3 Şubat 2011 Perşembe

Klingenthal'den Tümevarmak

Son günlerde kayakla atlama trafiği o kadar yoğun ki, Erzurumluların "Atlayanlar yola düşer mi" merakının yanına bir de "Sporcular havada çarpışır mı" sorusu eklemek lazım. Sapporo'dan sonra sıklaşan Dünya Kupası mücadelesi bir yandan, Erzurum'daki gururumuz Universiade diğer yandan hepimizi ablukaya almış durumda. Bu trafiğe ülkemizde artan kayakla atlama merakını da eklersek, değmeyin keyfimize...

Klingenthal'den evvel Faik Yüksel'i tebrik ederek söze başlamak gerek. Rakiplerinden oldukça genç ve daha da önemlisi tecrübe olarak fazlasıyla geride olmasına rağmen gelecek için umut saçmaya devam etti. Artık Erzurum'da sürdürebileceği antrenmanlarla Continental Cup'ta başarılı derecelere doğru emin adımlarla ilerleyebilir. Atlayış esnasında yola düşmesi imkansız olsa da, onun başarılarının ardından yollara dökülecek çok fazla Erzurumlu olduğunu hepimiz gördük. Bunun bilinciyle birleşen disiplinli bir çalışma, Faik'i çok iyi yerlere getirecek. Bizler inandık. Faik de, onunla birlikte diğer tüm sporcularımız da buna inanmalı.

Monza'ya dönecek olursak Kenan Sofuoğlu, Eugene Laverty'nin önünde... Pardon, Almanya'ya dönecek olursak; kayakla atlamaya iyice ısınmış görünen Yiğit Top'un anlatımıyla renklenen Klingenthal'de çok ilginç iki gün geçirdiğimizi söylesek yanlış olmaz. Tepenin tartışmasız prensi Schlieri'nin rekoru elemelerde Simon Ammann tarafından kırılınca (145 m) iyice merakla beklenen bir hal alan final, sezon boyunca şaşırtıcı bir şekilde zirveye doğru ilerleyen Alman sporcuların arka arkaya yaptıkları mükkemmele yakın atlayışlarla bambaşka bir hal aldı. Hikayenin zirveye ulaştığı an ise arka arkaya gelen Michael (Neumayer + Uhrmann) atlayışlarıydı. Uhrmann'ın rekor getiren atlayışını özellikle vurgulamak istiyorum: Dile kolay, 146,5 metre... İyiydi iyi olmasına, fakat bu derece sonrasında Dünya Kupası süresince uygulanan kurallara göre haklı nedenlerle iki kapı aşağı inildi ve derecelerde bir anda ciddi bir düşüş yaşandı. Buraya kadar sorun yok, lakin sonuç listesine bakınca, gözüme takılan ilginç detaylar var. İşbu detaylar için (bkz: Ek)

Uhrmann'dan sonra gelen hiç kimse onun rekor getiren atlayışına yaklaşamayınca ilk turun sonunda zirvede rekortmen bir ev sahibi yer almıştı, hem de çok ciddi bir puan avantajıyla. İkinci turda Schlieri'nin rüzgarı buldu mu affetmeyen tekniği ile ulaştığı 140 metre mesafe olarak en uzak görünse de, her iki turda da çok iyi atlayışlar yapan genç Leh Kamil Stoch'un 2010 Yaz Grand Prix'inden beri devam ettirdiği yükselişi; baba ocağında, Zakopane'de aldığı birinciliğin ardından bu sezonki ikinci Dünya Kupası zaferi olarak not düşüldü istatistiklere Klingenthal neticelendiğinde. Adam Malysz'in izinden giden genç Polonyalılar zirveye doğru uygun adım ilerlerken, sezon başındaki formundan biraz olsun uzaklaşan Morgi ikinci, Simi üçüncü, Kofi dördüncü, günün adamı seçilen Schlieri de beşinci sırayı aldı. İşte podyum:



Aaa, yanlış bir podyum fotoğrafı oldu sanki. Birinci Stoch, tamam. İkinci de Morgi, o da tamam. Günün adamı da Schlieri, onda da bir problem yok. Peki Simi nerede? Bu sorunun yanıtını bir sır olarak saklıyorum ve Walter Hofer'i aşağıdaki soruları yanıtlamaya davet ediyorum:


(Uyarı: Yazının bundan sonraki kısmı matematik ve istatistik ilmi içermektedir):

Ek:

İlk on dereceyi alan sporculardan tam sekiz tanesi 13. kapıdan, sadece iki tanesi (Neumayer ve Uhrmann) 15. kapıdan atlayışlarını gerçekleştirmişler. Bu istatistiğe bakarak kapı - rüzgar formülasyonunun tıkır tıkır çalıştığını, kapı aşağıya inmesine rağmen atlayış yapan ve şu anda Dünya Kupası sıralamasında daha başarılı olan atlamacıların hak ettikleri iyi dereceleri yaptıklarını iddia edebiliriz. Haydi edelim:

Uhrmann'ın aldığı rüzgar yardımı: 0.64 m/s, Kesinti: 6.9 puan, Kapı: 15

Bu 6.9 puanlık farkı kapatabilmek için iki kapı aşağıya iniyoruz ve ek olarak +6.8 puan kazanmaya başlıyoruz. Sonrasında olanlar:

Koudelka'nın aldığı rüzgar yardımı: 0.61 m/s, Kesinti: 6.6 puan, Kapı: 13, Eklentisi: 6.8, Mesafe: 137 m
Morgi'nin aldığı rüzgar yardımı: 0.46 m/s, Kesinti: 5 puan, Kapı: 13, Eklentisi: 6.8, Mesafe: 134 m
Stoch'un aldığı rüzgar yardımı: 0.35 m/s, Kesinti: 3.8 puan, Kapı: 13, Eklentisi: 6.8, Mesafe: 132 m

Her şey mükemmel görünüyor, ama... Sanki daha şiddetli rüzgarda atlayanlar formüle göre hak ettiklerinden daha uzağa mı gitmiş? Devam edelim:

İki kapı aşağı indiğimizde teorik olarak 0.63 m/s hızında esen bir karşı rüzgarımız (upwind) olduğunu düşünebiliriz. Yani 0.63 m/s'lik bir rüzgara karşı atlayan sporcular 13. kapıdan atladıklarında; ideal ve rüzgarsız bir havada 15. kapıdan atlayanlarla aynı puanı almaları gerekiyor. Koudelka almış mesela. Şiddetli rüzgar sayesinde uçmuş da. Morgi de almış. Biraz fazlası bile var. (1,8 puan = 1 metre) Mesafesi 3 metre daha kısa ama? Rüzgar hafifleyince Stoch tam 3 puan kâra geçmiş, koskoca 1.67 metre eder! Fakat Koudelka'dan 5 metre az atlayabilmiş?

Şimdiye kadarki örneklerimde karşıdan gelen rüzgar sürekli azalıyordu azalmasına, lakin hepsinde de nispeten şiddetliydi. Ne zamanki upwind ciddi derecede azalmış, işte orada sorun çıkmış! Sistem diyor ki "Sporculara yardım eden rüzgar azalırsa, rüzgar faktörü onların eksiğini kapatır". İlk tur boyunca rüzgarı arkasına alıp atlamış olan üç sporcunun derecelerine bakalım:

Schlierenzauer'in aldığı rüzgar yardımı: - 0.03 m/s, Eklenti: 0.3 puan Kapı: 13, Eklentisi: 6.8. İlk tur derecesi: 17.
Ito'nun aldığı rüzgar yardımı: - 0.16 m/s, Eklenti: 1.7 puan Kapı: 13, Eklentisi: 6.8. İlk tur derecesi: 33.
Schmitt'in aldığı rüzgar yardımı: - 0.23 m/s, Eklenti: 2.5 puan Kapı: 15, Eklentisi: 0. İlk tur derecesi: 43.

Hafif upwind ile atlayanların derecelerine bakalım (0.25 m/s ve daha yavaş rüzgar varken):

Romören: 0.11 m/s, Derecesi: 44.
Takeuchi: 0.16 m/s, Derecesi: 40.
Loitzl: 0.23 m/s, Derecesi: 35.
Freitag: 0.17 m/s, Derecesi: 14.
Happonen: 0.20 m/s, Derecesi: 10.
Freund: 0.24 m/s, Derecesi: 10.

Kısacası, ilk turda rüzgarı karşıdan alamayan hiçbir sporcu başarılı olamamış. Karşıdan gelen rüzgar şiddetini yitirdiğinde atlayan toplam 9 sporcudan sadece dördü (Schlieri, Freund, Happonen, Freitag) final görebilmiş; Loitzl, Romören, Ito, Schmitt ve Takeuchi ilk turda elenmişler. Finale kalanların da hiçbirinin birincilik iddiası kalmamış. (aralarında Schlieri ve Freund da var demiş miydim?)

Final turu için bu kadar destan yazmama gerek bile yok. Tek karşılaştırma versem kafi olsa gerek:

Michael Uhrmann (hani ilk turda tepe rekorunu parçalayan):

Birinci tur rüzgar yardımı: 0.64 m/s, Kesinti: 6.9 puan (yani 4 metreden az) Gidilen mesafe: 146,5 metre
İkinci tur rüzgar yardımı: - 0.17 m/s, Eklenti: 1.8 (yani 1 metre) Gidilen mesafe: 115 metre

İkinci turda da ilk turlara benzer istatistikleri görebilmek gayet kolay. İlk turda rüzgarı bol bulup 2. olan Koudelka, ikinci atlayışı sırasında meltem esince 17. olabilmiş. İlk atlayışında vasat bir rüzgarla 20. olan Koch, ikinci turda rüzgarı bol bulunca 6. olmuş, gibi... Numuneler FIS resmi sitesinde mevcut, isteyen inceleyebilir.

Sözün özü, Klingenthal'de rüzgar faktörü hesabı şişmiştir. Benzer şüphelerim Sapporo ayağı için de vardı, lakin onu inceleyecek zamanım olmadığı için es geçmek durumunda kalmıştım. Bu sefer yakalamışken affetmeyeyim istedim. Şimdi Walter Hofer düşünsün! Yanal rüzgarı hiç söylemiyorum bile, Pekka Niemelä konuyla ilgili gereken her şeyi söylemişti zaten.

2 yorum:

  1. Yarıştan sonra Simi de juriden şikayet etmiş. Morgenstern'in iniş sırasında binding'lerinin açıldığını 19 puan verilmemesi gerektiğini söylemiş. Atlayışları tekrar izledim ama tabi bizim izlediğimiz açılardan bunu görmek mümkün değil.Sadece Morgenstern'in iner inmez hemen binding'lerine bakması dikkatimi çekti. Eğer durum buysa Simi ikinci olmalıydı.

    YanıtlaSil
  2. Simi'nin şikayeti de haksız sayılmaz. Morgi'nin iniş esnasında sol kayak binding'i açılmış gerçekten de:

    http://www.youtube.com/embed/hMGEdUv8APk?rel=0

    Binding sorununa rağmen iniş devamlılığında Morgi'nin bir sorunu olduğunu düşünmüyorum. Lakin inişi dengesiz. Fikrimce 19 veren iki jüri ile 18.5 veren juri bonkör davranmışlar.

    YanıtlaSil