir işe imza atarak Engelberg'de Polonya'nın hakimiyetini bir kez daha ilân etmesini sağladı. İlk atlayışında 133 m.'ye giden Jan, Schlieri ve Kofi ile günün en uzun atlayışını yapan sporcu oldu. Jan, bugün üzerinde fazla baskı hissetmediğini, dün zaferinden sonra annesini aradığını ve Polonya'da ortalığın karıştığını öğrendiğini söylüyor. Bu ikinci güzel hediye ile onun da harika bir Noel tatili geçireceği şüphesiz!
 
Schlieri, tam da dün dediğim gibi, bir anda 133 m.lik bir atlayış yaparak ilk turu 1.sırada kapatıverdi. Bu adamın ne yapabileceğini kestirmek gerçekten çok zor! O anda kimbilir bahisler ne hale geldi? İkinci turdaki 128.5 m.lik atlayışı maalesef yeterli olmadı ve podyumu 1.6 puan farkla kaçırarak yarışı 4.sırada tamamladı. 4 Tepe'ye doğru bu iniş ve çıkışlar neye alamet acaba?
 
Anders Bardal, 0.9 puan farkla hemen Schlieri'nin arkasında kaldı ve günün en iyi Norveçli sporcusu oldu. Onun başarısına Anders Fannamel, aldığı 7.sıra ile önemli bir katkı sağladı.
 
Avusturya cephesindeki diğer gelişmeler; Diethart, 6.; Loitzl, 9.; Kraft, 13. ve Kofi, 14. oldular.
 
Sloven Peter Prevc ve Jaka Hvala, aldıkları 8. ve 12. lik ile gelişme göstererek beklentileri yükselttiler.
 
Çek sporcu Jakup Janda, Rus sporcu Kornilov ile birlikte 15. sırayı paylaştılar. Kornilov'un 131 m.lik atlayışı göz doldurdu gerçekten!
 
Evsahibi Simi ise, ilk turu 6.sırada tamamlayarak umutları yeşertse de yarışı ancak 20.sırada tamamlayabildi ve tam anlamıyla hayalkırıklığı yaşadı. 4 Tepe öncesinde bu sonuçların onu nasıl etkileyeceğini tahmin etmek zor, ancak 4 Tepe, kesinlikle hiçbir yarış ile karşılaştırılamayacak derecede apayrı bir tecrübe, bir motivasyon, bir olay! O nedenle, bu kez herşey çok farklı olabilir ve İsviçreli veteran, altın kartalına kavuşabilir:)
 
Dünya Kupası sıralamasında, Stoch 410 puanla 1., Schlieri 352 puanla 2., Bardal 311 puanla 3., Freund 267 puanla 4. ve Wellinger 259 puanla 5., Taku Takeuchi 255 puanla 6., Simi 244 puanla 7, Noriaki Kasai 225 puanla 8., Morgi 221 puanla 9. ve Piotr Zyla 200 puanla 10., Jan Ziobro 189 puanla 11.  sıradalar. Bakalım, 4 Tepe Turnuvası, sen nelere kadirsin?


22 Kasım 2012 Perşembe

Simi'ye Uçuş İzni

Simon Ammann, çocukluğundan beri hayalini kurduğu uçak ehliyetine sonunda kavuştu. Sezonun başlamasına sayılı günler kala girdiği ehliyet sınavı için Ammann, 12 saatten oluşan eğitim programına katılmıştı. İsviçreli yıldız ayrıca, sponsoru Breitling'in desteğiyle haziran ayında bir Piper PA-38 Tomahawk'la deneme uçuşuna çıkmıştı.

Uçmayı büyüleyici bulan tek kayakla atlamacı Simon Ammann değil. Martin Koch ve Thomas Morgenstern de uçak ehliyetine sahipler. Morgi geçtiğimiz aylarda helikopter ehliyetine de kavuşmuştu.

Kaynak: skispringen.com

12 Ağustos 2012 Pazar

WISLA 2012'DEN ÖZEL ANILAR

                                     Ve işte Wisla 2012'den asla unutamayacağım iki kare! 

         Yarış Direktörü Walter Hofer ve kayakla atlamanın efsane ismi Simi! Gerçekten üç gün boyunca Wisla Malinka'da sadece gazeteci akreditasyonu ile ulaşamayacağım pek çok imkana beni kavuşturan Walter Hofer'e, ilgisine bir kez daha teşekkür ediyorum. Bundan sonra da, inşallah, Erzurum'da ve diğer yarışmalarda kendisi ile tekrardan bir araya gelme fırsatım olur. 


          Walter Hofer, bana, Aralık ayında düzenlenecek Kuzey Kombine Kıtalar Kupası için Erzurum/Kiremitliktepe'yi tepeyi kendisinin önerdiğini ve tepenin gerçekten de çok güzel olduğunu söyledi. Ayrıca şimdiye kadar gerçekleştirilen tüm yarışmaların oldukça başarılı olduğunu da ekledi. Bence, ileride çok daha büyük organizasyonlara evsahipliği yapma yolunda düzgün adımlarla ilerliyoruz.
           Zaten Wisla'da Basın Merkezi'nde görevli olan arkadaşlardan birisi, Hofer ve ekibinin yarışmadan sadece 2 gün önce geldiklerini ve tepenin teknik donanım, vs. açısından hazırlanması için bu kadar zamanın yeterli olduğunu, evsahibi ekiplerin de catering, Basın Merkezi, Fotoğraf Odası, yarış alanının güvenliği gibi konuları daha önceden ayarladığını anlattı. Dolayısıyla bu işin ilk seferini sağsalim atlattıktan sonra gerisi geliyor gibi!

 
           Ve işte Simi! Her zaman olduğu gibi basın toplantısında da cok sempatikti. Kendisi ile resim çektirmek isteyen kimseyi geri çevirmedi. Kesinlikle fiziksel ve zihinsel olarak zindeydi. Acaba bu sezon da bizleri şaşırmaya devam edecek mi?
            Aslında basın toplantısında onu videoya da aldım, ama dosya çok büyük olduğundan buraya yükleyemedim. Simi, tepedeki atmosferi çok beğendiğini, pek çok kayakla atlama severin geldiğini ve çoğunun da genç olduğunu, bu nedenle muhtemelen kendisi için değil Maciej için geldiklerini söyledi espriyle. Ayrıca, ortamın çok samimi olduğunu, hayranlarla fotoğraf çektirmeye, imza dağıtmaya imkan bulduklarını, ancak belki izleyici kısmının daha da büyütülebileceğini ve böylece daha fazla seyircinin gelebileceğini ekledi.
            Simi'ye yeni formalar da soruldu. Simi, bu değişikliğin oldukça büyük ve zorlu olduğunu belirtti. Formanın çok dar olduğunu, vücudu sardığını, alışana kadar bu yaz pek çok komik atlayış yaptığını, özellikle take-off kısmının zorlayıcı olduğunu, ama mutlaka atlayışları daha da iyi hale getireceğine inandığını ifade etti. Genç sporcular gibi daha deneyimli ve yaşça daha büyük olan sporcuların, kendisi gibi, zamanla bu yeniliğe de ayak uyduracağını söyledi.
             Ben de sabırsızlıkla Simi ve Wolfgang gibi tecrübeli sporcuların bu sezon neler yapacaklarını izlemek için bekliyorum.

11 Ocak 2012 Çarşamba

UbermenSchlieri

Dört Tepe altmışıncı defa nihayete ulaştı. Avusturya’nın altın nesli, dört sene arka arkaya dört farklı ismi zirveye çıkartarak ulaşılması zor bir rekora imzasını atmayı başardı.

Altı yıl önce ilk kez yer aldığı ve birincilikle başladığı Dört Tepe yolculuğunda sonunda zirveye ulaşan gerçek bir tecrübe abidesi: Schlieri! En tepeye ulaştığı gün henüz 21’ini bile tamamlamamış gencecik bir insan evladı için nasıl da ironik bir cümle, değil mi? Mevzu "UbermenSchlieri" ise, bu tip ironiler teferruattır. Zirvede olmak da esas olandır, kayakla atlamayı yakından takip eden herkes bilir bu gerçeği. Dört Tepe’nin şampiyonluğunu çok istedi bu genç süperstar. Daha ilk sezonunda bile hedefi –o dönem bu kadar güçlü dillendirilmese de- zirveydi. Araya takım arkadaşları girdi; tecrübeli kurtlar, sakatlıklar onu arzuladığı noktadan bir ya da iki basamak geride bıraktı her seferinde. Sonunda, belki de en kötü başlangıçlardan birini yaşadığı hikâyesinde, Oberstdorf’daki jürinin “Yeniden başlasın” kararı ve muhalif havanın dengesiz şartları; şampiyonun hedefine yürüdüğü patikayı çizmişti belki de.

Kayakla atlama tarihinde kırılmadık rekor bırakmamaya ant içmişcesine kariyer basamaklarını çıkmaya devam eden bu genç sporcuyu, efsane olma yolunda kanlı canlı izleyebilmek bizler için kıymetli bir talih kuşu.

Havanın dönekliğinden kötü etkilenmiş olan veteran efsane Schmitt, ilk iki ayaktan sonra terk-i tur eyledi. Bu kararının ardından yağmur gibi yağan “Emeklilik yakın mı?” sorularına ise “Yarın yine güneş doğacak ve ben yine kayakla atlayacağım” yanıtını verdi. Vatandaşı Jens Weissflog’a göre hala saygınlığından hiçbir şey kaybetmiş değil eskilerin bir diğer efsanesi. “Amma, işler bazen farklı yürüyor” diye de ekliyor Dört Tepe’nin dört şampiyonluk sahibi Germen'i.

Salt Lake City’deki büyünün üzerinden on yıl geçmiş, benzer bir mucizeyi bir kez daha denemiş bizim Simi. Girişimi bu kez tam tahmin ettiğimiz şekilde neticelendi: İlk üç ayaktaki ortalama performansı ona kâfi gelmiş olacak ki, fırtınalı B’hofen semalarına gitmeye tenezzül bile etmedi. Yine de tura renk katmadı desek yalan laf söylemiş oluruz, formuna rağmen güzel bir performans sergilediği gerçeği es geçilmemeli.

Bir adam daha vardı, turu yarıda bırakıp kaçmaktan imtina eden: Kırık omurgasına rağmen hastane odasında duramayan, Oberstdorf sonrası kendisini ziyaret eden takım arkadaşlarını Ga-Pa’da desteklemeye koşan, “Bir futbolcunun penaltı kaçırması gibiydi, ekstrası da omurga kırığı. Shit happens. (Olur öyle[!])” diyerek yaşadığı olay ile makarasını geçen bir adam. Bu naifliği ve güçlü yüreği gördükten sonra, bir süre Tom Hilde’nin başarılı performanslarından uzak kalacağımız için üzülmemek elde değil.

Stöckl ve Schuster’in takımları turnuva süresince sezon başından beri sergiledikleri form grafiklerinden daha farklı refleksler gösterdiler. Norveç’in takıma yeni adapte olan isimleri nispeten güzel atlayışlar yaptılar. Bardal’in podyumu kıl payı kaçıran performansı ile bu gerçeği aynı potada eritirsek güzel bir tur geçirdiklerini söyleyebiliriz. Stöckl’a göre hala Avusturya takımı bir numara ve rakiplerinden gelen en ufak hatayı affetmeyen bir yapıları var. Adam haklı. Şu ortamda, Hilde’nin daha ilk ayakta yaşadığı talihsizliği de hesaba katarak; ilk Dört Tepe koçluk tecrübesinde iyi bir iş çıkardığını söylemem gerek genç koçun. Almanya’nın durumu ise biraz daha farklı; bu sezon parıldayan Freund ve Freitag, Dünya Kupası performanslarının gerisinde kaldılar. Hocke, Mechler gibi isimler ise beklenenden fazla katkı verdiler. “Başarı için komple bir atlet olabilmeli: Teknik, zihin ve fizik…” diyor Schuster. Freitag ve Freund bu üç alanın tamamında henüz yeteri kadar güçlü değildi. Sacın iki ayağı, podyum umudunu ayakta tutmayla kâfi gelemedi Almanya adına.

Japonya beklenmedik işler yaptı. Az kalsın Ito podyuma çıkacaktı! Bir jüri kararı, iki kötü telemark, bir kötü hava koşulları neticesi altıncılık tesellisi oldu. Takeuchi’den gelen ekstra katkı, ilk onda iki derece olarak döndü kendilerine. Çekler iyiydi. Koudelka, istikrarının karşılığını hakkıyla aldı. Polonya’da Stoch’tan başka hiçbir isim varlık gösteremedi. Finlandiya adına en başarılı isim de efsane Janne Ahonen’dan başkası değildi. Büyük şampiyon: “Emeklilik sonrası ilk turnuvam... Sonunda tribündeyim ve sıcak Mulled Wine (Üzüm suyu [!]) içebiliyorum rahatlıkla” diyordu keyifle. Elinde bardağıyla bile çıksa kapıdan, yapsa atlayışlarını, klasmandaki en iyi Fin sporcu olacaktı muhtemelen elini kolunu sallaya sallaya…

Özetle Tom Hilde’nin omuru, Lukas Hlava’nın burnu, Simi’nin gururu, Schlieri’nin şeytanın bacağı kırık. Walter Hofer’in kar küremekten beli tutuk. Bizler de bu seyir zevkini geride bırakmak zorunda olduğumuz için buruk…

Bir kez daha emeği geçen herkese teşekkürlerimizi gönderelim ve kayakla uçma sezonuna merhaba diyelim.

Bu arada, fotoğraftaki de bir Alex. Hem uçan, hem de uçuranından…


4 Ocak 2012 Çarşamba

Simon Ammann Dördüncü Tepeye Gitmiyor


Kesinlikle Dört Tepe Turnuvası'nın en büyük hayal kırıklığı Simon Ammann oldu. Turnuva başmasına çok kısa bir süre kala geçirdiği ağır hastalık onu çok etkilemişti. Kilo kaybettiği için kayak boyu sürekli değişti ve buna uyum sağlamakta çok zorlandı.

Artık hiçbir iddiası da kalmadığı için son tepe olan Bischofshofen'e gitmeme kararı alan Simi İsviçre'ye dönüp istirahat edecek ve ne zaman ki eski sağlığına kavuşursa tekrardan Dünya Kupası'na geri dönecek.

13 Mart 2011 Pazar

Lahti Bireysel Yarış || Ammann'ın 20. Zaferi

Finlandiya-Lahti'de yapılan Dünya Kupası ayağının son yarışını İsviçreli Simon Ammann kazandı. Lahti'de 86.'sı yapılan yarışta Simon Ammann'ın elde ettiği birincilik, kendisinin 20. zaferi oldu. İkincilik Avusturyalı Andreas Kofler'in olurken, Üçüncülük ise Severin Freund'un oldu.
İkinci olan Kofler basın toplantısında şunları söyledi: "Bugün büyük bir rekabet vardı ve kendi performansımı çok beğendim. Zafer de olabilirdi, ama son atlayışımda çok uzağa gittim ve telemarkı kaçırdım. Simon bugün daha şanslıydı. Şimdi önümüzde Planica var ve oraya çok pozitif duygularla gidiyorum."

Genç Alman Severin Freund, bugün elde ettiği üçüncülükle bu sezon beşinci kez podyuma çıkmış oldu. Takım arkadaşı Schmitt ise ikinci atlayışında düşerek yarışı 29. sırada bitirebildi. Diğer Almanlardan Freitag 15. , Neumayer ise 26. oldu.

Sezona damgasını vuranlardan Anders Bardal bir kez daha podyuma çıkmayı başaramadı ve dördüncü oldu. Bir diğer Norveçli Evensen ise 7. oldu.

Günün en üzücü olayı ise Janne Ahonen'in final turunu görememiş olmasaydı. Veda ettiği bu yarışta, kendi seyircisi önünde 34. olabildi.

Adam Malysz ise 15. olarak genel klasman üçüncülüğünü Andreas Kofler'e kaptırdı.

Sezon haftaya Planica'da yapılacak 2 bireysel ve 1 takım yarışıyla sonlanacak.

Simon Ammann da mı Veda Ediyor?

Yeter artık diyebilirsiniz ama Simon Ammann'da sporu bırakmayı düşünüyor.

Sporu bırakıp bıramayacağına önümüzdeki aylarda karar verecek olan Simi bir liste hazırlıyor. Bu listeye bahar boyunca artıları ve eksileri yazacak. Eğer artılar çok olursa devam edecek, eksiler çok olursa bırakacak. Böyle yapıyor, çünkü verdiği karardan %100 memnun olmak istiyor.
Simi'nin Dört Tepe Turnuvası kazanmamış olması belki çok büyük bir artı olabilir ve O'nu önümüzdeki yıllarda da izleyebiliriz.

23 Şubat 2011 Çarşamba

Simon Ammann Oslo'ya Yeni Kıyafetle Geliyor

Simon Ammann bir kez daha sürprizle çıkacak karşımıza. Tıpkı Vancouver’da olduğu gibi Oslo’ya da ekipmanına tabir-i caizse yeni bir teknolojik upgrade yaparak gelmeyi planlıyor. Vancouver’a kayakları botuna sabitleyen, havadaki kontrolünü ve dengesini optimuma çıkarmasına yardımcı olan bir aparatla gelmişti; binding’ler. Bu da pek çok tartışmaya sebep olmuştu. Özellikle Olimpiyat altınına takımca en yakın adaylara sahip Avusturya’dan gelmişti en büyük tepkiler.

Bu sefer de Simon Ammann yeni ekipman eklentileriyle çokça tartışmanın merkezinde yer alacak gibi gözüküyor. Bu sefer bindingler değil; yeni bir kıyafetle çıkacak karşımıza. Yeni bir kumaştan üretilecek olan kıyafeti çok daha uzun bir fermuara sahip olacak; dolayısıyla tulumdaki dikiş yerleri azaltılacak. Ayrıca kıyafetin dikişleri, birbirine tutturulması da ultrasonik kaynak yöntemiyle yapılacak.

Kumaş yapısıyla ilgili detaylar yok ama ultrasonik kaynak yöntemiyle ilgili bir iki kelam edelim, böyle çok bi WayneTech icadı birşey gibi duruyor. Ama öyle değil, aksine yaklaşık 20 senelik geçmişi olan ama son zamanlarda endüstride iyiden iyiye gelişen bir yöntem.

Endüstrideki kullanımında temel iki etken var; maliyetinin düşük ve yeşil teknoloji olması. Peki kumaşa katkısı ne? “Welding” kelimesinin tam karşılığı kaynak. Dolayısıyla yapışkan, bant, dikiş gibi şeyler kullanılmıyor ek yerlerinde. Bu sayede tulum iyiden iyiye tek parça haline geliyor. Bu da aerodinamik yapısına ciddi katkılar sağlayacaktır.

Bu kıyafetin tartışmaları giderek artacaktır. Bakalım Simi’nin performansını nasıl etkileyecek. Pek çok kişi bindinglerin Olimpiyatlar’daki başarısında çok önemli bir etken olduğunda hemfikirdi. Kıyafet işi de başımıza yeni yeni tartışmalar, atışmalar açacak.

18 Şubat 2011 Cuma

2011 Oslo || Şampiyonluk Adayları

Oslo’da düzenlenecek olan Dünya Şampiyonası’na çok kısa bir süre kaldı. 23 Şubat’ta başlayacak ve 6 Şubat’ta sona erecek şampiyona. Ve iki hafta boyunca kış sporlarına doyacağız. Norveç kış sporları dendiğinde her zaman akla ilk gelen ülkelerden olmuştur ve 1999 yılından beri de madalya sıralamasında en tepede yer alan ülke. Bu sene de kendi evlerinde bunu başarmak için çok büyük bir şansları var.

1924 yılından beridir yapılan Dünya Şampiyonası’nda Norveç’in şuana kadar tam 94 altın madalyası var. Ve bir ülke için 100. altın madalyasına kendi evinde ulaşmak çok büyük bir rüya olsa gerek. Oslo daha önce 1930, 1952, 1966 ve 1982 yıllarında şampiyonaya ev sahipliği yaptı ve şimdi 2011’de beşinci kez ağırlayacaklar kış sporlarını. Holmenkollen’deki son Dünya Şampiyonası’nda kayakla atlamada Nykaenen geniş tepeyi, Avusturyalı Armin Kogler normal tepeyi kazanmıştı. Takımlarda ise Norveç altın madalyaya ulaşmıştı.

Şampiyonluğun en büyük adaylarına kısaca bakacak olursak;

Thomas Morgenstern: Morgi belki de Oslo’da en rahat olacak olan isim. Dört Tepe’yi de kazandı, Dünya Kupası’nı da. Bu sezona dair bütün hedeflerine ulaştı ve kafası gayet rahat bir şekilde atlayabilecek Oslo’daki Dünya Şampiyonası’nda. Bir süredir Dünya Kupası’nda birinciliğe ulaşamasa da Morgenstern her yerde Morgenstern’dir. Henüz kariyerinde Dünya Şampiyonluğu bulunmasa da bu sene alması çok muhtemel.

Simon Ammann: Simi Dünya Şampiyonu olmayı biliyor. Dahası şampiyon olmayı biliyor. 2007’de Sapporo’da bunu başarmıştı. Zaten tam bir büyük turnuva adamı.
Her ne kadar Vancouver’dan bu yana çeşitli motivasyon ve konsantrasyon sorunları yaşayıp en yüksek performansını göstermekte sıkıntılar yaşasa da zaman zaman kayakla atlamaya dair kazanılabilecek hemen herşeyi kazanmış biri olarak mental açıdan çok kuvvetli olduğunu söylemek yanlış olmaz. Oslo’daki tepeyi de sever ayrıca.

Adam Malysz: Uçan bıyık dört kez Dünya Şampiyonu oldu; hepsi bireysel yarışlarda. Ve büyük efsane Matti Nykaenen bile bunu başaramamıştı. Bu seriyi beşlemekten büyük mutluluk duyacaktır uçan bıyık. Bu sezonla birlikte toplamda 39 Dünya Kupası galibiyetine ulaştı ve çok az sporcunun yapabileceği bir şeyi yapıyor her seferinde; büyük yarışlarda en büyük performanslarını sergiliyor.

Andreas Kofler: Andreas Kofler de büyük turnuvalarda büyük işler yapabileceğini harika işlerle göstermiş birisi. Dört Tepe şampiyonluğununun ve takım yarışlarında kazandığı altınların yanında Torino’da bir de gümüş kazanmıştı ki altını sadece 0.1 puanla kaçırmıştı. Avusturya gibi bir kadronun içinde, dahası Schlieri ve Morgi’nin varlığında, biraz gölgede kaldığını söyleyebiliriz ama “ben burdayım” demesini en iyi bilen kişi olduğu da bir gerçek. Zaten kendisi de bu durumdan hiçbir şekilde şikayetçi olmadığını çok kereler dile getirdi. Üzerinde çok az baskı olacak ve bu da ona Oslo’da bireysel yarışlardan bir madalya getirebilir. Vikersund’da yer almayıp Avusturya’da antrenman yaparak geçirdi aradaki vakti. Norveç’te de bütün ilgi Morgi ve Schlieri’nin üzerinde olacak ki bu da 2009’da Dört Tepe’yi kazandığı senaryonun bir benzeri demek. Herşeyin ötesinde; Holmenkollen’in tepe rekoru bu adamın elinde.

Gregor Schlierenzauer: Schlieri sakatlığı yüzünden Dört Tepe’yi kaçırmıştı; Innsbruck ayağıyla dönmüştü belki ama onlar sadece ısınma atlayışlarıydı kendisi için ve toparlanamadı bir süre. Ve fakat Vikersund’ta kazandığı zaferlerle artık iyi olduğunu, en üst seviyeye tekrar çıkabileceğini gösterdi. Thomas Morgenstern kafa olarak en rahat gidecek kişi olabilir Oslo’ya. Fakat Dünya Şampiyonası’ndan önceki son iki yarışı da en tepede bitirerek Oslo’ya gitmenin motivasyonu.. İşte o bambaşka işler yaptırabilir Gregor Schlierenzauer’e. Vikersund’ta kayakla uçmayla döndüğünün sinyallerini vermişti. Şimdi sırada Oslo’da, kayakla atlamada neler yapabileceğini göstermesi var.

Tom Hilde: Bu genç adam Norveçliler’in pek de alışık olmadığı birşeye sahip bu sezon; istikrar. Norveçliler her zaman büyük atlayışlar gerçekleştirmiş, rekorlar kırmıştır. Bjorn Einar Romoeren’in müthiş atlayışları pek çok kayakla atlama severin hatırındadır. Fakat istikrar, çok Norveçliler’e göre birşey değil. Hilde bu sene bunu başardı. Sezon boyunca tam altı kez podyum görmesi yetmezmiş gibi epik bir şekilde de Dört Tepe Turnuvası’nın son ayağını, Bischofshofen’i kazandı. Morgi garantiledikten sonra tepede unutulmuştu Tom Hilde. Ama öyle bir atladı ki, resmen Morgi’den rol çaldı, kısa bir süreliğine de olsa. İstikrarının ve yeteneklerinin de yanına katacağı birşey var ki sadece 5 kişinin sahip olacağı bir şey; kendi evinde atlayacak.

1 Ocak 2011 Cumartesi

Dört Tepe Turnuvası @Garmisch Partenkirchen - Final: 2011'de Açılışı Rüzgar Yaptı

Dört Tepe Turnuvası'nın ikinci ayağı Almanya'nın Garmisch-Partenkirchen bölgesinde tamamlandı. Yarışı izlememiş olsam ve sonuçlara baksam eminim ki mutluluktan uçardım. Çünkü Morgi'nin dominasyonuna son verilmiş, Dört Tepe'ye bir kez daha heyecan gelmiş, Pavel Karelin podyuma girmiş, Ahonen ve Anssi'de ilk altıda yer bulmuşlardı kendilerine. Fakat yarışı izleyenler içinse hiç böyle olmadı. Rüzgarın güçlü ve değişken olmasından dolayı biraz durarak, aksayarak ilerledik. Her ne kadar çok sorunsuz başlasak da güne, Ville Larinto'nun atlayışı yürekleri ağızlara getirdi. Tepe mesafesine gittikten sonra kendini yerde buldu Larinto. Biraz aksaması dışında önemli bir sorun olmaması tek teselli kaynağımızdı. Rüzgar bu denli yarışa etkiler olunca jüri sadece bir tur yapılmasına karar verdi ve yapılan tek atlayış final sonucu olarak kabul edildi.

Simon Ammann bu yılki ilk yarış zaferini elde ederken, sezon başından itibaren "Geliyorum" diyen Rus Pavel Karelin ikinci, Uçan Bıyık ise üçüncü oldu. En önemli gelişme ise Thomas Morgenstern'in 14. olmasıydı.


- Andreas Kofler öyle bir atlayış yaptı ki öldük öldük dirildik. Rüzgarla öyle bir mücadele etti ki, yere çok zor bir iniş yaptı. Kofler'in yerinde tecrübesiz bir isim olsa çok felaket şeyler yaşanabilirdi. Böylece bu yılki Dört Tepe'nin iki numaralı favorisi Kofler'in şansı bir mucize olmazsa sona erdi. Ayrıca Kofler'in elde ettiği ellincilik, 2003'te Kuusamo'da ki yetmişincilikten sonraki en kötü sonucu oldu.
- Günün şanssız isimlerinden birisi de Matti Hautamaeki oldu. Resmen deneme tahtası olarak kullanıldı gibi oldu. Eğer bugün normal bir zamanda atlayış yapsaydı yüksek ihtimal bugün Dört Tepe Turnuvası'nı lider kapatacaktı.
- Janne Ahonen geçen yıl burada altıncı olduktan sonra, bu yıl da beşinci oldu. Bir diğer Fin Anssi Koivuranta kariyerinin en iyi sonucunu elde ederek altıncı oldu.
- Martin Koch onuncu olamasaydı, ilk 10'da Avusturyalı sporcu olmayacaktı.
- Günün adamı Pavel Karelin seçildi.
- En uzak mesafe 134,5 metrelik atlayışıyla Martin Schmitt'ten geldi.
- Stefan Thurnbichler ve Andreas Wank bu sezonki ilk Dünya Kupası puanlarını elde ettiler.


Garmisch Partenkirchen Final Yarışı Sonuçları:

1.5Ammann, SimonCh131.0142.1
2.7Karelin, PavelRu132.5138.3
3.6Malysz, AdamPl132.0138.0
4.2Jacobsen, AndersNo127.5134.7
5.17Ahonen, JanneFi134.0133.2
6.15Koivuranta, AnssiFi134.0133.0
7.35Schmitt, MartinDe134.5131.9
8.24Stoch, KamilPl131.5127.3
9.23Romoeren, Bjoern EinarNo129.5127.0
10.4Koch, MartinAt123.0126.1



Dört Tepe Turnuvası Klasmanı:
1Morgenstern, ThomasAt415.2
2Ammann, SimonCh401.7
3Hautamaeki, MattiFi388.7
4Malysz, AdamPl381.3
5Koch, MartinAt380.2

Dünya Kupası Genel Klasmanı:
1Morgenstern, ThomasAt723
2Kofler, AndreasAt525
3Ammann, SimonCh461
4Hautamaeki, MattiFi431
5Malysz, AdamPl374

13 Aralık 2010 Pazartesi

İsviçre'de Yılın Erkek Sporcusu: Simon Ammann

2009 Yaz Grand Prix'i ile başlayan muhteşem formunu geçtiğimiz sezon boyunca sürdüren ve Dört Tepe Turnuvası haricinde girdiği tüm bireysel mücadelelerden altının sarısıyla ve alnının akıyla çıkmayı başaran Simi, ülkesinde yılın sporcusu seçildi. Kendisi gibi olimpik sezonu çok başarılı bir şekilde geçiren Carlo Janka (alp disiplini) ve Dario Cologna (kayaklı koşu) gibi formda isimlerle Fabian Cancellara (bisiklet), Didier Cuche (alp disiplini), Stephane Lambiel (artistik patinaj) ve de en önemlisi Roger Federer (tenis) gibi dev isimleri arkasında bırakmayı başaran Simi, 2002 yılındaki olimpik dublesinin ardından bu ödülü ikinci kez kazanmış oldu.


Rakipten ziyade dost olarak gördüğü diğer başarılı sporcuları tebrik eden Simi, kayakla atlamada hayallerinden bile fazlasını bulduğunu söyleyerek mutluluğunu dile getirdi. Kendisine bu ödülü getiren büyük başarılarını bu bahaneyle tekrar hatırlatmak gerekirse:

2010 Vancouver Kış Olimpiyatları: Bireysel Normal Tepe Altın Madalya
2010 Vancouver Kış Olimpiyatları: Bireysel Geniş Tepe Altın Madalya
2010 Dünya Kupası: Şampiyonluk
2010 Dünya Kupası Kuzey Turnuvası: Şampiyonluk
2010 Kayakla Uçma Dünya Şampiyonası: Şampiyonluk