16 Eylül 2010 Perşembe

Nammo & NSF

Norveç Kayak Federasyonu’nun yaptığı bir açıklama oldukça dikkat çekiciydi; Nammo adlı bir firmayla anlaşma yapılmıştı. Bu firma aslında bir anlamda adından da anlaşılacağı gibi N”ammo”, askeri teçhizat üretiyor. Mermilerden motora, roket endüstrisine kadar oldukça geniş bir yelpazeleri var.



Tabii ki mühimmat değil Norveç Kayak Federasyonu’nu ilgilendiren. Bu firma aynı zaman roket endüstrisinde yer aldığından çok ciddi şekilde aerodinamik çalışmaları yapıyor ve bu alanda da çok büyük bir tecrübe ve öneme sahipler, tam anlamıyla uzmanlar.


Yapılan bu anlaşma 2014 Sochi Kış Olimpiyatları’na dek geçerli olacak. Buradan da Mika Kojonkovski yönetimindeki kayakla atlama takımına ne kadar büyük önem verildiğini anlayabiliyoruz. O kadar büyük yetenekler var ki ellerinde, yıllardır bunlar optimal verimi, maksimum istikrarda sağlayamıyorlar. Tom Hilde, Bjoern Einar Romoeren, Anders Bardal, Anders Jacobsen ve özellikle son yılda kabak çiçeği gibi bir anda açılıp geç bir patlama yapan Johan Remen Evensen.


Bu isimlerden Kojonkoski gibi tecrübeli ve yeterlilikleri tartışılmayacak bir koç bile takım anlamında istikrar sağlayamıyorsa, ekstra birşeyler yapmaları gerekiyordu ve belki de çok büyük bir anlaşmayla çok büyük bir atılıma imza attılar.


Nammo firması sadece aerodinamik çalışmalar sağlayıp sporcuların tekniklerini, havadaki pozisyonlarını geliştirmelerini sağlamakla kalmayacak, aynı zaman Norveç Kadın Kayakla Atlama Takımı’nın da sponsorluğu üstlenecek. Ki bu belki de aerodinamik çalışmaları kadar önemli diyebiliriz.


Çünkü kadın atlamacılar Vancouver 2010 için çok büyük çaba sarf etmişlerdi Olimpiyatlar’da yer alabilmek için ama kabul etmemişti Olimpiyat Komitesi bunu. Dolayısıyla hedef şimdi 2014 Sochi. Ve bunun ihtimali giderek yükseliyor. Eğer kadınlar 2014’te yer alırsa, Norveç takımının sponsoru Nammo takımı olacak. İlk Olimpiyat tecrübesini oldukça büyük bir firmanın sponsorluğunda gerçekleştirecekler.

Mika Kojonkoski de yaptığı kısa açıklamayla bu anlaşmanın önemi değindi;
“Bu bizim için harika bir şey. Aerodinamik alanında böylesi uzman bir firmayla çalışmak çok büyük bir fırsat. Eğer hem takım olarak hem de bireysel anlamda gelişmek istiyorsak her zaman daha fazlasını istemeliyiz. Sürekli olarak gelişme arzusuyla çalışmalıyız.”

by Vecchias (Umut Özel)

15 Eylül 2010 Çarşamba

Newsweek Türkiye: Geleceğe atlayış

23 Şubat 2009 tarihli Newsweek Türkiye'nin Bahar Kader imzalı yazısı:

Kayak antrenörleri Fatih Kıyıcı ve Yüksel Özkavcı Erzurum'un güvenle sırtını dayadığı Palandöken Dağı'nın eteklerinde sporcularına antrenman yaptırırken, bir an dikkatleri dağıldı. Gördükleri gerçekten sıra dışıydı. Birbirine çok benzeyen üç genç, ayakkabılarının altına sicimle bağladıkları kornişlerle kayıyordu. Gerçi kayak takımından hafif olan alüminyum kornişler kara batmıştı ama, "Yetenekli, tutkulu ve yaratıcı çocukları hemen Kayakla Atlama Milli Takımı'nın kampına davet ettik" diyor Kıyıcı.



Kayakla atlama sporunun babası kabul edilen Norveçli Sondre Norheim ilk atlayışını rampa olmaksızın, bir kayanın üzerinden gerçekleştirdiğinde yıl 1860'tı. İki yıl sonra tarihe geçen bu dalda ilk müsabaka iptidai koşullarda Norveç'in Trysil kayak merkezinde yapıldı. Kayakla atlama Chamonix'de 1924'te gerçekleştirilen ilk Kış Olimpiyatı'ndan bu yana resmi spor dallarından biri. Bu spor dalının Türkiye'deki temeliyse resmi olarak 2007'de atıldı. Erzurum, Universiade 2011 (Üniversite Oyunları) düzenleme hakkını kazandı. Bu, kış sporlarına dair pek çok ilke vesile olması sebebiyle Türkiye için bir milat. 9 Erzurumlu çocuğun hayatındaki değişimse, sanki Erzurum'un ünlü kayak ülkesi Slovenya'ya dönüşmesi gibi. Üstelik bu peri masalı Türkiye'de pek çok başka çocuğa, dolayısıyla anne babaya ve kuruma ilham verebilir.

Kentte esen Universiade rüzgârında Norheim'in kokusu var. Kayakla atlama takımı oluşturulmak üzere Haziran 2007'de seçmeler yapıldı. Milli Takım seçmeleri için bölge okullarına ve spor kulüplerine haber verildi ama eleme yine de biraz el yordamıyla gerçekleşti. "Türkiye'de kayakla atlama rampası olmadığı için çok zorlandık. Seçmeler sırasında çocukların öncelikle fiziksel özelliklerine baktık" diyor Kıyıcı. Uzun ve zayıf olanlar ilk tercih edilenler. Uzun ve lifli kaslar önemli. Kilo çok belirleyici. Aynı rampadan aynı tekniğe sahip iki sporcu atlıyor. Daha rampadan çıkışta 1 kilo zayıf olan 4 - 5 metre öne geçiyor.

Spor dalı yeniydi ama elemeler zorlu geçti. Erzurum Aziziye Eğitim Kurumları'nda yapılan seçmelere 80 civarında genç başvurdu, sadece 15'i seçildi. Kimi kayakla atlama bile izlememiş bu gençler aslında ne için seçildiklerinin bile bilincinde değildi. 14 yaşındaki Faik Yüksel daha tecrübeli sayılabilirdi. Okulu yaz tatiline girdiğinden ailesiyle beraber köyde olan Faik'i arkadaşı seçmelere katılması için Erzurum'a çağırmış. Kayakla atlama öncesinde yedi yıl Alp Disiplini'yle uğraşan Faik'in bu dalda Türkiye ikinciliği ve Doğu Anadolu şampiyonluğu var. "Seçmelere koşarak geldim, ama ne olduğundan haberim yoktu" diyor Faik. "Elemeleri kazandığımı öğrendiğimde inanmadım. Ama sonra ilk kez uçağa bindiğimde çok heyecanlandım."

Seçilen küçük sporcular Slovenya'da kamp yapacaktı. Kayakla atlama adrenalin seviyesinin zirveye çıktığı spor dallarının başında geliyor. Rampa yüksekliğinin 90 metre olduğu atlayışlarda bu dalda Olimpiyat şampiyonu kayakçıların adrenalinden dolayı idrar kaçırdıkları ve atlayışlarını tamamladıktan sonra yarım saat adrenalin şokuna girdikleri biliniyor. Yaşları 8 ile 15 arasında değişen bu gençleri hayatlarında hiç görmedikleri bir sporu yapmak için hayatlarında hiç görmedikleri bir ülkeye, Slovenya'ya götürmek kolay bir süreç olmamış. Özkavcı, elemelerden geçen 15 sporcudan bazılarının değil yurt dışı, Erzurum'un dışına bile çıkmadığının altını çiziyor. Seçmelerden hemen sonra, Temmuz 2007'de Slovenya'nın Kranj kentindeki ilk kamp için sporcuların ailelerine çocuklar için bavul hazırlamalarını söyledikten sonra, havaalanında karşılaştıkları manzarayı unutamadığını anlatıyor Özkavcı. "Erzurum'dan Ankara'ya oradan da İstanbul üzerinden Slovenya'ya uçacaktık. Havaalanında buluştuğumuzda çocukların anne ve babaları ağlamaklı gözlerle çocuklarına sarılmış bekliyordu. Kontrolden geçerken bir baktık ki bavullar terlikler, şortlar, yiyeceklerle doluydu. Ne aileler ne de çocuklar ne olacağını bildiği için akıllarına ne geldiyse koymuşlardı."

Universiade 2011 bu çocuklar için sıçrama tahtası olabilir. Özkavcı, "Zorluklar içinde büyüyen ve vasat bir eğitim alan bölge çocuklarının fethedilecek yeni ufukları yok" diyor. "Ben de Alp Disiplini'nde sporcuydum ve pek çok şey vaat edilir ama yapılmazdı. Şimdi ilk kez hedef belirleyen, bütçe yaratan ve sözünün arkasında duran biri var." Özavcı, Kayak Federasyonu Başkanı Özer Ayık'ı kastediyor. Erzurum'dan yurt dışına gitmek, orta ve alt gelirli ailelere mensup bu çocuklar için hayal olmaktan bile uzakken, Slovenya'ya gidip uluslararası hocaların denetiminde kayak yapmak "olağanüstü bir durum" diyor Kıyıcı. 12 yaşındaki İrfan Çintimar uçağa bindiğinde çok korktuğunu ve kalkış anında kalbinin patlayacak gibi olduğunu söylüyor. Seçmelerde kamp için vize alanlardan Arda İpçioğlu da Slovenya'ya giderken ilk kez uçağa binmiş. O kadar korkmuş ki sürekli uçağın motorlarının durmaması için dua etmiş.

Erzurum'dan Slovenya'ya uzanan bu eğitim serüveni, ilk günlerinde sporculara yeni sorunlar yaşatmış. Dilini, kültürünü, yemeklerini bilmedikleri bir ülkede evlerinden çok uzakta kalmak başta içe kapanmalarına neden olmuş. Önceleri birbirlerinden ayrılmadan ve sessizce kendilerine söyleneni uygulayan taze sporcular, etraflarını tanımak için dikkatle gözlem yapmışlar. "Slovenya'ya ilk gittiğimizde biz kimiz ki buralara geldik" diye düşündüğünü söylüyor 12 yaşındaki Samet Karta. İnsanların ne konuştuğunu anlamadığı bir ülkede dil bilmenin ne kadar önemli olduğunu kavramış. Bu noktada onların ifadesiyle "Yüksel ve Fatih Hoca" devreye girmiş. Gündüz antrenman yapan çocuklara geceleri İngilizce dersi vererek en azından temel ihtiyaçlarını karşılayacak kadar konuşabilecek hale gelmelerine yardımcı olmuşlar.

Yabancı topraklar genç sporcuların yaşamlarına yeni açılımlar getirmiş. 15 yaşındaki Mustafa Taşyonar "Oraları gördükten sonra yerlere çöp atmamaya başladım" diyor. Günlük hayatın düzeni, insanların birbirine selam verip gülümsemeleri bütün sporcuların en çok etkilendiği değişikliklerden. İrfan için hayatındaki en büyük değişim, yemek yeme alışkanlığında olmuş. Slovenya yolculuğu takımın en küçüğü dokuz yaşındaki Taha Şimşek'inse kafasını daha fazla karıştırmış. "Burası nere ve ne yapacağız şimdi" diye düşünmüş ülkeye ilk geldiklerinde. İlk kamp sonrasında çekingenliği üzerinden atan Taha, artık havaalanlarında chek-in işlemlerini kendi başına halledip pasaport kontrolünden yalnız başına geçiyor. Antrenman için gittikleri toplam yedi Slovenya ve bir Avusturya kampı ile yurt içi seyahatler sayesinde zaman içinde usta birer seyyaha da dönüşmüşler. Gençlere seçme şansı yaratmak, başka bir dünyayı tanıtmak, onlarla şekillenecek bambaşka bir ülkenin hayalini kurma lüksü verebilir. Kayakla Atlama Milli Takımı için seçmelerden geçen çocuklar, gittikleri farklı ülkelerde edindikleri deneyimlerle "birey olma yolunda önemli adımlar atıyor" diyor Kıyıcı.

İlk olarak 10 metrelik rampadan atladılar. Sonra 20, 40, 60 ve 90 metrelik yüksekliklerden atlamaya başladılar. Kıyıcı, "Aştıkları her yükseklik, belki kişiliklerinde de yeni bir sayfa açtı ve kendilerine duydukları güven de arttı" diyor. Hatta Şubat 2009'daki son kampta Faik 117 metrelik bir atlayışla Slovenya basınında yer buldu kendine. Kamp komşusu Norveç kayak takımı çalıştırıcıları, "bir buçuk yıldır bu sporu yapan Faik'in erişilmesi güç bir başarı yakaladığını" düşünüyor.

Slovenya'daki kamplar, aynı zamanda elemenin devamı niteliğindeydi. Rampanın yükselmesi, derecelerde iyi sonuçlar getirmekle beraber takımdaki kaza ve sakatlıkları da arttırmış. İlk seçilen 15 çocuktan bugün sadece üçü yoluna devam ediyor. Mart ayında yapılacak seçmelere kadar toplam kadro şimdilik dokuz kişi. Antrenör Kıyıcı, bu tip sakatlanmaların doğal olduğu görüşünde. Takımda en çok düşenlerden biri de Mustafa. Yüzüstü düştüğü için pek çok kez yüzünden darbe almış ama bu kazalar onu artık korkutmuyor. "İlk düştüğümde tekrar atlayabileceğime olan inancım sarsıldı. Çok korkmuştum. Sonra hocalarım benimle konuştu. Tekrar denedim ve korkumu yenmeyi başardım" diyor. Ancak sporcuların hepsi Mustafa kadar cesur değil. Düşen veya rampaya çıkıp yapamayacağını anlayan çocukların bir kısmının bu spordan vazgeçtiğini belirtiyor antrenör Özkavcı.

Türkiye'de kayakla atlamanın tarihi daha yeni yazılıyor. Antrenörler Kıyıcı ve Özkavcı takımdan ayrılan çocukların yerine yenilerini bulmakta zorlanmamış. Erzurum'da kayak için yetenekli çocukların sayısının fazla olduğunu söyleyen Kıyıcı'ya göre eğitimin ekonomik kısmını organize etmek daha zor. Kıyıcı "Erzurum'da daha evvel Dedeman Oteli tarafından işletilen telesiyejlerin işletme hakkını alan Kayak Federasyonu buradan elde ettiği geliri de yeni sporcular yetiştirmek için kullanıyor" diyor.

Kağıt üzerinde bakıldığında yapılan yatırım bir kalemde hallolur gibi görünmekle beraber, bu eğitimin ciddi bir masrafı var. Şimdiye kadar yurt dışında sekiz kamp yaptıklarını söyleyen Fatih Kıyıcı, 15 sporcunun katıldığı her kampın ortalama bütçesinin konaklama, ulaşım, yeme-içme, sağlık masraflarıyla yaklaşık 20 bin Euro'ya çıktığını belirtiyor. Ancak masraf kalemleri bununla da sınırlı değil. Hepsi Kayak Federasyonu tarafından karşılanan ekipmanlar da bir hayli pahalı. Her bir çocuğa kayak takımı, ayakkabısı ve tulumuyla beraber 1000 Euro'luk masraf yapılıyor. Kıyıcı, "Bunlar tabii en iyi malzemeler. Aldığımız malzemeler doğrudan fabrikadan bu çocukların fizik özelliklerine uygun şekilde sipariş ediliyor" diyor.

Çocuklar sadece iyi malzeme kullanmıyor, eğitimlerinde de masraftan kaçınılmamış. Projenin mimarı Kayak Federasyonu Başkanı Ayık, Türk hocalarla beraber daha evvel Sloven Milli Takımı'nı da çalıştıran Vasja Basc, Ales Selak ve Bine Norcic'in gerek seçmelerde gerekse kampın yurt dışı ayağında çocukların eğitilmesinde çok çalıştığının altını çiziyor. Ayrıca Universiade nedeniyle Erzurum'a beş tane kayakla atlama rampası yapılması planlanıyor. Ayık, "bu rampa ve spor tesisinin bütçesinin yaklaşık 30 - 40 milyon TL olduğunu ve bütçenin yarısından fazlasının Avrupa Birliği tarafından hibe edileceğini" ekliyor.

Eğitim hamlesinin heyecan verici olduğu bir gerçek. Bu hamlenin bir uzantısı da kayakçıların yurt dışında eğitim görmesi. 2010'dan itibaren bir buçuk yıl boyunca kayakla atlama sporcularının Slovenya'nın Kranj kentinde yaşayacaklarını anlatan Kıyıcı "Bu büyük bir proje" diyor ve ekliyor: "Bundan evvel hep geçici çözümler üretildi. Ama şimdi bu çocukları yeni bir gelecek bekliyor. Piyango kazanmış gibiler. Bir buçuk yıl süresince Kranj'da okula gidip antrenman yapacaklar." Bu sayede 2014'te Soçi'de yapılacak Kış Olimpiyatı'nda ilk kez bu dalda yarışacak olimpik sporcularımız olacak.

Ayık, kış sporlarına yapılacak yatırımın "doğu bölgelerinde gelecekte sosyo-ekonomik yapının gelişmesinde etkin bir rol oynayacağına" inanıyor. "Geleceğin eğitimli kayakçıları hem bu sporun gelişmesine katkı sağlayacak hem de ileride genç sporcular yetiştirerek bölgenin kalkınmasında önemli bir görev üstlenecek" diyor Ayık.

Dünyada 149 yıllık bir geçmişe sahip kayakla atlama Türkiye'de kendi tarihini bu küçük adamlarla yazmaya hazırlanıyor. Küçük adımları arttırmak için kayakla atlamada Mart ayında Erzurum'daki yeni seçmeler herkes için fırsat olabilir. Kayak Federasyonu'nun kayak.org.tr adresli internet sitesini takip etmekte fayda var. Bir de başka spor dallarında benzer girişimleri teşvik ve talep etmek biraz da anne babalara düşüyor.

Korniş üzerinde kayak yapan üç kardeş için aralanan gelecek kapısı ilk haftalarda ayrılmalarıyla kapanmış. Ama rampanın ucunda yeni bir geleceğin kendilerini beklediğini gören akranları için gökkuşağı çok uzakta sayılmaz.

Foto: Engin Irız

6 Eylül 2010 Pazartesi

2010 Norveç Şampiyonu: Tom HILDE



Dün yapılan Norveç Şampiyonası'nı Norveçler'in en formda ismi Tom Hilde kazandı. Bjoern Einar Romoeren'in yarışmadığı şampiyonada Roensen 2. , Stjernen ise 3. oldu..



Genel Sıralama şu şekilde oluştu:

1. Hilde, Tom 97 m - 91.5 m 254.0
2. Roensen, Atle Pedersen 91.5 m - 96.5 m 249.0
3. Stjernen, Andreas 92 m - 95 m 246.0
4. Kokkonen, Akseli 92.5 m - 89.5 m 240.5
5. Velta, Rune 96 m - 87.5 m 240.0
6. Sklett, Vegard 90 m - 88 m 232.5
7. Evensen, Johan Remen 96.5 m - 81.5 m 229.5
8. Bjerkeengen, Fredrik 94 m - 80.5 m 224.5
9. Bardal, Anders 95 m - 79 m 221.0
10. Elverum Sorsell, Kim Rene 89.5 m - 82 m 215.0

29 Ağustos 2010 Pazar

2010 Yaz Grand Prix'si Hakuba Ayağı

Uzakdoğu turları hep garip gelir bana nedense. Ya saatinde bir tuhaflık olur, sabaha karşı ya da gecenin bir körü yapılır yarışlar, ya da ağır topların, genel klasmandaki ilk 10'un, yerini tanınmamış Japon kayakla atlamacılara bıraktığı yer olur Japonya ayakları.



Yaz Grand Prix'si Hakuba ayağı öncesinde de öyle oldu. Simi, Morgi, Uçan Bıyık, Janne Ahonen, Koffi, Loitzl, Schlieri ve tüm Norveçliler, Hakuba'ya gelmediler. Hal böyle olunca, herkesin, özellikle de heyecanla yeniden doğmuş takımlarını canlı izlemeyi bekleyen Japon izleyicilerin aklına aynı şey takıldı: "Acaba zevksiz bir yarış mı olacak?"



Neyse ki yine de ilgi hiç fena değildi Hakuba'da haftasonu boyunca. Kaldı ki, tüm bu eksikliklere tam da yarış öncesinde bir de Noriaki Kasai'nin sakatlığı eklenmişti. İkinci bir hayalkırıklığı olsa da, yine de teşekkür etmek lazım neredeyse her ülkenin bayrağını kapıp Hakuba'ya gelen Japonlara.

İlk gün öncesinde ortaya atılan düşünce, Hakuba'daki iki yarışın da bir Polonya-Japonya savaşı olacağıydı yönündeydi. Katılımcıların neredeyse yarısından fazlası Japonlardan ve genç Lehlerden oluşuyordu zaten.



"Yaz Grand Prix'sinde genel klasmanın bir numarası olmak çok güzel. Geçmişte hep bu turu kazananlara özenirdim, tarihe geçerler onlar çünkü. Şimdi benim de onlardan biri olma ihtimalim var, bu harika bir duygu..." demişti Hakuba öncesinde Daiki İto. Tur genel klasman ikincisi Adam Malysz'in yokluğunda, kendi evindeki iki zafer ona hemen hemen tur şampiyonluğunu getirecekti zaten.

İlk günde istediğini almayı başardı İto. Her ne kadar zorlansa da, Dawid Kubacki'nin 1.6 puan önünde ilk sırada kalmayı başardı. Bir başka deyişle, ilk Polonya-Japonya savaşı Japonların oldu...

İlk Gün Sonuçları:

1. 43 Ito, Daiki 131.5-128.5/271.6
2. 42 Kubacki, Dawid 128.0-131.0/270.0
3. 41 Stoch, Kamil 127.0-131.5/269.1
4. 35 Freund, Severin 122.0-128.5/259.8
5. 33 Sedlak, Borek 122.5-126.5/254.7
6. 30 Yumoto, Fumihisa 128.5-134.0/252.0
7. 39 Takeuchi, Taku 117.5-131.5/249.8
8. 34 Karelin, Pavel 121.5-125.0/249.3
9. 36 Tochimoto, Shohhei 119.5-129.0/246.0
10. 40 Olli, Harri 116.5-132.0/245.6

Harri Olli her zaman olduğu gibi istikrarsız, Borek Sedlak her büyük tepede olduğu gibi şaşırtıcı, Severin Freund ise her zaman olduğu gibi Werner Schüster'in en iyisiydi.

Zaten zayıf bir kadro ile (David Unterberger, Andreas Strolz ve Thomas Diethart) gelen Avusturya ilk gün ikinci tura yalnızca Strolz'ü sokarken (23.) Heung Chul Choi belki de kariyerinin en güzel zamanlarını kendi coğrafyasında yaşadı, ilk günü 12. tamamlayarak.

Bu arada, ilk günden bir başka ilginç not, Simon Ammann'ın 136 metrelik tepe rekorunu
neredeyse aşacaktı Fumihisa Yumoto... 134 metre inanılmaz bir mesafeydi... Tabii düşmese daha iyiydi ama, olsun.



İkinci günde ise Polonya kendinden daha emindi, orası kesin. Stoch ilk yarış sonrası "Çok iyi bir yarış çıkardığımı düşünüyorum, antrenman programlarımız neredeyse aynı ama, artık her birimiz çok daha tecrübeliyiz, çok daha eminiz kendimizden" demişti, her ne kadar üstteki resimde endişeli gözükse de. Zaten yarış sonrası adeta bir Ömer Üründül "vöööeeyy"i gücünde sevindiğini gördük kendisinin.



"Yarın daha iyi olacak, buna kesinlikle eminiz" diyordu Kubacki de. Ayrıca kendisine sorulan "Polonya takımının sırrı nedir?" mealinde bir soruya da "Çok gizli dosyalarımız var" şeklinde espri yaparak karşılık vermişti. Gerçi, "biz küçükken kazana düşmüşüz, o yüzden bu kadar iyiyiz" falan dese daha güzel espri olurdu belki ama, olsun.

İkinci gün başlangıcı pek beklendiği gibi olmadı. 14. kapıdan başlayan atlayışların neredeyse ilk 10-12'si mesafe olarak tatmin edici olmadı. Yavaş yavaş ritmini bulan mesafelere de bu sefer kapı engeli kondu. 14. kapıdan 13. kapıya düştük.

Hal böyle olunca uçuşlar daha kısa mesafeli, puanlar daha tatmin edici oldu. Neredeyse ilk turun sonuna kadar, Mesafe hep 125 metre civarında kaldı. Son 125 metre civarı da şampiyona lideri İto'dan gelmişti zaten ilk turun son atlayışında.

İkinci tur ise çok daha heyecanlı oldu. Polonya-Japonya savaşına katılayazan Rusya ve Slovenya, Harri Olli, Severin Freund ve Borek Sedlak "acaba aralara serpişebilecekler mi?" dedirtseler de, aynı ilk turda olduğu gibi yarış sonunda da sıralama Polonya-Polonya-Japonya-Japonya şeklinde oldu.



Hakuba'da ikinci günün sonuçları:

1. 35 Stoch, Kamil 129.5-130.5/282.3
2. 36 Kubacki, Dawid 129.0-128.5/278.0
3. 26 Yumoto, Fumihisa 129.0-126.5/266.5
4. 37 Ito, Daiki 124.5-126.0/264.7
5. 31 Tochimoto, Shohhei 127.0-125.0/264.6
6. 18 Sliz, Rafal 127.5-131.0/261.8
7. 32 Freund, Severin 126.0-125.5/260.8
8. 33 Olli, Harri 126.0-124.5/258.2
9. 28 Sedlak, Borek 125.5-123.0/255.6
10. 34 Takeuchi, Taku 123.5-123.5/255.0

İlk on neredeyse ilk günle aynı denebilir. Sadece dünün şampiyonu podyumun dışında kaldı o kadar. Artık ona son iki yarışta çok ufak puanlar da yetecek. Uçan bıyık Hakuba'ya gelmeyince Dawid Kubacki de arayı kapadı, o da önemli. İlk üç değişmedi genel klasmanda;

01 Ito, D. 530
02 Malysz, A. 380
03 Kubacki, D. 345

Kubacki ustasını geçebilir mi? Yoksa acayip işler olur da usta şampiyon olabilir mi? Kalan ayaklarda cevabı göreceğiz...

27 Ağustos 2010 Cuma

SUMMER GRAND PRIX - HAKUBA (JAPONYA) YARIŞ ÖNCESİ

Summer Grand Prix'ye 1 ay ara verilmeden önceki son yarış Japonya-Hakuba'da yapılacak..




Genelde 60-70 kişinin katıldığı yarışlara, Hakuba'da 43 kişi teşrif etti.. Summer Grand Prix'nin sıralamasına büyük etki edecek bu durum, çünkü Daiki Ito ile aynı puanı paylaşan Adam Malysz Hakuba'ya gelmeyenlerin başında geliyor..

Diğer gelmeyenler: Thomas Morgenstern, Tom Hilde , Kalle Keituri, Gregor Schlierenzauer, Andreas Kofler, Wolfgang Loitzl, Martin Koch , David Zauner , Simon Ammann , Ahonen, Hautamaeki , Michael Uhrmann , Romoeren , Jakub Janda, Kranjec, Hajek....

Daiki Ito'nun en büyük 3 rakibi (Malysz,Morgenstern,Hilde) buraya gelmeyince önü çok açılacak..

Bu arada yarışa katılan 43 sporcunun 12'si Japon..

Podyumun en önemli favorileri; Ito , Kubacki ve Kamil Stoch..

Noriaki Kasai Sakatlandı


Summer GP'de Hakuba ayağı öncesi Noriaki Kasai resmi sitesinde yaptığı açıklamada sakatlandığını duyurdu. Noriaki Kasai Nagano'da kontrolden geçmiş ve kontroller sonunda sağ diz bağlarından sakatlandığı anlaşılmış. Noriaki Kasai inişten sonra kayağının çıkması sonucunda yaşandığını yazmış sitesinde. Bu sakatlık sonrasında en az bir ay tepelerden uzak kalacak Japon kayakla atlamacı. Summer GP'de sadece 8 puanı olsa da takımlar klasmanında 2. sırada yer alan Japonya için önemli bir sorun. Sezona yaklaşırken böyle ağır bir sakatlıkta hem bireysel hem de takımlarda Kasai ve Japonya'yı etkileyecektir.

26 Ağustos 2010 Perşembe

MARKALARIN REKABETİ




Kayakla Atlama'da 4 farklı markanın kayakları kullanılmakta. Bunlar; Fischer, Atomic , Elan , Rossignol. Fischer ve Atomic Avusturya yapımıyken, Elan-Slovenya, Rossignol ise Fransa yapımı. Fakat Kayakla Atlamacıların bir çoğu Fischer marka kayakları tercih ediyor.

Hangi sporcu hangi markayı tercih ediyor?


Fischer: Simon Ammann, Marcin Bachleda, Pascal Bodmer , Sebastian Colloredo, Severin Freund , Antonin Hajek , Stefan Hula, Dimitry Ipatov, Daiki Ito , Pavel Karelin, Noriaki Kasai, Kalle Keituri, Martin Koch , Andreas Kofler, Andreas Kuettel, Adam Malysz, Thomas Morgenstern, Harri Oli, Bjorn Einar Romoeren, Gregor Schlierenzauer, Martin Schmitt, Kamil Stoch , Tom Hilde, Dimitry Vassiliev...


Atomic: Janne Ahonen, Anders Bardal , Kazuyoshi Funaki, Matti Hautamaeki, Radik Zhaparov...



Elan: Volodymyr Boshchuk, Jernej Damjan , Janne Happonen , Lukas Hlava , Jakub Janda , Mitja Meznar...

Ros
signol: Emmanuel Chedal , Heung-Chul Choi , Vincent Descombes Sevoie...

25 Ağustos 2010 Çarşamba

Noriaki Kasai - Vikersund 1990, Ski Flying World Championships

Noriaki Kasai "V" tekniğini kullanmaya başlamadan önce.

1926 yılında Kayakla Atlama

once upon a time....

Kayakla Atlama Kazaları

Kayakla atlama seyretmesi zevkli ama icrası tehlikeli bir spor. Bazen televizyonda bize yaptıkları işi çok kolaymış gibi gösteren bu sporculara duyulması gereken saygıyı hatırlamak için bu görüntüleri seyredebilirsiniz.

Samet Karta TUR 72,5m Hinterzarten 2010

Muhammet Irfan Cintimar TUR 55m Hinterzarten 2010

Faik Yüksel ( Yaş 16)

mm

Kayakla Atlama Milli Takımımız Slovenya'da

Türkiye Kayak Federasyonu'nun yaptığı açıklamaya göre Kayakla Atlama Milli Takımımız 22 Ağustos-1 Eylül tarihleri arasında Slovenya'da kamp yapacak..


(Minik takımımız; Antrenör: Dr. Fatih Kıyıcı, Sporcular: Muhammet Ali Bedir, Talha Şimşek, Fatih Gül, Muhammet Ateş

Slovenya kampına katılacak antrenörler: Dr. Fatih KIYICI, Murat SERBES, Erhan DURSUN, Doktor Fatih TURALIOĞLU..

Sporcular ise; Serdar Talha ŞİMŞEK, Fatih GÜL, Bahadır YILDIZ, Salih Enes ARSLAN, Ahmet DELİKAYA ve Arda DEMİRCİÇEŞMESİ

24 Ağustos 2010 Salı

Şu Metris'in Önü

4 Tepe Turnuvası ritmine, neşesine girmişti kayakla atlama dünyası geçtiğimiz sene yılbaşı zamanında... Ta ki Matti ustadan garip bir haber gelinceye kadar. Zaten alkol sorunu olduğu, depresif bir halde olduğu biliniyordu ama, bu seferki haber üzücü değil, dehşet vericiydi. Karısını öldürmeye teşebbüs etmişti.

Geçtiğimiz Noel'de eski eşine alkollüyken bıçakla saldıran Matti Nykanen, bugün 1 yıl 4 aylık hapis cezasına çarptırıldı. Yaz Grand Prixleri öncesi sakatlıklarla boğuşan, sonradan, yeni yeni kendine gelen Finler için üzücü bir haber olsa gerek.

Bu arada hatırlatalım, 2005 yılında başka bir arkadaşına yine bıçakla saldıran Matti usta, o zamanlarda da 1 yıllık hapis cezası almıştı... İlk defa gitmiyor yani...