Walter Hofer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Walter Hofer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Ocak 2014 Pazartesi
27 Kasım 2013 Çarşamba
SCARY SUNDAY
Sezonun ilk erkekler bireysel yarışı, tek kelimeyle, korkunçtu!
Hava koşulları eleme gününden itibaren zaman zaman teknik ekibi zor durumda bırakmıştı.
Bununla birlikte, Pazar günkü bireysel yarışta olanlar, üstelik sezonun ilk ayağında, ilk yarışında, inanılmazdı. 14.30'da başlaması gereken yarış 16.21'de başladı ve hala atlamamış iki sporcu varken Hofer birinci turu sonlandırdı.
Yayında Ozan'ın şaşkınlığına, bizler de evlerimizde, televizyonlarımızın başında dahil olduk. Hukukçuların tabiriyle, oldukça 'sui generis(kendine özgü)' bir yarış oldu.
Bana göre, ortaya çıkan sonucun nedenleri şöyle, tabi bu tespitler tümüyle kurgusal:
1) Dünya Kupası'nın ilk ayağı olarak Klingenthal seçildi, çünkü geçen sezonun değerlendirmesini yapan FIS, bu tepedeki seyirci katılımını ve mennuniyetini beğenmişti. Bir de, hiç şüphesiz, tepenin donanımının, Dünya Kupası yarışlarını, zor koşullarda da olsa, gerçekleştirecek kapasitede olmasıydı. FIS, bu tepede henüz bir hafta sonu yarışı düzenlenmemiş olmasından hareketle Klingenthal ekibine bir şans vermek istemiş, Hofer'in açıklamasından. Kupanın, Orta Avrupa'da başlaması, her ne kadar kar yağışının yeterli seviyede olmadığını tespit etmiş olsak da, seyirci katılımı ve Kupa'ya ilgi açısından yerinde olmuş. Tabi, Almanlara da moral!
2) Yarışın devamı konusunda verilen kararın yerinde olmadığı, geç karar verildiği yönünde düşünceler var. Olaya bir açıdan bakıldığında, ben de aynı fikri paylaşıyorum. Yarışın, sporcuların sağlığı tehlikeye düşmeden önce sonlandırılması gerekirdi. Sonuç itibarıyla, rüzgar koşullarındaki istikrarsızlık, sporcuların elde ettikleri puanlar açısından, açık ara haksızlığa yol açtı. Nitekim Schlieri ve Bardal, bu gerekçeyle ikinci turda atlamayı reddetmiş olabilir diye düşünüyorum.
3) Diğer bir yandan ise, Dünya Kupası yarışlarının organizasyonu için büyük şirketlerle sponsorluk anlaşmaları yapılıyor. Bu şirketler de, doğal olarak, organizasyonun en iyi şekilde yapılmasını öngörüyor, programın aksamamasını, vaktinden önce sonlandırılmamasını falan. İşte, bu koşullar altında yapılan anlaşmalar nedeniyle teknik heyet, bana kalırsa, hava koşullarının böylesine dengesiz olduğu durumlarda, oldukça büyük bir baskı altında kalıyor olabilirler. İçinizden, hiç tereddüt etmeden, 'olur mu canım, sporcunun sağlığı mı önemli, yoksa sponsorun elde edeceği gelir mi, insan hayatı, paradan daha değerlidir!' dediğinizi duyar gibi oluyorum. Haklısınız da, ancak, bu tür organizasyonların çok büyük maliyetlerle gerçekleştirildiği de ortada! İşte Hofer ve ekibinin mahareti de sanırım bu noktada, yani işin sportif kısmıyla ticari kısmı arasındaki ince çizgide, kendisini gösteriyor. Yine de, Pazar günü Hofer'in ve ekibinin yerinde olmayı hiç istemezdim doğrusu!
4) Kuusamo da, rüzgar koşulları ile ün yapmış duraklardan birisi! Bakalım o yarışı nasıl idare edecek Hofer? Umarım bu sefer hava durumu ondan yana olur:)
22 Kasım 2012 Perşembe
Walter Hofer: Kayakla Atlama Şimdi Her Zamankinden Daha Popüler!
2012/13 Dünya Kupası sezonunun başlaması vesilesiyle FIS yarış direktörü
Walter Hofer yeni sezon, kural değişiklikleri ve Val di Fiemme’de yapılacak Dünya
Şampiyonası hakkındaki görüşlerini FIS Newsflash’le yaptığı röportajda anlattı.
FIS Newsflash: Eğer yeni sezonu en fazla beş kelimele anlatmanız gerekseydi, nasıl anlatırdınız?
Walter Hofer: “A” harfinin mükemmeliyetin simgesi olarak kullanıyorsak eğer, bizim hedefimizdeki “A”ları şöyle sayabilirim: Atletler, Atmosfer, Cazibe (Attraction), Seyirciler (Audience), Aerodinamikler!
FIS Newsflash: Lütfen bizim için kısa bir şekilde açıklar mısınız?
Walter Hofer: Atletler bizim ilgimizin odak noktasıdır. Yarış kurallarına dair bütün değişiklikler ve uyarlamalar sporcuların performansları, ilerleme göstermeleri, çekicilikleri ve bizim sporumuz atmosfer üstünde etkili. bu günlerde kayakla atlama daha önce hiç olmadığı kadar popüler: Avusturya ve Almanya’da, Norveç ve Japnya’da, Polonya ve Slovenya’da ve daha bir çok yerde. Stadyumlarımızdaki seyirci sayısı etkileyici. Yarışmalarımızın onlarca yüzlerce hayranı yarışma alanında, milyonlarda televizyonlarının önündeler, her hafta. Son olarak, aerodinamikler: Kayakla atlama son 20 senede modern bir standart geliştirdi. Ekipmanlarla ilgili ayarlamalar her zaman güvenlik ve adil olmak için yapıldı.
FIS Newsflash: Kayakla atlama kıyafetleriyle ilgili ayarlamalar yapıldı (bu sezondaki yeniliklerden biri) FIS yaz Grand Prix yarışmalarındaki “test periyodu” ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?
Walter Hofer: Kıyafetlerin tolerans limitlerini 6cm’den 0’a indirmekteki asıl amaç hem atletlerin hem de yetkililerin üzerlerindeki büyük iş yükünü hafifletmekti. Yaz serisi bizim uygulanabilirliği test ettiğimizde doğru yolda olduğumuzu kanıtladı. Grand Prix yarışlarından sonra, uygumu geliştirebilmek adına kontrol sistemindeki kuralları düzenledik. Atletlerin fikirleri ve geribildirimleri memnuniyetle karışlandı ve böylece sezon açılışı için gerekli şekilde hazırlandığımızı düşünüyoruz. Kayakla atlama performanslarının atletik kısmının tekrardan çok önemli olmaya başlamasıyla, potansiyel kazananların sayısında artış bekliyoruz. Lider ulusların yanı sıra, yeni ülkeler ve takımlar da üst seviyeleri hedefledikleri gösterdiler.
FIS Newsflash: 2013’te Val di Fiemme’de yapıalcak olan FIS Kuzey Disiplini Kayak Şampiyonası’na 100 günden az bir süre kaldı. Dünyanın her bir tarafındaki kayakla atlama hayranlarını neler bekliyor?
Walter Hofer: 20 yıl içinde Val di Fiemme’de yapılacak üçüncü Kuzey Disiplini Kayak Şampiyonası olacak. Geçen sene yapılan test etkinliklerinde, organizatörler üst düzey spor etkinlikleri düzenlemedeki kabiliyetlerini gösterdiler. Ekim ayında yapılan son denetlemede de İtalya, ve özellikle Val di Fiemme böylesi büyük bir organizasyona tekrar ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu teyit etti. Predazzo’daki fonksiyonel kayakla atlama tesisi tamamen yenilendi. Daha fazla kayakla atlama meraklısının dikkatini çekebilmek için çok büyük efor sarf edildi. Böylece önümüzdeki yarışların aile-dostluk ortamında geçmesini umuyoruz. Size sloganı söyleyeyim: “Orada olun, buluşalım ve kutlayalım!”
kaynak: http://berkutschi.com/
13 Kasım 2012 Salı
Romanya’nın Kayakla Atlamadaki Kilometre Taşı
Farklı FIS Olimpiyat disiplinlerinde yapılan sayısız incelemelerin yanı sıra, FIS Kayakla Atlama Yarış Direktörü Walter Hofer yakın zamanda Romanya Kayak Federasyonu yetkilileriyle bir araya geldi. Görüşme 27-28 Ekim 2012 tarihlerinde Rasnov’da gerçekleştirilen Romanya Uluslar Arası Şampiyonasına bağlı olarak yapılan yeni kayakla atlama rampasına odaklıydı.
“Romanya’da uluslar arası düzeyde bir kayakla atlama yarışının yapılması fikri kulağa garip geliyor, hakikaten de öyle. Fakat birkaç senelik profesyonel planlama sonucu Rasnov’da inşa edilen Trambulină Valea Cărbunării tesisinin hiç de gizemli olmadığı şimdiden belli oluyor.”
19-20 Ocak 2013 tarihinde 100m mesafeli tepede 2
kadınlar 2 erkekler olmak üzere 4 FIS Kupası yarışı düzenlenecek. Tesiste
2012’de tamamlanan bir K90 (HS100) bir K64 (HS71) ve çocuk ve geç atletleri
için yapılan toplamda üç adet tepe bulunmakta.
FIS Kayakla Atlama Yarış Direktörü Walter Hofer dönüşünde olumlu düşüncelerini paylaştı: “Bundan altı sene önce çeşitli değerlendirmeler yaptık ve riskli bir durumla karşılaştık. Diğer bazı ülkelerde de olduğu gibi genç Romen atletler antrenman yapabilmek için başka ülkelere gitmek zorunda kalıyorlardı. Bu dönemden beri hızlı bir biçimde inanılmaz gelişmeler yaşandı. Ekim sonunda yapılan ulusal açık şampiyonalarda (Bulgaristan ve Macaristan da dahil olmak üzere), bunun meyveleri alınmaya başladı. Şimdi Romanya kendini uluslar arası sahada kendini geliştirme yolunda ilerliyor. Bir atlet (Dana Haralambie) şimdiden Sochi’de yapılacak Kış Olimpiyat Oyunları için bireysel eleme standardını yakaladı.”
FIS Kayakla Atlama Yarış Direktörü Walter Hofer dönüşünde olumlu düşüncelerini paylaştı: “Bundan altı sene önce çeşitli değerlendirmeler yaptık ve riskli bir durumla karşılaştık. Diğer bazı ülkelerde de olduğu gibi genç Romen atletler antrenman yapabilmek için başka ülkelere gitmek zorunda kalıyorlardı. Bu dönemden beri hızlı bir biçimde inanılmaz gelişmeler yaşandı. Ekim sonunda yapılan ulusal açık şampiyonalarda (Bulgaristan ve Macaristan da dahil olmak üzere), bunun meyveleri alınmaya başladı. Şimdi Romanya kendini uluslar arası sahada kendini geliştirme yolunda ilerliyor. Bir atlet (Dana Haralambie) şimdiden Sochi’de yapılacak Kış Olimpiyat Oyunları için bireysel eleme standardını yakaladı.”
2007 yılında Romanya Kayak Federasyonu ve Avusturyalı endüstri
şirketi OMV işbirliği sonucunda Romanya ve Güney Doğu Avrupa’nın ilk Kayakla
Atlama merkezinin inşası 2009’da Rasnov kentinde başladı. OMV’nin
sponsorluğunda, eski kayakla atlamacı Christian Moser (AUT) ve proje sorumlusu
ve kayakla atlama uzmanı Paul Ganzenhuber (AUT) bu gelişmelere yön vermişlerdir.
“OMV Move & Jump” projesinin hedefi önümüzdeki 10 yıl içerisinde dünyada
ilk ona girme şansı vermek.
Kaynak: http://www.fis-ski.com/
12 Ağustos 2012 Pazar
WISLA 2012'DEN ÖZEL ANILAR
Ve işte Wisla 2012'den asla unutamayacağım iki kare!
Yarış Direktörü Walter Hofer ve kayakla atlamanın efsane ismi Simi! Gerçekten üç gün boyunca Wisla Malinka'da sadece gazeteci akreditasyonu ile ulaşamayacağım pek çok imkana beni kavuşturan Walter Hofer'e, ilgisine bir kez daha teşekkür ediyorum. Bundan sonra da, inşallah, Erzurum'da ve diğer yarışmalarda kendisi ile tekrardan bir araya gelme fırsatım olur.
Walter Hofer, bana, Aralık ayında düzenlenecek Kuzey Kombine Kıtalar Kupası için Erzurum/Kiremitliktepe'yi tepeyi kendisinin önerdiğini ve tepenin gerçekten de çok güzel olduğunu söyledi. Ayrıca şimdiye kadar gerçekleştirilen tüm yarışmaların oldukça başarılı olduğunu da ekledi. Bence, ileride çok daha büyük organizasyonlara evsahipliği yapma yolunda düzgün adımlarla ilerliyoruz.
Zaten Wisla'da Basın Merkezi'nde görevli olan arkadaşlardan birisi, Hofer ve ekibinin yarışmadan sadece 2 gün önce geldiklerini ve tepenin teknik donanım, vs. açısından hazırlanması için bu kadar zamanın yeterli olduğunu, evsahibi ekiplerin de catering, Basın Merkezi, Fotoğraf Odası, yarış alanının güvenliği gibi konuları daha önceden ayarladığını anlattı. Dolayısıyla bu işin ilk seferini sağsalim atlattıktan sonra gerisi geliyor gibi!
Ve işte Simi! Her zaman olduğu gibi basın toplantısında da cok sempatikti. Kendisi ile resim çektirmek isteyen kimseyi geri çevirmedi. Kesinlikle fiziksel ve zihinsel olarak zindeydi. Acaba bu sezon da bizleri şaşırmaya devam edecek mi?
Aslında basın toplantısında onu videoya da aldım, ama dosya çok büyük olduğundan buraya yükleyemedim. Simi, tepedeki atmosferi çok beğendiğini, pek çok kayakla atlama severin geldiğini ve çoğunun da genç olduğunu, bu nedenle muhtemelen kendisi için değil Maciej için geldiklerini söyledi espriyle. Ayrıca, ortamın çok samimi olduğunu, hayranlarla fotoğraf çektirmeye, imza dağıtmaya imkan bulduklarını, ancak belki izleyici kısmının daha da büyütülebileceğini ve böylece daha fazla seyircinin gelebileceğini ekledi.
Simi'ye yeni formalar da soruldu. Simi, bu değişikliğin oldukça büyük ve zorlu olduğunu belirtti. Formanın çok dar olduğunu, vücudu sardığını, alışana kadar bu yaz pek çok komik atlayış yaptığını, özellikle take-off kısmının zorlayıcı olduğunu, ama mutlaka atlayışları daha da iyi hale getireceğine inandığını ifade etti. Genç sporcular gibi daha deneyimli ve yaşça daha büyük olan sporcuların, kendisi gibi, zamanla bu yeniliğe de ayak uyduracağını söyledi.
Ben de sabırsızlıkla Simi ve Wolfgang gibi tecrübeli sporcuların bu sezon neler yapacaklarını izlemek için bekliyorum.
Etiketler:
simi,
Simon Ammann,
summer gp,
Walter Hofer,
wisla,
wolfgang loitzl,
yaz gp
26 Temmuz 2012 Perşembe
WISLA 2012 YAZ GRAND PRIX YARIŞMASI:
1.GÜN(DEVAM)
Hofer, bana hızlıca tepeyi gezdireceğini söyledi. Tepeye lift ile çıktık. Sporcuların atlamaya hazırlandıkları noktaya geldik. Burada sporcunun solunda koçlarin bulundugu bölüm var, orada sporcunun koçu bayrak indirerek ona atlaması için izin veriyor, ancak sporcu hemen atlamak zorunda değil, sağında geriyesayım saati var, oradan belli bir süre içerisinde hazırlanıp atlayışa başlıyor. Kapıda yerini aldıktan ve binding kontrollerini yaptıktan sonra atlayışa geçiyor. Vücudu önce biraz dik, ancak hızla iniş pistine paralel bir konum alıyor ve pistte ilerlerken kayaklardan adeta Formula 1 yarışında arabaların çıkardıkları gibi müthiş bir ses çıkıyor. Onları pistin kenarından izleme fırsatım olduğu için bu sesin ne kadar kuvvetli olduğunu söyleyebiliyorum. Yere inişte sporcu öylesine büyük bir güç harcıyor ki, yine müthiş bir çarpma sesi duyuyorsunuz. Şimdi, sporcuların ne kadar kuvvetli olmaları gerektiğini çok daha iyi anlıyorum. Özellikle vücutlarının ve dizlerinin iniş anındaki direnci müthiş!
Daha sonra pistin kenarındaki merdivenlerden yavaş yavaş aşağıya inip atlayışlara farklı açılardan baktık. Hofer, take off noktasında pistin açısının 11 derece olduğunu aşağıya doğru giderek arttığını, 30-35 dereceyi bulduğunu söyledi. Pistten ayrılıp, hakemlerin olduğu kuleye çıktık ve meşhur teknik adam Milan Tepes ile tanışma şerefine nail oldum! Ve tabii ki diğer hakem ve teknik adamlarla:) O odada Tepes'in önünde bilgisayarlar ve makineler vardı. Hofer bana sporcunun güvenli atlayış yapabilmesi için sistemin onay vermesi gerektiğini söyledi, yani kararı veren aslında bilgisayar, sistem, Tepes sadece ona göre hareket ediyor. Buna göre, rüzgar, ekranda dalgalar şeklinde görünüyor ve bu dalgaların iki sarı çizgi arasında kalması gerekiyor. Bu durum gerçekleştiği anda, atlama izni veriliyor ve sporcu atlayışına başlayabilir. Dolayısıyla, bu sisteme göre atlama kararının verilmesinden ötürü organizasyonun sorumlu olması mümkün değil, çünkü olay bütünüyle mekanik, teknolojik. Ancak bir kez sistem onay verdikten ve atlayışa geçildikten sonra atlayış esnasında her zaman koşulların değişmesi ve sporcunun performansının etkilenmesi mümkün, ancak bunun için de teknik adamların sorumlu tutulması söz konusu olamaz.
Aynı odada, bir de puan hesaplamalarını yapan görevli ile beni tanıştırdı. Küçücük bir makine var elinin altında, oraya verileri(rüzgar, vs.) ve hakemlerin puanlarını(verilen en yüksek ve en düşük puanlar çıkarılıp) girerek sporcunun son puanını hesapladığını anlattı bana. Kısacası, herşeyi yerince ve yakından görmek çok daha öğretici oldu. Bu, gerçekten inanılmaz bir deneyimdi ve çok gerçekti.
Sevgili Ozan Sülüm yarışları sunarken sık sık Hofer'in yerinde hiç durmadığından, bir saniye o köşede diğer saniye başka bir yerde olduğundan bahseder. Bu, çok doğruşmuş, çünkü bu tanıtım gezisini o kadar seri bir şekilde yaptı ki, onca merdiveni indi ve çıktı, adamda hiç bir tıkanma, terleme söz konusu olmadı. Ben ise duş yapmış gibi oldum diyebilirim, öyle ki kan ter içinde kaldım resmen:) Hofer ile geçirdiğim bu zaman gerçekten unutulmaz oldu benim için!
Ona bloğun adresini de verdim, bana fırsat bulunca bakıcağını söyledi. Öyle bir ihtimal olursa diye ben de bir kez daha burdan ona teşekkürlerimi iletmek istiyorum.
Ona bloğun adresini de verdim, bana fırsat bulunca bakıcağını söyledi. Öyle bir ihtimal olursa diye ben de bir kez daha burdan ona teşekkürlerimi iletmek istiyorum.
MR. HOFER, I'D LIKE TO THANK YOU VERY MUCH FOR EVERYTHING THAT YOU HAVE DONE FOR ME IN WISLA! I WONT FORGET IT!
HOPE TO MEET AT ANOTHER FIS SKI JUMPING EVENT SOON!
Bu arada biliyormuydunuz bilmiyorum ama bence bomba bir haber bu: berkutschi, Hofer'in kendi internet sitesiymiş. Beni, sitenin fotoğrafçısı ve onun için video clip hazırlayan arkadaşları ile de tanıştırdı. Video clip'leri hazırlayan kişi, hukuki bir engel olmadığından emin olduktan sonra bana kendisinin hazırladığı bazı clipleri yollayabileceğini ve benim de onu bloga koyabileceğimi söyledi. Dört gözle mailini bekliyorum!
WISLA 2012 YAZ GRAND PRIX YARIŞMASI: 1.GÜN
Yolculuğum 19 Temmuz'da Krakow'da başlayıp, saat 17.00 sularında Wisla'da sona erdi. Otelim şehir merkezine 7-8 km uzaklıkta imiş. Kayakla atlama tepesi(Wisla Malinka) ise otele yaklaşık 1 km uzaklıktaydı. Otele giderken atlayanların bazılarını uzaktan gördüm. Şöyle ki, tepenin karşısında Basın Merkezi'nin olduğu bir bina var ve bu binanın altından yol geçiyor. Dolayısıyla, yoldan geçerken sağınızda atlayanları görüyorsunuz. Bahsettiğim bina üstteki resimde bulunan bina!İlginç bir manzaraydı doğrusu!
Otele yerleştikten sonra yürüyerek tepeye geri döndüm. Vardığımda antrenman atlayışları bitmişti. Elemeler başlamak üzereydi. Akreditasyonumu almak için Basın Merkezi'ne gittim. Görevlilerden birisi aslında akreditasyonumu sehir merkezinde bir yerden almam gerektigini ancak bana yardımcı olacağını ve ertesi günü getireceğini söyledi. Bir de hediye torbası takdim etti, içinde termos bardak, ahşap takvim ve Wisla'yı anlatan bir broşür vardı(çoğu lehçe maalesef). Oldukça sevindirik oldum.
Derken kafamı sol tarafa çevirmemle birlikte Walter Hofer'i görmem bir oldu. Sakin kalabilmek için kendimi bayağı bir sıktım doğrusu! Odadan çıkarken birden bana dogru yönelip nerden geldiğimi, ilk kez mi kayakla atlama yarışı izleyeceğimi, Türk Kayak Federasyonu ile ilgim olup olmadığını sordu. Ben de ona internetteki bloğumuzdan bahsettim ve orada haber editörü olduğumu, kayakla atlama yazıları yazdığımızı ve fotoğraflar koyduğumuzu, yorumlar yapıp sporun daha iyi tanınmasına yardımcı olduğumuzu söyledim. Bana bunu hobi olarak mı yaptığımı, çalışıp calışmadığımı da sordu. Ben de calistigimi ve hukuk hocası olduğumu ve bu spora ilgimin hobi olduğunu söyledim. Daha sonra bana FIS Gold diye tabir edilen ve alandaki her yere girmeme imkan veren bir akreditasyon kartı verdi. O anda dünya durdu sanki, ama anlaşılan böyle düşünmekte erken davranmışım çünkü daha inanılmaz bir şey oldu!
4 Nisan 2012 Çarşamba
Hofer: En Zorlu Sezonlardan Biriydi

Geçtiğimiz sezona damgasını vuran pek çok şey sayabiliriz. Schlieri ve Dört Tepe, Bardal ve Dünya Kupası, Japonlar’ın yükselişi, Norveç’in Avusturya’ya kafa tutuşu, Romören’in yeniden hayata dönüşü, Pavel Karelin, Hilde’nin kazası ve olaylar olaylar. Bir baş aktör vardı ki herkesten rol çaldı; rüzgar ve hava koşulları.
Her ne kadar sinir bozucu olsa da ben kendi adıma itiraf edeyim. Çok uzun zamandır olmayan bir şeyi yaşamak eski günlere döndürdü ve çok güzel nostaljik anlar yaşattı; tekrar edilen turlar. Rüzgar puanlaması gelmeden evvel bunu çok sık görüyorduk. Ama yeni puanlama sistemine geçildiğinden beri yanlış hatırlamıyorsam ilk defa bu sene bir bütün tur yeniden atlandı. Nerede o uzayıp giden yayınlar, son bir sporcu kalmışken tekrar kararı alınan turlar. Hey gidi.
Neyse efendim uzun lafı kısası bir diğer FISskijumping röportajını daha sizlerle paylaşıyoruz. Bu sefer tüm bu kapı değişiklikleri, tam işler heyecanlanmış, mesafeler artmışken gelen kapı düşürmelerin ardındaki adam. Daha doğrusu bu şekilde görülen ve eleştirilerin merkezinde olan bir adam; Walter Hofer. Neden bu şekilde görülen dedim hemen açıklayayım. Bilirsiniz, zaman zaman görüntüye gelir. Verevine dizilmiş çapraz pencerelerden sarkan amcalar vardır; jüri. Yarışa yapılan hemen her müdahalenin çıkış noktası aslında o jüridir. Hofer ise sadece işin uygulayıcısı, sözcüsüdür. Hatta bir sene önce yine bir Hofer röportajı yayınlamıştık blog’ta. Orada sorulan son soruda kendisi de durumu açıklıyor.
Daha fazla uzatmayayım, buyursunlar.
FISskijumping: Harika ama bir o kadar da zor bir sezonu geride bıraktık.
Walter Hofer: Evet, oldukça zorluydu ama itiraf etmek gerekirse önceki sezonlarda Planica’ya geldiğimizde çok daha az enerjim olurdu. Organizasyon ve yarışların düzeni açısından en zor geçen sezonlardan biriydi. Kış boyunca hava koşulları çok kötüydü ama çok iyi organizatörlerimiz var ve temel olan pek çok koşulda ciddi iyileştirmeler yapmayı başardık, tepeler hazır edilmesi anlamında da çok büyük emek verildi ve başarılı da olundu. O kötü koşullara rağmen yarışların devamlılığını bu şekilde sağladık. Sezona dair en güzel şeylerden biri de podyumda sürekli bir sirkülasyon olmasıydı. Avusturya’nın takımlardaki dominasyonuna rağmen zirvedeki mücadele çok çok yakındı. Neredeyse on farklı ülkenin sporcuları Dünya Kupası ayağı kazanma potansiyelindeydi.
FISskijumping: Anders Bardal en yaşlı Dünya Kupası şampiyonu oldu, bu müthiş bir şey. Ve gösteriyor ki gençlerle tecrübeli sporcular arasında çok iyi bir denge var.
Hofer: Evet, bizim amaçladığımız da buydu zaten: sporcuların biraz daha geç yaşta performanslarının zirvesine çıkmaları, ama performanslarını çok daha uzun bir süre üst seviyelerde tutabilmeleri. Her ne kadar bazı sporcuların 40 yaşına kadar da atlamaya devam edebileceğini kestiremeyecek olsak da üst düzey performanslarını olabildiğince uzun yıllara yayabilmelerini istiyoruz.
FISskijumping: Yeni sezonla ilgili gelişmeler şimdiden başlamışken kurallarda ya da ekipmanlarda değişiklikler bekleyebilir miyiz?
Hofer: Şu anki kurallar oldukça başarılı işliyor ve müsabaka formatında hayli esnek davranabilmemize imkan sunuyor. Şimdiki önceliğimiz tribündeki ve özellikle televizyon karşısındaki izleyiciler için sporun saydamlığını artırabilmek. Grafikler, bilgi ve haber akışı çok daha sade, bilgilendirici ve anlaşılır olmalı. Zaten bununla ilgili birkaç projeyi komitemize sunmak üzereyiz.
Sprocular şu an mevcut ekipmanlardan zaten optimum şekilde faydalanıyorlar. Şimdilerde dış etkenlerdeki en ufak değişiklikten bile aerodinamik bir avantaj sağlayabilecek durumdalar. Ancak zaman geçtikçe ekipman kontrolü çok daha karmaşık bir hal aldı. Bu alanda değerlerin daha ideal bir hale getirilmesi üzerine çalışacağız.
FISskijumping: Walter Hofer sezon bittikten sonra ne yapar? Tatil fırsatı var mı yoksa aynen çalışmaya devam mı?
Hofer: Artık sorumluluklar daha farklı elbette. Üniversitede ders vereceğim, firmalarla, yayıncı kuruluşlarla yapmam gereken toplantılar var. Aynı şekilde idari ve teknik sorumlularımızla da düzenli şekilde fikir alışverişinde bulunuyoruz. Hatta yakın zaman bahar toplantımızı yapacağız ve orada yeni sezon takvimi şekillenmiş olacak. Ve sonra herşey yeniden başlayacak.
FISskijumping: Ama tatil yapma imkanınız vardır diye umuyorum?
Hofer: Evet, rahatlamak, dinlenmek için vakit ayırıyoruz. Ama bizim için bu dinlenme seyahat ederek değil, evde oluyor.
Kaynak: http://berkutschi.com/en
1 Mart 2012 Perşembe
Norveç Güncesi 7 | Ufak Bir Albüm
Malumunuz birkaç gün ara vermiştik yazılarımıza, onlara kaldığım yerden devam edeceğim. Öncesinde birkaç tane "benli" fotoğraf karesi paylaşmak istiyorum, hani "Schlieri röportajı bile geliyor, fakat otobüs fotoğrafıyla. Ne iş?" diyenler olabilir belki diye... (Ben de siz oyalanırken kaçarı... Yeni yazımı hazırlarım)
Kongsberg Kayakla Atlama Müzesi:

Walter Hofer dersine çalışırken:
3 Şubat 2011 Perşembe
Klingenthal'den Tümevarmak
Son günlerde kayakla atlama trafiği o kadar yoğun ki, Erzurumluların "Atlayanlar yola düşer mi" merakının yanına bir de "Sporcular havada çarpışır mı" sorusu eklemek lazım. Sapporo'dan sonra sıklaşan Dünya Kupası mücadelesi bir yandan, Erzurum'daki gururumuz Universiade diğer yandan hepimizi ablukaya almış durumda. Bu trafiğe ülkemizde artan kayakla atlama merakını da eklersek, değmeyin keyfimize...
Klingenthal'den evvel Faik Yüksel'i tebrik ederek söze başlamak gerek. Rakiplerinden oldukça genç ve daha da önemlisi tecrübe olarak fazlasıyla geride olmasına rağmen gelecek için umut saçmaya devam etti. Artık Erzurum'da sürdürebileceği antrenmanlarla Continental Cup'ta başarılı derecelere doğru emin adımlarla ilerleyebilir. Atlayış esnasında yola düşmesi imkansız olsa da, onun başarılarının ardından yollara dökülecek çok fazla Erzurumlu olduğunu hepimiz gördük. Bunun bilinciyle birleşen disiplinli bir çalışma, Faik'i çok iyi yerlere getirecek. Bizler inandık. Faik de, onunla birlikte diğer tüm sporcularımız da buna inanmalı.
Monza'ya dönecek olursak Kenan Sofuoğlu, Eugene Laverty'nin önünde... Pardon, Almanya'ya dönecek olursak; kayakla atlamaya iyice ısınmış görünen Yiğit Top'un anlatımıyla renklenen Klingenthal'de çok ilginç iki gün geçirdiğimizi söylesek yanlış olmaz. Tepenin tartışmasız prensi Schlieri'nin rekoru elemelerde Simon Ammann tarafından kırılınca (145 m) iyice merakla beklenen bir hal alan final, sezon boyunca şaşırtıcı bir şekilde zirveye doğru ilerleyen Alman sporcuların arka arkaya yaptıkları mükkemmele yakın atlayışlarla bambaşka bir hal aldı. Hikayenin zirveye ulaştığı an ise arka arkaya gelen Michael (Neumayer + Uhrmann) atlayışlarıydı. Uhrmann'ın rekor getiren atlayışını özellikle vurgulamak istiyorum: Dile kolay, 146,5 metre... İyiydi iyi olmasına, fakat bu derece sonrasında Dünya Kupası süresince uygulanan kurallara göre haklı nedenlerle iki kapı aşağı inildi ve derecelerde bir anda ciddi bir düşüş yaşandı. Buraya kadar sorun yok, lakin sonuç listesine bakınca, gözüme takılan ilginç detaylar var. İşbu detaylar için (bkz: Ek)
Uhrmann'dan sonra gelen hiç kimse onun rekor getiren atlayışına yaklaşamayınca ilk turun sonunda zirvede rekortmen bir ev sahibi yer almıştı, hem de çok ciddi bir puan avantajıyla. İkinci turda Schlieri'nin rüzgarı buldu mu affetmeyen tekniği ile ulaştığı 140 metre mesafe olarak en uzak görünse de, her iki turda da çok iyi atlayışlar yapan genç Leh Kamil Stoch'un 2010 Yaz Grand Prix'inden beri devam ettirdiği yükselişi; baba ocağında, Zakopane'de aldığı birinciliğin ardından bu sezonki ikinci Dünya Kupası zaferi olarak not düşüldü istatistiklere Klingenthal neticelendiğinde. Adam Malysz'in izinden giden genç Polonyalılar zirveye doğru uygun adım ilerlerken, sezon başındaki formundan biraz olsun uzaklaşan Morgi ikinci, Simi üçüncü, Kofi dördüncü, günün adamı seçilen Schlieri de beşinci sırayı aldı. İşte podyum:

Aaa, yanlış bir podyum fotoğrafı oldu sanki. Birinci Stoch, tamam. İkinci de Morgi, o da tamam. Günün adamı da Schlieri, onda da bir problem yok. Peki Simi nerede? Bu sorunun yanıtını bir sır olarak saklıyorum ve Walter Hofer'i aşağıdaki soruları yanıtlamaya davet ediyorum:
(Uyarı: Yazının bundan sonraki kısmı matematik ve istatistik ilmi içermektedir):
Ek:
İlk on dereceyi alan sporculardan tam sekiz tanesi 13. kapıdan, sadece iki tanesi (Neumayer ve Uhrmann) 15. kapıdan atlayışlarını gerçekleştirmişler. Bu istatistiğe bakarak kapı - rüzgar formülasyonunun tıkır tıkır çalıştığını, kapı aşağıya inmesine rağmen atlayış yapan ve şu anda Dünya Kupası sıralamasında daha başarılı olan atlamacıların hak ettikleri iyi dereceleri yaptıklarını iddia edebiliriz. Haydi edelim:
Uhrmann'ın aldığı rüzgar yardımı: 0.64 m/s, Kesinti: 6.9 puan, Kapı: 15
Bu 6.9 puanlık farkı kapatabilmek için iki kapı aşağıya iniyoruz ve ek olarak +6.8 puan kazanmaya başlıyoruz. Sonrasında olanlar:
Koudelka'nın aldığı rüzgar yardımı: 0.61 m/s, Kesinti: 6.6 puan, Kapı: 13, Eklentisi: 6.8, Mesafe: 137 m
Morgi'nin aldığı rüzgar yardımı: 0.46 m/s, Kesinti: 5 puan, Kapı: 13, Eklentisi: 6.8, Mesafe: 134 m
Stoch'un aldığı rüzgar yardımı: 0.35 m/s, Kesinti: 3.8 puan, Kapı: 13, Eklentisi: 6.8, Mesafe: 132 m
Her şey mükemmel görünüyor, ama... Sanki daha şiddetli rüzgarda atlayanlar formüle göre hak ettiklerinden daha uzağa mı gitmiş? Devam edelim:
İki kapı aşağı indiğimizde teorik olarak 0.63 m/s hızında esen bir karşı rüzgarımız (upwind) olduğunu düşünebiliriz. Yani 0.63 m/s'lik bir rüzgara karşı atlayan sporcular 13. kapıdan atladıklarında; ideal ve rüzgarsız bir havada 15. kapıdan atlayanlarla aynı puanı almaları gerekiyor. Koudelka almış mesela. Şiddetli rüzgar sayesinde uçmuş da. Morgi de almış. Biraz fazlası bile var. (1,8 puan = 1 metre) Mesafesi 3 metre daha kısa ama? Rüzgar hafifleyince Stoch tam 3 puan kâra geçmiş, koskoca 1.67 metre eder! Fakat Koudelka'dan 5 metre az atlayabilmiş?
Şimdiye kadarki örneklerimde karşıdan gelen rüzgar sürekli azalıyordu azalmasına, lakin hepsinde de nispeten şiddetliydi. Ne zamanki upwind ciddi derecede azalmış, işte orada sorun çıkmış! Sistem diyor ki "Sporculara yardım eden rüzgar azalırsa, rüzgar faktörü onların eksiğini kapatır". İlk tur boyunca rüzgarı arkasına alıp atlamış olan üç sporcunun derecelerine bakalım:
Schlierenzauer'in aldığı rüzgar yardımı: - 0.03 m/s, Eklenti: 0.3 puan Kapı: 13, Eklentisi: 6.8. İlk tur derecesi: 17.
Ito'nun aldığı rüzgar yardımı: - 0.16 m/s, Eklenti: 1.7 puan Kapı: 13, Eklentisi: 6.8. İlk tur derecesi: 33.
Schmitt'in aldığı rüzgar yardımı: - 0.23 m/s, Eklenti: 2.5 puan Kapı: 15, Eklentisi: 0. İlk tur derecesi: 43.
Hafif upwind ile atlayanların derecelerine bakalım (0.25 m/s ve daha yavaş rüzgar varken):
Romören: 0.11 m/s, Derecesi: 44.
Takeuchi: 0.16 m/s, Derecesi: 40.
Loitzl: 0.23 m/s, Derecesi: 35.
Freitag: 0.17 m/s, Derecesi: 14.
Happonen: 0.20 m/s, Derecesi: 10.
Freund: 0.24 m/s, Derecesi: 10.
Kısacası, ilk turda rüzgarı karşıdan alamayan hiçbir sporcu başarılı olamamış. Karşıdan gelen rüzgar şiddetini yitirdiğinde atlayan toplam 9 sporcudan sadece dördü (Schlieri, Freund, Happonen, Freitag) final görebilmiş; Loitzl, Romören, Ito, Schmitt ve Takeuchi ilk turda elenmişler. Finale kalanların da hiçbirinin birincilik iddiası kalmamış. (aralarında Schlieri ve Freund da var demiş miydim?)
Final turu için bu kadar destan yazmama gerek bile yok. Tek karşılaştırma versem kafi olsa gerek:
Michael Uhrmann (hani ilk turda tepe rekorunu parçalayan):
Birinci tur rüzgar yardımı: 0.64 m/s, Kesinti: 6.9 puan (yani 4 metreden az) Gidilen mesafe: 146,5 metre
İkinci tur rüzgar yardımı: - 0.17 m/s, Eklenti: 1.8 (yani 1 metre) Gidilen mesafe: 115 metre
İkinci turda da ilk turlara benzer istatistikleri görebilmek gayet kolay. İlk turda rüzgarı bol bulup 2. olan Koudelka, ikinci atlayışı sırasında meltem esince 17. olabilmiş. İlk atlayışında vasat bir rüzgarla 20. olan Koch, ikinci turda rüzgarı bol bulunca 6. olmuş, gibi... Numuneler FIS resmi sitesinde mevcut, isteyen inceleyebilir.
Sözün özü, Klingenthal'de rüzgar faktörü hesabı şişmiştir. Benzer şüphelerim Sapporo ayağı için de vardı, lakin onu inceleyecek zamanım olmadığı için es geçmek durumunda kalmıştım. Bu sefer yakalamışken affetmeyeyim istedim. Şimdi Walter Hofer düşünsün! Yanal rüzgarı hiç söylemiyorum bile, Pekka Niemelä konuyla ilgili gereken her şeyi söylemişti zaten.
Etiketler:
Kamil Stoch,
Klingenthal,
Rüzgar,
Walter Hofer
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






